<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019</id><updated>2012-02-13T23:27:13.507+02:00</updated><category term='Devlet baba bize yardım etsin'/><category term='Ben sizi anlamıyorum...'/><category term='Kutlanası günler'/><category term='Kültür eylemleri :)'/><category term='Kızsal Muhabbetler'/><category term='Acil durumda bakınız köşesi'/><category term='Dumur denizinde balık oldum'/><category term='Benden...'/><category term='Paçozlukta sınır tanımayanlar...'/><category term='İdrak yolları tıkanıklığı'/><category term='&quot;Ben sizi anlamıyorum...&quot; köşesi'/><category term='Akla zarar...'/><category term='&quot;Dön de kendi d.... ört&quot; köşesi'/><title type='text'>bıdı-bıdı ve bada-bada... :)</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>283</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-7630955018083259699</id><published>2012-02-12T00:30:00.002+02:00</published><updated>2012-02-12T00:30:40.813+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Acil durumda bakınız köşesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kızsal Muhabbetler'/><title type='text'>14 Şubat kabusu</title><content type='html'>Bugün ayın 12'si... Kaldı mı 2 gün?! Şu anda birileri "Allahım, ne hediye alsam???!" konulu kıvranıyor. Hatun kişilerin bir kısmı "tek taş" beklentisinde... Aslında adamların pek umuru değil. Kazasız belasız Sevgililer Günü'nü "Sevgililer Dünü"ne çevirme derdindeler sadece. Onlar için en büyük hediye aldıkları ya da alamadıkları bir hediye yüzünden kavga etmeden günü tamamlayabilmek. :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan 12 yıl önce, sevgiliyle birlikte karşıladığımız ilk Sevgililer Günü'nde ne yaptığımızı düşündüm geçenlerde. Birlikteliğimiz henüz çok yeni olduğu için bu tür konulara takılıp takılmadığını pek bilmiyordum. Zira kendisi son derece duygusal ve de kibar biri olduğu için, bu günü önemsiyor olabilirdi. Gel gör ki ben de zoraki yapılan her türlü zımbırtıya sonuna kadar karşı olan biri olduğum için 14 Şubat yaklaştıkça yay kıvamında geriliyordum. Böyle durumlarda kız arkadaşlar imdada koşar. "Ben bu adama ne alayım???" konulu taciz telefonlarıma, yakın arkadaşlarımdan birinden şöyle bir öneri geldi: "Şık ama amacından sapan bir anlam içermeyen hediye seçmen lazım" Yani? Yanisi şu: Adama işlevsel ve şık bir hediye almak lazım ama bu hediyenin birlikteliğimize gereğinden fazla derin anlamlar yükleyebilecek çağrışımlar yapmaması lazım. Çünkü adam mutlu olsun diye yapacağınız duygusal bir jest adamı çok korkutabilir. Malum, adamların freni patlamış kamyon gibi kadınların üstlerine gelme huyları vardır ama kadınlar bu harekete aynı şiddette karşılık verirlerse adamlar tırsabilir. Böyle değişik, dengesiz bir doğası var adam milletinin. Neyse... Dağılma okuyucu, topla dikkati!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasıl, adama şık ve de işlevsel bir hediye seçildikten sonra sıra geldi o gün için plan yapılıp yapılmayacağına... O güne kadar sevgiliden çıt çıkmadığı için, özel bir plan yapılmayacağına dair umudumu korumakla birlikte, sürpriz yapma olasılığı da boğazımı sıkan bir ihtimal olarak yerini korumaya devam etti. Ama korkunun ecele faydası olmadığı için 14 Şubat günü gündüzden bir araya geldik. Boğazı sıkılıyormuş gibi hisseden birinin yapabileceği kadar gülümsemeye çalışarak "Bak ben sana ne aldım..." diye bir hediye paketi uzattım. Normalde olsa böyle mi olur? Kendi kendine bulabileceği bir yere güzel bir notla birlikte saklarım falan... Ama 14 Şubat bütün enerjimi aldığı için paketi eline tutuşturuverdim. Hemen karşı ateş açtı: Bana alınmış bir hediye. Baktım, paketi bana uzatırken surat ifadesi neredeyse benimkiyle aynı! Bir umut doğdu içime. Paketleri açtık. Karşılıklı teşekkürler edilip, öpücükler verildikten sonra ben dayanamayıp, "Birtanem, benim sana söylemem gereken birşey var" şeklinde korkunç bir cümleyle konuya giriş yaptım. Biri bana bu cümleyle gelse kalp krizinden ölebilirim. :)) Neyse ki adamcağız sükunetle karşıladı ve sonuna kadar dinledi beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca dedim ki "Ben kişiye ya da çiftlere özel olmayan her türlü özel gün dayatmasına karşıyım. Doğum günümü unutursan seni vururum ama n'oooolur 14 Şubat gibi şeylere takılmayalım. İnanmadığım, sevmediğim için zoraki yapıyorum ve nefret ediyorum." Ben cümlenin bitişiyle birlikte asılmış bir surat beklerken, sevgilinin yüzü aydınlandı. "Oh be!" dedi. "Ben de tam olarak böyle düşünüyorum ama sen önemsersin diye sesimi çıkaramamıştım" Bir an sessizlik oldu ve karşılıklı gülmeye başladık. Sonra durdu, "Maç izlemeye gidelim mi?" diye sordu. Kendisi koyu bir Galatasaraylı ve ben de Fenerbahçeli iken kalkıp Fenerbahçe-Galatasaray maçı izlemeye gittik. 14 Şubat zımbırtısından başarılı bir biçimde kurtulduğum için "Ay ben maç da sevmem. Gitmesek olmaz mı?" diye sorup şansımı zorlamadım tabi. :)) O heyecan içinde maçı seyrederken ben de onu seyrettim. ;) Darklarımızı içtik. Maç sonrası saatlerce konuştuk, güldük. Çok güzel bir gece geçirdim. Sonra yıllarca süren ilişkimiz boyunca bir defa bile böyle şeylere takılmadık. Ama yıldönümlerimizi ve doğum günlerimizi hep çok severek kutladık. Belki 14 Şubat onun için anlamlı olsaydı, sadece mutlu olsun diye yine ona katılırdım, yine kutlardım ama böylesi ikimiz için de daha dürüstçe oldu. Hoşlanmadığımız bir şeyi her yıl yapmak zorunda kalmaktan kurtulduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum, bu yazıyı okuyan bazı insanlar benden nefret edecek ama bir düşünün: Adamın / kadının hiç umurumda olmayan birşeyi zorla kutlattırmak ne kadar romantik olabilir?!!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-7630955018083259699?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/7630955018083259699/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=7630955018083259699' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7630955018083259699'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7630955018083259699'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2012/02/14-subat-kabusu.html' title='14 Şubat kabusu'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-2774246774011927486</id><published>2012-02-11T02:23:00.000+02:00</published><updated>2012-02-11T02:23:00.441+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Sessiz....................</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bazen...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bazen susmak gerekir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Susma zamanıdır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOGGER-youtube-video" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" data-thumbnail-src="http://0.gvt0.com/vi/pyM-g8GpPPA/0.jpg"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/pyM-g8GpPPA&amp;fs=1&amp;source=uds" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;embed width="320" height="266"  src="http://www.youtube.com/v/pyM-g8GpPPA&amp;fs=1&amp;source=uds" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=pyM-g8GpPPA"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=pyM-g8GpPPA&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-2774246774011927486?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/2774246774011927486/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=2774246774011927486' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/2774246774011927486'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/2774246774011927486'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2012/02/sessiz.html' title='Sessiz....................'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-8561252927834582484</id><published>2012-02-04T16:21:00.000+02:00</published><updated>2012-02-04T16:30:54.660+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kızsal Muhabbetler'/><title type='text'>Gözlük, ruj, ajanda, ayna ve bir de navigasyon cihazı</title><content type='html'>Fi tarihinde bir akşam üzeri Garcia aradı ve "İş çıkışı 8. Cadde'de buluşalım mı?" dedi. O günüm kötü geçtiği için bütün huysuzluğum üzerimdeydi. Direk eve gitmek istiyordum ama kırmamak için "8. Cadde hangisiydi?" diye sordum. Garcia gülmeye başladı. "Bunda gülünecek ne var?" diye düşünüyorsanız şu bilgiyi sizlerle paylaşmamda fayda var: O dönem ben, yeryüzündeki hiçbir yeri en az 5 defa gitmeden bulamayan bir insandım. Hani bana deseniz ki "Çık arabayla, İstanbul'da buluşalım", emin olun ki 1 gün sonra sizi Giresun'dan arayabilirdim, "Sanırım ben yolu biraz karıştırdım" diyerek :P Hatta, haftada iki defa otobüsle gittiğim bir kurs vardı ve ben Akbank şubesini görünce otobüsten inip kursun sokağına sapıyordum. Derken, adamların şubeyi kapatacağı tutmuş. Dikkatimi yola vermiş olmama rağmen Akbank şubesini bulamadığım için şehrin bir ucuna gitmişliğim vardır. Bu kadar umutsuz durumdaydım yol bulma konusunda, düşünün! :) (Garcia bunu, yolda giderken etrafıma dikkat etmeyişime bağlıyor.) Bu bilgi ışığında, "Garcia gülmeye başladı" cümlesinin daha anlamlı bir hale geldiğini düşünerek devam ediyorum: Garcia gülmeye başladı ve bana "Çok kolay. Bak şimdi..." diyerek yolu tarif etti. Gerçekten de tarif son derece basit (benim için bile) ve anlaşılır (ben bile anladım) bir tarifti ve dediği her şeyi yaparsam kaybolmam mümkün değildi. Ben de çıktım yola.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediği her şeyi yapmış olmama rağmen, saçma bir noktada kafama göre davranmış olacağım ki 8. Cadde'yi bir türlü bulamadım. Birkaç tur attıktan sonra da Garcia'yı arayıp telefonda bir güzel haşladım: "Zaten iğrenç bir gün geçirdim! Sen bir de beni bu akşam trafiğinde Bahçeli'ye getiriyorsun! Üstelik yol bulma konusunda ne kadar kötü olduğumu da biliyorsun!&amp;nbsp;Zaten iğrenç bir gün geçirdim! Dalga mı geçiyorsun? Özellikle mi yapıyorsun? Daha çok delireyim diye mi? Hayret birşey arkadaş! Bu kadar bencil olunur!&amp;nbsp;Zaten iğrenç bir gün geçirdim...." Bu "iğrenç gün" meselesine de o kadar takılmışım ki o konuşmada kaç defa söylediğimi hatırlamıyorum. Söyleyebileceklerim, tekrarlarla birlikte birkaç paragraf sürüp sona erdikten sonra bir de ağlamaya başladım. [Garcia hala bu durumu PMS'ye bağlıyor :))] O dakikaya kadar telefonda sessizce beni dinleyen Garcia "Bebeğim, etrafına bir bakar mısın ne görüyorsun?" diye sordu (Adamdaki sabıra bak!). "Bühüüüü.... Bilmiyoruuuum... Binalar var... Üüüüüü.... " dedim. Garcia, "Daha belirgin birşey söyle canım" dedi. "Önümdeki binaların arkasında, çok uzaktan Gazi'nin logosunu görüyorum" dedim. "Tamam, sen bekle, geliyorum ben" dedi. Ve 5 dakika sonra geldi. Şaka gibi! Adam eliyle koymuş gibi beni buldu. Gazi'nin logosunun nereden nasıl göründüğünü ne biliyorsun be adam? Sen nasıl bir canlısın böyle navigasyon cihazı gibi?! Beni bulmuş olmasına çok sevinmiş olmakla beraber (sanki başka bir şehirde kayboldum), böyle kolayca bulmuş olmasına da ayrıca uyuz oldum. Neyse ki o bunlara hiç takılmayıp, "Kıyamam, ağlama..." diye sarıldı, sakinleştirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında işin içine gözyaşları karışmamakla birlikte böyle çok olay yaşadık. Ben sürekli Garcia'yı arayıp, "Garcia'cığım, şu anda şu noktadayım, şuraya gitmek istiyorum, nereden gitmeliyim?" gibi sorular sordum. O da her seferinde nokta atış tarifler verdi bana. Hatta yine yolumu bulamadığım bir iki seferde diyalog şöyle gelişti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Joujou: Garcia, kayboldum. yardım et!&lt;br /&gt;Garcia: Etrafında ne var?&lt;br /&gt;Joujou: Yeşil çöp kutusu!&lt;br /&gt;Garcia: Tamam, bekle, geliyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam, bildiğin navigasyon cihazı. Bu kadar olur! :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda duırumum çok çok daha iyi. 8. cadde vakasından sonra bana sinir geldiği için etrafıma daha fazla dikkat etmeye başladım. Olmadık yerlere hiçbir şey sormadan tek başıma gidip Garcia'yı şoktan şoka sürükleyebiliyorum. Ama o zamandan beri hep dikkatimi çeken birşey var: Eğer ben öyle krize girmiş ağlarken "Amaaaan! Hiç çekemeyeceğim!" mantığıyla hareket edip, beni tersleseydi ya da bulduğunda dalga geçseydi, hala hayatımda gözüm kapalı güvenebileceğim insanlar listesinde en başlarda yer alıyor olmayacaktı. Sabır ve şefkat kadınlar için önemlidir. İniş-çıkışları keskin olanlar için daha da önemlidir. ;)&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-8561252927834582484?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/8561252927834582484/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=8561252927834582484' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/8561252927834582484'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/8561252927834582484'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2012/02/gozluk-ruj-ajanda-ayna-ve-bir-de.html' title='Gözlük, ruj, ajanda, ayna ve bir de navigasyon cihazı'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-7910079019720350443</id><published>2012-02-04T04:22:00.001+02:00</published><updated>2012-02-04T04:22:37.862+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Yavaşça...</title><content type='html'>Tık... tık... tıkır tıkır tıkır... Klavyede gezinen parmaklarım... Saatlerdir, belki de günlerdir aklımda dönüp duran kelimeler... Tık... tık... tıkır tıkır tıkır... Bir yandan da tik tak tik tak... Hızla geçiyor, farkındayım. Ama kelimeler bir türlü birbirinin elinden tutmuyor. Bir tanesini yazdığımda, ötekini de sürükleyip getirmiyor. Aslında korkuyorum... Nedenini bilmeden korkuyorum... Parmaklarımın hızlanmasından, benden bağımsız, kelimeleri bembeyaz boşluğa sıralamasından korkuyorum. Bilmediğim değil ama duymadığım şeyleri sıralarlar diye korkuyorum. Bildiğim, duymadığımdan farklı mı? Değil ama henüz duymadım. Şimdilik yok sayabilirim. Sonsuza kadar kulaklarımı da tıkayabilirim. Belki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarkısına başlıyor yavaşça... Yumuşak... Yazıp yazmamak arası duraksadığım her kelimede O bir cümle daha söylüyor. Notalarla birlikte sesi de yükseliyor. Ben bir kelime daha siliyorum ve o bir perde daha yükseltiyor sesini. Beni zorlamak ister gibi. Kararsızlığımı yenmek, kelimelerimi serbest bırakmak ister gibi. O sesini yükselttikçe benim direncim kırılıyor. Boşluğa düşüyormuş gibi hissediyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOGGER-youtube-video" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" data-thumbnail-src="http://3.gvt0.com/vi/x1i7pevupAM/0.jpg"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/x1i7pevupAM&amp;fs=1&amp;source=uds" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;embed width="320" height="266"  src="http://www.youtube.com/v/x1i7pevupAM&amp;fs=1&amp;source=uds" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=x1i7pevupAM"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=x1i7pevupAM&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-7910079019720350443?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/7910079019720350443/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=7910079019720350443' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7910079019720350443'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7910079019720350443'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2012/02/yavasca.html' title='Yavaşça...'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-3973237827210364363</id><published>2012-01-29T14:50:00.001+02:00</published><updated>2012-01-29T14:50:54.783+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Gülümseyen günaydın</title><content type='html'>Çankaya Belediyesi bir süredir sokakların temizliği için kadın işçiler de kullanıyor. İşe giderken her sabah onları tertemiz kıyafetleri içinde özenle çalışırken görüyorum. Sanki evlerini temizler gibi titizlikle çalışarak sokakları süpürüyorlar. Geçerken duruyorum, "Günaydın. Ellerinize sağlık!" diyorum. Önce şaşırıyorlar, sonra gülümsüyorlar bana. Teşekkür ediyorlar. Onların bu çabası para kazanmak, geçinmek için ama yaptıkları iş benim hayatımı kolaylaştırıyor. Güzelleştiriyor. Bunun için teşekkür ediyorum onlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen pazartesi, yine işe giderken bir baktım ki gece yağan karın tamamen kapladığı sokaklar yine Çankaya Belediyesi'nin işçileri tarafından temizleniyor. 7 tane işçi karşılıklı kaldırımlarda karları temizliyorlar. Biz rahat yürüyebilelim diye. Geçerken onlardan izin istedim ve "Kolay gelsin, ellerinize sağlık. Sağolun!" dedim. Adamların hepsi bir anda durdu. Küreklerine dayanıp bana baktılar ama inanamaz gözlerle! Bir tanesinin gözleri buğulandı ve bana "Sen sağol bacım!" dedi. Küçücük ve fazla fazla hakettikleri bir teşekkürün onları bu hale getirmesine de ben inanamadım! Sonra düşündüm ki sabah o kaldırımdan sanki onlar orada değilmiş gibi geçen bir sürü insan olmuştu. Sanki yoklarmış gibi, görünmezlermiş gibi. Sokak lambasından ya da trafodan farksızlarmış gibi. Hiç oralı olmadan, hatta belki yolu tıkadıkları için sinirlenerek geçip gittiler yanlarından. Belki işçiler de farklı bir tavrın beklentisi içinde olmadıklarından çok umursamadılar ama ya o sabah? Aceleyle servise yetişmek için neredeyse koşar gibi yürüyen bir kadın onları gördü, durdu ve teşekkür etti. Belediye tarafından bu işi yapmak üzere görevlendirilmişlerdi. Sonuçta bu bir "görev"di ama bu kadının hayatını kolaylaştırmışlar ve belki de yaşayabileceği olası bir "kayarak düşme" kazasının da önüne geçmişlerdi. Kadın onlara bunlar için teşekkür etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hergün bir çok yerde, çeşitli görevlerde karşımıza çıkan bu görevliler de insan. Sokaktaki herhangi bir nesneden ayırt etmeksizin yanlarından geçip gittiğiniz, bir gişede selamsız sabahsız para uzattığınız, aldığınız sebzeleri tartması için yüzüne bile bakmadan poşeti uzattığınız, kayıt formunu doldurup önüne attığınız, sabahları kapınıza ekmek ve gazete bıraktığı halde dışarda tanımazdan geldiğiniz bu kişilerin hepsi insan. Nesne değiller!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen sene hastanenin kayıt bankosundaki adama elimdeki formu uzatırken gülümseyerek "Günaydın!" dediğimde adamın verdiği tepkiyi hiç unutamam: Önce elindekileri masaya bıraktı. Başını kaldırıp bana baktı ve "İşte bu! Bir günaydın... Tek beklediğimiz bu!" dedi... Belki farkında değiliz ama emin olun hepimizin beklentisi bu: Gülümseyen bir günaydın. İnanın, çok farkediyor! Hem sizin hem de o insanların hayatında...&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-3973237827210364363?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/3973237827210364363/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=3973237827210364363' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/3973237827210364363'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/3973237827210364363'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2012/01/gulumseyen-gunaydn.html' title='Gülümseyen günaydın'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-5837522220652323124</id><published>2012-01-27T01:13:00.002+02:00</published><updated>2012-01-27T01:13:33.438+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>İlk nefesin tadı unutulmaz arkadaş!</title><content type='html'>Sigarayı deli gibi seversiniz. Hayatınızda çok önemli, çok geniş bir alan kaplar. Bırakmayı asla istemezsiniz. Hatta bunu aklınızdan bile geçirmezsiniz ama... içten içe sizi kemirdiğini bilirsiniz. Verdiği keyifle birlikte hiç geçmeyen bir vicdan azabını da birlikte sunar size. O kadar tutkulusunuzdur ki "Başımla birlikte!" der, kabul edersiniz. Ama bir gün devam edemeyeceğiniz bir an gelir. Acılar içinde vazgeçersiniz. Unutmak, atlatmak çok zaman alır. Rüyalarınıza girer... Eliniz paketlere gider, zor tutarsınız. Olmadı, oturup hüngür hüngür ağlarsınız ama bırakırsınız! İlk zamanlar sık sık, sonrasında ara sıra kendini hatırlatır size. Yine de dönmezsiniz. Zaman geçer... Her geçen yılla birlikte biraz daha uzaklaşırsınız. Biraz daha az zorlar özlemi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bir gün, keyifli bir masada biri bir tane uzatır. "Yak bir tane!" der. Aklınız eskilere gider. Çektiğiniz ilk nefesin unutulmaz tadını, ciğerlerinizde hissettiğiniz dumanın sizi saran hissini hatırlarsınız. Nasıl tutkuyla bağlı olduğunuzu... Nasıl sevdiğinizi... Hepsini hatırlarsınız. "Bırakmak zor mu olmuştu? Olsun... Yine bırakırım... Bırakabilir misin? Bırakırım... Acı çekmez misin? Çekerim ama değer... Tek bir sigara için mi değer? Evet, değer!" der misiniz? Döner misiniz? Aynı şeyleri yeniden yaşamayı göze alır mısınız? Yeniden yapabileceğinizi bilseniz bile göze alır mısınız? Esas mesele budur!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-5837522220652323124?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/5837522220652323124/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=5837522220652323124' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/5837522220652323124'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/5837522220652323124'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2012/01/ilk-nefesin-tad-unutulmaz-arkadas.html' title='İlk nefesin tadı unutulmaz arkadaş!'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-1946245555188141192</id><published>2012-01-25T00:25:00.000+02:00</published><updated>2012-01-25T00:25:04.022+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kültür eylemleri :)'/><title type='text'>Ejderha Dövmeli Kız</title><content type='html'>Sosyalleşememe problemi olan, içine kapalı hacker Lisbeth Salander ile bir komploya kurban gitmiş, kafası ve hayatı fena halde dağınık gazeteci Mikael Blomkvist'i hangi filmde bir arada seyrederim derseniz, yanıt Ejderha Dövmeli Kız olacaktır. Bundan sonraki satırlarda bu filmi didikleyeceğim için de seyretmemiş olanlar okumasınlar derim ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;object class="BLOGGER-youtube-video" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" data-thumbnail-src="http://1.gvt0.com/vi/tcp9Ysi75f0/0.jpg" height="266" width="320"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/tcp9Ysi75f0&amp;fs=1&amp;source=uds" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;embed width="320" height="266"  src="http://www.youtube.com/v/tcp9Ysi75f0&amp;fs=1&amp;source=uds" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Film, Mikael'in açıklamadığı bir kaynaktan aldığı tüyoyu iyice araştırmadan haber yapması ve haberin balon çıkması sonucu, habere konu olan adamın kendisine dava açması ile başlıyor. Asılsız haber yaparak karalama suçundan ceza alıyor ve tüm malını mülkünü ve de gazeteci olarak itibarını kaybediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer tarafta kendisinin attığı her adımı takip eden minik dedektif Lisbeth Salander var ki kendisi aynı zamanda bir hacker. Mikael bu saçmalıklarla uğraşırken; Lisbeth bir yandan onu araştırıyor, diğer yandan da ara sıra görüşme yapmak ve de bu görüşmeler sırasında "Bakın ne kadar uyumlu ve de sosyal bir kişiyim. Sevin beni!" imgesi çizmek zorunda olduğu, ağır sapık sosyal görevliyle uğraşıyor. Filmin ilk yarısının sonuna kadar bu ikisinin ne zaman ve nerede bir araya geleceği konusu soru işareti olarak kalıyor. Lisbeth'i, Mikael'i araştırması için tutan ailenin derdi ise Mikael'in araştırmacı özelliğinden faydalanarak 40 yıl önce kaybolmuş olan kızkardeşlerinin başına ne geldiğini öğrenebilmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin ilk yarısı Mikael açısından gayet heyecan verici ilerlese de Lisbeth o kadar şanslı olamıyor. İlk görüşmede sosyal görevlinin tacizine uğrayan Lisbeth, ikinci görüşmede aynı adamın tecavüzüne uğruyor. Başına bu kadar korkunç bir şeyin gelebileceğini öngörebildiği için de gizli kamera ile herşeyi kaydediyor. Bir sonraki görüşmede ise adamdan müthiş bir biçimde intikam alıyor. Bu kısmı kısa geçiyor olmamın nedeni ise bu sahnelerin bana çok ağır gelmiş olması. Özellikle o tecavüz sahnesinde Lisbeth'in çaresizliği ve attığı çığlıklar, sahne bittikten çok sonrasında bile devam eden bir "nefes alamama" durumuna neden oldu bende. Bir canlının, bir başka canlıya bunu yapabilmesi fikri, izlediğim sahnenin dehşetinin defalarca katlanmasına neden oluyor. Sonrasındaki intikam sahnesi bile tecavüz sahnesinin bende yarattığı darlanma hissini geçirmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak paralel zamanlarda ilerleyen bu iki hikaye, Mikael'in araştırmaları sırasında bir asistana ihtiyaç duyması ve ailenin avukatının kendisine Lisbeth'i önermesiyle kesişiyor ve olaylar ilerliyor. Filmin geneline baktığınızda 2 ayrı konunun ilk yarının sonunda bir araya gelip üçüncüyü çözmeye çalışması gibi basit bir sonuca ulaşılabilir. Lisbeth Salander karakteri gerçekten çok ilginç ve işlemeye çok uygun olduğu için ağırlık neden onun üzerine verilmemiş, anlayamadım. Gerçekten de 3 ayrı ağırlığa bölündüğü için hepsi de havada kalan 3 parça izlemiş oluyorsunuz. Hatta bu parçalar bir araya geldikleri halde o kadar ayrı duruyorlar ki film bittiğinde "Eee?" diyorsunuz. Yani filmin ismini bile sorgular hale geliyorsunuz. Çünkü eğer kadın karakter filme ismini verdiyse bir ağırlığı, onun etrafında dönen bir hikayesi olması daha tatmin edici bir sonuca götürebilecekken, bu haliyle iyice pişmeden fırından çıkarılmış bir yemeğe benziyor. Yani filmden çıkınca "Bir Lisbeth Salander bu kadar harcanabilir!" diyorsunuz. Çok net.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, belirtmeden geçemeyeceğim: Lisbeth Salander karakterine hayat veren Rooney Mara çok başarılı. Gerçek hayatta müthiş bir gülümsemeye sahip olan bu kadın nefis bir Lisbeth Salander çıkarmış gerçekten. Bu filmin orjinal versiyonunu da izlediğim için rahatlıkla söyleyebilirim ki Rooney Mara çok daha iyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-MfJoaKAFiEU/Tx8u6zKgH3I/AAAAAAAAAXc/MDXSwYKSvPA/s1600/RooneyMara.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="242" src="http://2.bp.blogspot.com/-MfJoaKAFiEU/Tx8u6zKgH3I/AAAAAAAAAXc/MDXSwYKSvPA/s320/RooneyMara.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Seyretmeyin diyemem ama bu filme ciddi beklentilerle gitmeyin. Rooney'i seyredin yeter. ;)&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-1946245555188141192?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/1946245555188141192/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=1946245555188141192' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/1946245555188141192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/1946245555188141192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2012/01/ejderha-dovmeli-kz.html' title='Ejderha Dövmeli Kız'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-MfJoaKAFiEU/Tx8u6zKgH3I/AAAAAAAAAXc/MDXSwYKSvPA/s72-c/RooneyMara.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-9003592961675153998</id><published>2012-01-22T18:35:00.001+02:00</published><updated>2012-01-22T18:35:53.612+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kültür eylemleri :)'/><title type='text'>The Iron Lady</title><content type='html'>Meryl Streep bir filmi izlemek için başlı başına bir nedendir bence. O yüzden The Iron Lady benim merakla beklediğim bir filmdi. Buradan itibaren filmi didiklemeye başlayacağım için izlemeyi planlayanlar okumasınlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle filmin baştan sona son derece karanlık bir film olduğunu söylemeliyim. Bunda Londra'nın konuya fon oluşturması ve Thatcher'ın evinin son derece karanlık bir ortam olarak gösterilmesinin etkisi büyük. Ama bu karanlık etkinin asıl nedeni filmin Thatcher'ın hayatının yaşlılık dönemini ele alması. 35 yaşından küçüklerin Margaret Thatcher'ın ne demek olduğunu bilmesi mümkün değil. Onun, tarihin o dönemindeki rolünü kavrayabilmeleri zor... Thatcher kelimenin tam anlamıyla bir efsanedir. "Demir Leydi" lakabını da boşuna almamıştır. Thatcher, soğukkanlı ve kararlı yapısı sayesinde, olayları kendi tarzında çözebilme yetisine sahip bir liderdi. Sakin görüntüsünün altında yaşayan müthiş otoriter kişilik aldığı kararlara da yansırdı. Başbakanlık yaptığı dönemde politikanın ilginç bir biçimde şekillenmesine neden olmuş ilginç bir kişiliktir. Böyle bir kadın politikacıyı anlatmak isteseniz nasıl bir film çekersiniz? Bu filmle ilgili asıl soru bu işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu film, Thatcher'ın iyice yaşlanmış haliyle tek başına bir markette beceriksizce alışveriş yapmaya çalıştığı sahneyle açılıyor. Süt almaya çalışan Thatcher'ı ne market çalışanları ne de diğer müşteriler tanımıyor. Sonra güçlükle evine ulaştığında, tek başına alışverişe gittiği için yardımcısından azar işitiyor. Filmin başından sonuna, çoktan ölmüş olan kocasının hayaliyle konuşuyor. Hatta konuşmakla kalmıyor, onunla yaşıyor. Aklına gelen her eski anıyla birlikte, Thatcher'ın sıradan bir kasaba kızından güçlü bir politikacıya dönüşmesi sürecine dair&amp;nbsp;kısa kısa&amp;nbsp;detayları izliyoruz. Ama hepsi bu. Çünkü bu detaylar hiçbir anlamda doyurucu değil ve filmi elden ayaktan düşmüş eski bir politikacının dramı olmaktan öteye sürükleyemiyor. Thatcher gibi tarihi bir kişiliğin neden bu kadar önemli olduğuna dair yeni nesle doğru düzgün bir anlatım sunmuyor. Vaktimizin büyük bir kısmını anıları ve halisünasyonlarıyla yaşayan zavallı yaşlı bir kadına acımakla geçiriyoruz. Doğal olarak ilk soruya dönünce, yani "Böyle bir kadın politikacıyı anlatmak isteseniz nasıl bir film çekersiniz?" sorusuna dönünce yanıt şu oluyor: Bu muhteşem kadın hangi akla hizmet böyle anlatılmış, anlamak mümkün değil. Bu filmin özel izinle bu şekilde çekilmiş olması da ayrıca hayret verici bir konu bence...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan Meryl Streep o kadar başarılı ki tarif etmekte zorlanıyorum. Nefis bir makyajla çok yaşlı bir Thatcher'ı oynarken, bir anda 40'larında, 50'lerinde bir Thatcher görebiliyorsunuz ve gerçekten de gördüğünüz kişi Margaret Thatcher. Zannederim bu kadın hiçbir filminde bu kadar kendinden sıyrılmamıştır. Öyle muhteşem bir oyunculuk sergiliyor ki film Streep'in ağırlığıyla eziliyor. Bu film, büyük olasılıkla yönetmeniyle değil, Streep'in oyunculuğuuyla hatırlanacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IMDB filme 6.2 puan vermiş. Ben filmi hiç beğenmedim ama Streep düşünüldüğünde, izleyicinin bu puanı sadece onun hatırına verdiğine inanabilirim. İzlemeyin diyemem. Gerçekten iyi bir oyuncu izlemek isterseniz, kaçırmayın derim.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-9003592961675153998?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/9003592961675153998/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=9003592961675153998' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/9003592961675153998'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/9003592961675153998'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2012/01/iron-lady.html' title='The Iron Lady'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-3393587414080398090</id><published>2012-01-22T04:26:00.003+02:00</published><updated>2012-01-22T04:26:59.919+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Alvin Lee</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOGGER-youtube-video" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" data-thumbnail-src="http://0.gvt0.com/vi/LQdtU4MmTYw/0.jpg"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/LQdtU4MmTYw&amp;fs=1&amp;source=uds" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;embed width="320" height="266"  src="http://www.youtube.com/v/LQdtU4MmTYw&amp;fs=1&amp;source=uds" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Gece 04.26 itibariyle sizlerle bu şarkıyı paylaşıyorum sevgili okuyucu. Esen kal.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-3393587414080398090?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/3393587414080398090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=3393587414080398090' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/3393587414080398090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/3393587414080398090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2012/01/alvin-lee.html' title='Alvin Lee'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-3795920840349020907</id><published>2012-01-09T21:08:00.000+02:00</published><updated>2012-01-09T21:08:57.789+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Kafamda...</title><content type='html'>Paketi dikkatlice açtım. Kutuyu masanın tam ortasına koydum ve bir süre üstündeki resme baktım. Sonra teker teker içindekileri ayırmaya, gruplandırmaya başladım. Sevdiğim bir şarkı çaldı radyoda. Biraz mırıldandım. Sonra daldım... Elimdeki parçayı yere düşürdüm. Almak için eğildiğimde birkaç tanesi daha diğerinin yanına düştüler. Hepsini toparladım. Bir çerçeve çizmeye başladım. Uzun sürdü. Bir parçanın eksik olduğunu farkettim ama aramaya çok üşendim. Kutunun içinde olduğundan emindim nasıl olsa. Parçalardan birini aldım, karşılaştırdım resimle. Yerini bulup yerleştirdim. Bir tane de kafamda... Sonra bir tane daha... Bir tane daha... Bazılarını bir türlü bir yere oturtamadım. Uğraşmayı bırakmakla birlikte, gözümün önünde olsunlar diye kenara ayırdım. Resim ortaya çıktıkça kendi yerlerini belli edeceklerinden emindim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbirine deli gibi benzeyen aynı renkte şekiller vardı... benim tarafımdan birleştirilmeyi bekleyen. En çok onlarda zorlandım. Bir tanesi tamamen uyumsuz gibi görünüyor olabilirdi. Ona da başka bir açıdan bakmak gerekliydi. Ben başka açıdan bakınca o da kendi etrafında dönerek ait olduğu yere yerleşti... Bir tane de kafamda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bir baktım, saat oldukça geç olmuş ama henüz ben işimi bitirememişim. Resmin tamamı bitmemiş olsa da oldukça yol aldığımı farkettim. Bitince neye benzeyeceğini görebiliyordum. Sırtımın ağrısını duymazdan gelip uyumaya gittim. Boşlukların nelerle dolacağı belliydi. Hepsi kafamda...&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-3795920840349020907?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/3795920840349020907/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=3795920840349020907' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/3795920840349020907'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/3795920840349020907'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2012/01/kafamda.html' title='Kafamda...'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-6350382975758631841</id><published>2011-12-31T13:37:00.001+02:00</published><updated>2011-12-31T13:37:37.320+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kutlanası günler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Joujou'nun geleneksel yeni yıl yazısı...</title><content type='html'>Geleneksel yeni yıl yazımı yazmak üzere klavye başına geçeli 1 saatten fazla olmasına rağmen tek kelime yazamamış olmamı, son zamanlarda kendimi deli gibi didiklediğim için yara bere içinde kalmış olan zavallı beynimin yorgunluğuna bağlıyorum... şeklinde bir uzun cümle kurabiliyorsam da tam olarak uçmamışımdır diye düşünüyorum :P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2011 tam anlamıyla ortalama bir yıldı. Yani kötü ya da iyi diye genel bir niteleme yapmam mümkün değil. Ama yıl boyunca bende "ödünç alınmış" hissi yarattı. Bir türlü ısınamadım. Sahiplenemedim. Hep bir yanım 'bitsin' diye bekledi. Bitsin ve tam olarak kendimi içinde hissedeceğim yeni bir yıl başlasın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yılın bana &lt;b&gt;geri getirdiği&lt;/b&gt; en anlamlı şey ise gözü kara yanım oldu. Bir nedenle derinlerde saklamış olduğum Joujou, yaz aylarında karşısına çıkan bir fırsatla birlikte, hayatta hiçbir şeye bağlı olması gerekmediğini hatırlayınca, kendine geldi. "Sen, deli gibi tutkunu olduğun sigarayı bıraktın. Herşeyi, herkesi bırakabilirsin!" dedi. Böylece, bir süredir kendisini esir alan saçma ruh halinden sıyrılmak suretiyle yılı tamamladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hayat sürprizlerle dolu" sözü benim için birkaç defa ispatlandı bu yıl. Kimisi çok şaşırtıcı, kimisi sersemletici, kimisi de yüreğime dokunan şeylerdi. Hepsi için &lt;b&gt;Evren&lt;/b&gt;'e minnettarım [&lt;span style="color: #666666;"&gt;İhmal ettim, biliyorum :)&lt;/span&gt;].&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelen yıldan ne beklemem ve karşılığında ne vermem gerektiğini çok iyi biliyorum. Bir süredir karar verdiğim ve uygulamaya geçirdiğim şeyleri aynen devam ettireceğimi de öyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinizin kapatmak istediği defterler, almak istediği kararlar, çıkmak istediği yollar, dönmek istediği kalpler, sarılmak istediği kollar vardır, eminim. Her ne düşlüyorsanız, gönlünüze göre olsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler,&lt;br /&gt;Joujou&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-6350382975758631841?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/6350382975758631841/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=6350382975758631841' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/6350382975758631841'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/6350382975758631841'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/12/joujounun-geleneksel-yeni-yl-yazs.html' title='Joujou&apos;nun geleneksel yeni yıl yazısı...'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-4814867821593567793</id><published>2011-12-30T11:16:00.000+02:00</published><updated>2011-12-30T11:16:17.840+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Karmakarışık</title><content type='html'>Yaklaşık 10 yıl kadar önce bir gece rüyamda kırmızı bir Ferrari kullandığımı gördüm. Virajlı bir yolda hızla ilerliyordum. Bir süre sonra yolun sağına çekip iş arkadaşlarımdan birini arabaya aldım. Beraberce yola devam ederken, uyandım. Anneme anlattım. "Kısa süre içinde arkadaşınla ilgili kötü bir haber alacaksın" dedi. "Hmm..." dedim ve biraz da endişelenerek işe gittim. Mesai başlamasına rağmen o arkadaşım işe gelmedi. Aradan 2 saat geçince "X nerede?" diye sordum. "Aa, bilmiyor musun? Bu sabah babası öldü!" dediler. Kalakaldım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzunca bir süre bununla ilgili kendime gelemedim. Roman kıvamında rüyaları çocukluğumdan beri görürdüm ve hatta bazıları da gerçekleşirdi ama bu beni çok etkiledi. Daha sonraki zamanlarda sadece rüyalarda değil, gerçekte de bazı şeyleri hissedebildiğimi farkettim. Örneğin, olabilecek basit bir olayı öngörebilme, karşımdaki insanın bana bakarken ne düşündüğünü anlayabilme gibi şeyler... Tedirgin edici! Sonraları, tedirgin olmak yerine bunu geliştirebilir miyim diye düşünmeye başladım ve bir deneme yaptım. Hayatımdan çıkmasını çok istediğim bir insanı, elinde eşyalarıyla giderken hayal ettim uzun bir süre. Derken derken, o insan bir anda ben gidiyorum dedi ve hatta şehir değiştirdi. Bunu çok heyecan verici bulmama rağmen tesadüf olabilir diye düşünerek bir deneme daha yaptım. Çok özlediğim birinin bana mektup yazdığını hayal ettim. Tam konsantrasyon sağlayıp bunun üzerinde yoğunlaştım. Hatta hayalimi detaylandırdım. Aradan 1-2 hafta süre geçti ve bana bir mektup geldi... Şaşırtıcı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki olay arka arkaya tesadüf olabilir diye düşünüp başka birşey denemeye karar verdim. Yine çok istediğim birşey üzerinde yoğunlaşıp düşünmeye başladım. Ama bu sefer bir terslik olduğunu hissettim. Olaylar sürmesine rağmen, süreci kontrol edemediğim için istemediğim bir yöne doğru aktığını gördüm. Nerede yanlış yaptığımı düşünürken, birden, istediğimi sandığım şeye konsantre olduğumda, içimde bir yerin acıdığını farkettim ve durdum. Belki de gerçekten istemiyorum ya da belki gerçekleşirse iyi olmayacak, diye düşündüm. Kendimi durdurdum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Olabilecekleri düşündüğünde hiç tırsmaz mısın?" diye sormuştu, bir gün biri... "Tırstığım birşeyden kaçmadım hiç. Nasıl birşey olduğunu bilmiyorum" demiştim. Ne olursa olsun yola devam etmeye yönelik güçlü bir his vardı her zaman içimde. İlk defa bu isteğimle ilgili olarak, hissettiklerim beni tedirgin etti. İstememeli miyim, diye sordurdu bana. Neden istediğim gibi ilerlemediğini, neden hala gerçekleşmediğini anladım. Engelleyen yine benim, belli ki. "Ne istediğine dikkat et!" diyen ses aklımdan çıkmadığı için mi?&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-4814867821593567793?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/4814867821593567793/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=4814867821593567793' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/4814867821593567793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/4814867821593567793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/12/karmakarsk.html' title='Karmakarışık'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-2907938866212287495</id><published>2011-12-27T19:19:00.000+02:00</published><updated>2011-12-27T19:19:16.842+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Ctrl+Alt+Delete</title><content type='html'>Bu üçlemeyi beynimin hafıza kısmına yapabilmek istiyorum bazen. Hatta önce bazı sahneleri seçip "Shift+Delete" yapmak, ardından da baştan başlatmak istiyorum. Gerekli gereksiz herşeyi depolayan, başına buyruk, edepsiz bir organ beyin. Bir sor ama değil mi?! "Bu lazım mı? Saklayayım mı?" diye bir sor. Yıllar önce bana ihanet etmiş, arkamdan iş çevirmiş birini hatırlayacağım da ne olacak? "Ne olacağı var mı? Yine karşılaşırsanız dikkatli olacaksın." Bu da bir bakış açısı tabi. Beyin de kendince haklı. Var bir bildiği ki işini düzgün yapıyor. Ama problem şu ki bana yapılmış iyi ya da kötü hiçbir şeyi asla unutmadığım için de bir depolama sorunu var; yok değil... Bunu aşmanın bir yolu var mı? Örneğin yapılan şeyi dikkate almayıp, "Amaaaan, o da öyle bir yazık kişi işte. Boşver!" desem? Bu, her durumda iş  gören bir seçenek değil maalesef. Çünkü kabahati cezasız kalan insanların bir kısmı aynı haltı yeniden yemek için zemin bulmuş oluyor. O yüzden, biriktirmektense bir an önce cezayı kesmek en iyisi. Bu, bir miktar depolama alanı açmama yardımcı olabilir. Belki de öyle insanları kısaca hayatımızdan çıkarmak, yok saymak daha da iyi bir çözüm olabilir. Böylece depolama alanında yer işgal edecek tek şey: "Bu insanı tanımıyorsun. Tanımaya çalışma!" bilgisi olur. Bitti, gitti!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-2907938866212287495?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/2907938866212287495/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=2907938866212287495' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/2907938866212287495'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/2907938866212287495'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2010/05/ctrlaltdelete.html' title='Ctrl+Alt+Delete'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-7864190063003802965</id><published>2011-12-25T21:17:00.006+02:00</published><updated>2011-12-25T21:17:56.353+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kızsal Muhabbetler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kültür eylemleri :)'/><title type='text'>Red Water</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;Sözleri çekici gelmese de müziği bu aralar bana çok uyuyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Type 0 Negative - Red Water&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOGGER-youtube-video" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" data-thumbnail-src="http://0.gvt0.com/vi/PewKtLL9nJA/0.jpg"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/PewKtLL9nJA&amp;fs=1&amp;source=uds" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;embed width="320" height="266"  src="http://www.youtube.com/v/PewKtLL9nJA&amp;fs=1&amp;source=uds" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=PewKtLL9nJA"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=PewKtLL9nJA&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bu hafta bu şarkıyla &lt;b&gt;bitsin artık&lt;/b&gt;!&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-7864190063003802965?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/7864190063003802965/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=7864190063003802965' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7864190063003802965'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7864190063003802965'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/12/red-water.html' title='Red Water'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-5904559122552892319</id><published>2011-12-21T23:19:00.000+02:00</published><updated>2011-12-25T02:17:13.213+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>22 yıl</title><content type='html'>Hiç beklemediğiniz anda, beklemediğiniz biri üzerinize bir iftira atsa ve en sevdiğiniz o iftiraya inanıp size sırtını dönse... Asla dinlemeye yanaşmasa; açıklamanıza izin vermese... Siz derdinizi anlatabilmek için gözünün içine bakarken, o soğuk bakışlarını bile lütfetmeden yanınızdan çekip gitse... Kendinizi ifade edememenin sıkıntısı, güvenilmemiş olmanın acısı ve iftira atanlara duyduğunuz kinle birlikte çekip gitseniz... Giderken "Bir gün haklı olduğumu anlayacaksın!" diye içinizden haykırırken, öfkeden yüzünüze ateş bassa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan yıllar geçse... Çok uzun yıllar geçse.... ve bütün o uzun yıllar boyunca hep bekleseniz. Hep bir kırgınlıkla, acıyla ama onlardan daha baskın bir öfkeyle haklı olduğunuzu, suçsuz olduğunuzu anlamasını bekleseniz... İçten içe artık buna üzülmediğinizi söyleseniz de bir yanınız bununla ilgili hep hüzünlü gezse... Sonra bir gün, beklemediğiniz bir anda karşınıza çıksa ve "Sana büyük haksızlık ettim. N'olur beni affet!" dese... Yıllardır bunun vicdan azabıyla yaşadığını, çok üzgün olduğunu, büyük bir hata yaptığını söylese... Ne hissedersiniz? Affeder misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa "Geç gelen adalet, adalet değildir!" diye düşünür müsünüz?&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-5904559122552892319?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/5904559122552892319/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=5904559122552892319' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/5904559122552892319'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/5904559122552892319'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/12/22-yl.html' title='22 yıl'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-870730507722435796</id><published>2011-12-20T01:14:00.003+02:00</published><updated>2011-12-20T01:14:33.276+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kızsal Muhabbetler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ben sizi anlamıyorum...'/><title type='text'>Meşin beyinliler</title><content type='html'>Erkeklerin "erkek muhabebeti yapma isteği"ni anlayabiliyorum. Sert bünyelerin, deşarj olabilmek, kendilerini erkek gibi hissedebilmek için buna ihtiyaçları var. Bunda sorun yok! Bir araya gelip heyecandan delirmiş biçimde bağıra çağıra maç seyretmelerini, halı sahada babunlar gibi birbirlerini tekmelemelerini, basketbol oynarken birbirlerini itip kakmalarını, en ufak bir meselede horozlanmalarını, vs... vs... hepsini anlayabiliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama takım tutarken fanatizmden gözlerinin dönmesini, maç boyunca karşı takımın, hakemin ve kendi takımlarındaki bazı oyuncuların annelerini sık sık anmalarını, bir futbolcu golü kaçırdığı zaman soy ağacına saydırmalarını, galibiyetlerde ve yenilgilerde birbirlerine bel altından vurmalarını, insanlıktan çıkmalarını anlayamıyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şike olayları çıktığından beri her maçın ardından birbirlerine saydıran arkadaşlarıma inanamıyorum. Bunca eğitimli, birikimli, donanımlı insanların birden bire canavara dönüşmesine anlam veremiyorum. Pası kaçırdıysa kaçırdı. Sen neden adama sayıyorsun? Hayatında hiç takım sporlarıyla uğraştın mı? Sporcu psikolojisi nasıldır biliyor musun? Kondüsyon nedir haberin var mı? Ya motivasyon? Aa, diyeceksin ki "Madem bunun bir sektör olduğunu kabul ediyorsun, bunları neden sorguluyorsun?" Ben de diyeceğim ki "Madem sen de bunun bir sektör olduğunu biliyorsun, olayı neden sporcu bazına indirgeyip yedi sülalesine saydırıyorsun? Kaybedilen para senin paran mı? Sen burada ütülen taraf oluyorsun, farkında mısın?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünüyorum: Bu kadar mı berbat hayatlarınız var gerçekten? Bütün enerjinizi futbol gibi spor olmaktan çıkıp sektöre dönüşmüş bir konuya kanalize edebilecek kadar kötü mü buluyorsunuz hayatınızı? Hiç mi başka motivasyonunuz yok? Neden sürekli olarak bir sidik yarışı halindesiniz? Takımınız kazandığı zaman ne kazanıyorsunuz; kaybettiği zaman ne kaybediyorsunuz? İğrenç küfürleri birbirinize saydırınca üstünlük mü sağlamış oluyorsunuz? Oynayan siz misiniz de bu kadar namus meselesi haline geliyor bu iş? Boyunuz uzuyor mu? Performansınız artıyor mu? Daha mı çok kazanıyorsunuz? Daha mı çok seviliyorsunuz? Ne oluyor???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kadın olarak, hayatlarının merkezine futbolu yerleştiren erkekleri son derece sığ buluyorum. Hele ki maç söz konusu olunca akılları uçuyorsa iyice gözümden düşüyorlar. Buna bir de ayarsız fanatizm eklenirse zekalarını sorgulamaya başlıyorum. Hoşuna giden bir sonucun ardından "Alın size şike! Şike şike!" gibi embesil bir yorumla rakiplerine saldırırsa iyice neandartel olduğuna ikna oluyorum. Ayrıca tatminsiz bir yaşamları olduğundan da emin oluyorum. E, bu kadar sefil bir yaratıkla ne paylaşılabilinir ama değil mi?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan 20 yıl önce biz derbi maçlarını rakip takımın taraftarlarıyla bir arada dinler / izler ve eğlenirdik! Samimi söylüyorum: Eğlenirdik! Zeka ürünü şakalar, takılmalar, çekişmelerle geçerdi o 90 dakika ve sonrasında "Nasıl yendik ama?!" diye sırıtmaktan öteye gitmezdi sataşmalarımız. 20 yılda ne oldu da bunu kan davası haline getirdiniz? Bunca çabayı, enerjiyi mesleklerinize, yaptığınız işe harcasanız neler olur biliyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, siz kendinizi paralayıp, birbirinizi boğazlarken, yedi sülalesine saydırdığınız adam, sizden kazandığı paralarla Nişantaşı'nda Ferrari'sini gezdiriyor, haberiniz var mı? :))&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-870730507722435796?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/870730507722435796/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=870730507722435796' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/870730507722435796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/870730507722435796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/12/mesin-beyinliler.html' title='Meşin beyinliler'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-4220440007900603571</id><published>2011-12-19T02:21:00.001+02:00</published><updated>2011-12-19T02:21:59.383+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kültür eylemleri :)'/><title type='text'>A Dangerous Method</title><content type='html'>İyi bir film izlemek için vizyondaki filmleri gözden geçirirken rastladım bu filme. Daha önce fragmanını da görmediğim için sürpriz oldu. Abidik gubidik bir sürü film arasında, tek kayda değer film gibi göründü gözüme. Bu izlenimi edinmemde Vincent Cassell, Viggo Mortensen ve Michael Fassnbender üçlüsünün başrollerde olmasının asla etkisi olmadı. (Yalaaaaan!) Tabi yalan! Üçü de birbirinden çekiciyken ve bir de bir araya gelmişlerken, bu film kaçırılır mıydı?! :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaka bir yana, bu amcaların hepsini pek beğenmeme rağmen beni asıl çeken konusu oldu: Yani Sigmund Freud ve meslektaşı Carl Gustav Jung arasındaki ilişkinin bir hasta üzerinden (Keira Knightley) incelendiğini okuyunca, anında karar verdim filmi izlemeye. (Filmi merak edenler, buradan sonrasını okumasınlar)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim filme... Bir sürü blogda, sinema içerikli sitede yorumlanmış, içi dışına çıkarılmış bir film olduğu için oralarda yazanları çok tekrar etmemek adına, izleyici olarak gözlemlerimi paylaşacağım sadece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunculardan bahsederek başlayabilirim: Öncelikle belirtmeliyim ki Viggo Mortensen'i izlemek bir keyif. Bir aktör, rolüne ancak bu kadar bürünebilir. Karşınızda gerçekten yaşlıca bir bilim insanı duruyor film boyunca. Bütün duygularını, abartılı olmayan, inandırıcı mimikleri ve jestleriyle okuyabiliyorsunuz. Gerçekten etkileyici bir performans olduğunu söyleyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-W29wgW-hoRE/Tu560C3WeRI/AAAAAAAAAXE/SKzCrVw_5Vs/s1600/dangerous-method-viggo-mortensen3.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="212" src="http://1.bp.blogspot.com/-W29wgW-hoRE/Tu560C3WeRI/AAAAAAAAAXE/SKzCrVw_5Vs/s320/dangerous-method-viggo-mortensen3.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Diğer taraftan Vincent Cassell ise her zamanki gibi: Yani mükemmel! :D Ben daha bu adamın herhangi bir rolünde eğreti durduğunu görmedim. Filmde Otto Gross isimli bir psikiyatrı canlandırıyor. Otto hakkında seyirciye çok az bilgi veriliyor. Otto'nun filmdeki görevi, bütün olayları başlatacak olan kıvılcımı Jung'un beyninde çakmak gibi. Çakıp gidiyor zaten. Kendisine doyamadan, filmden ayrılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-kP_Dvt7BVn0/Tu59VH9f7zI/AAAAAAAAAXM/TuRRf_1S_y4/s1600/a-dangerous-method-viggo-mortensen-vincent-crochon-cassel-foto-dal-film-4.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="195" src="http://2.bp.blogspot.com/-kP_Dvt7BVn0/Tu59VH9f7zI/AAAAAAAAAXM/TuRRf_1S_y4/s320/a-dangerous-method-viggo-mortensen-vincent-crochon-cassel-foto-dal-film-4.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Michael Fassbender için de "işinin hakkını vermiş" diyebilmek isterdim ama film boyunca sürekli kasılmış izlenimi uyandırdı bende. Sanki Cronenberg adama "Duygularını fazla belli etmemeye çalış" demiş gibi bir hali vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-pk0OcEaDQM4/Tu5-WXgSdhI/AAAAAAAAAXU/wmtwqI-k9c0/s1600/a-dangerous-method-fassbender.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://1.bp.blogspot.com/-pk0OcEaDQM4/Tu5-WXgSdhI/AAAAAAAAAXU/wmtwqI-k9c0/s320/a-dangerous-method-fassbender.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Keira Knightley son derece itici bulduğum biri olduğu için izlerken çok zorlandığımı itiraf etmeliyim. Çirkin bir kadın olduğunu düşünüyorum ve fazlaca sündürdüğünü düşündüğüm oyunculuğu ile iyice itti beni. Cronenberg kendisine ne söylediyse onu yapmıştır büyük olasılıkla ama bende yapış yapış yeşil bir sıvıya bakıyormuşum hissi uyandırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuncular ayrı ayrı işlerini iyi yapmaya çalışmış olsalar bile ben filmin asıl konusunun kelimenin tam anlamıyla "geçiştirildiğini" düşünüyorum. Birkaç ufak detay dışında Sabina Spielrein ve Carl Gustav Jung arasında geçen sado-mazo ilişkinin anlatıldığı bir film olmaktan öteye ne yazık ki gidememiş. Oysa orada keyifle işlenebilecek bir Freud, bir Gross varken! Sabina hasta bir kadın olarak Jung'a teslim ediliyor. Seyirciye, Sabina'nın hastalığının temelinde acıdan zevk almasının yattığı anlatılıyor. Bu eğiliminden dolayı Sabina'nın kendisini aşağılık bir yaratık olarak kabul ettiği ve hatta aşağılandıkça aldığı zevkin de arttığı ortaya çıkıyor. Ama bu durumun neden Sabina'yı aklını kaçırmış bir ucubeye çevirdiği konusunda filmde hiçbir ipucu yok. Hatta Jung'un, Sabina'yı tedavi etmeye çalışırken Freud'a ait metotlardan birini kullandığının altı çizilmesine rağmen, bu metoda dair hiçbir açıklama yok. Dolayısıyla filme neden bu isim verilmiş, anlamak mümkün değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film, aynı anda 5 ana yemeği masaya koymaya çalışan ama hiçbirini pişirmeyi beceremeyen bir aşçının elinden çıkmış gibi. Suçu sadece Cronenberg'e atmayı da doğru bulmuyorum. Bence senaryodaki tehlikeli boşluklar nedeniyle de bu film oturmamış ama bunları Cronenberg'in farkedip doldurması gerekirdi diye düşünüyorum. Örneğin Freud ve Jung arasında gelişmeye başlayan arkadaşlığın çok hızlı bir biçimde bitmesi ve hatta Sabina'nın da mucizevi bir biçimde iyileşmesi gibi. O kadar birbirinden kopuk, o kadar bağlantısız ve hızlı işlenmiş ki "Acaba uyuyup sahne mi kaçırdım?" diye kendinize soruyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlara ve filmin tamamen tempodan yoksun, ağır havasına rağmen tuhaf bir biçimde izlerken hiç sıkılmadım. Bunu da filmin son dakikasına kadar önemli birşeyler olacağına dair beklentimi korumama borçluyum sanırım. :)) İzlemek isteyenlerin keyfini kaçırmak istemem ama emin olun izlemezseniz kaçıracağınız tek şey Viggo ve Vincent ikilisinin son derece keyifli oyunculuğu olur.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-4220440007900603571?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/4220440007900603571/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=4220440007900603571' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/4220440007900603571'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/4220440007900603571'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/12/dangerous-method.html' title='A Dangerous Method'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-W29wgW-hoRE/Tu560C3WeRI/AAAAAAAAAXE/SKzCrVw_5Vs/s72-c/dangerous-method-viggo-mortensen3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-272142746755743050</id><published>2011-12-17T22:09:00.000+02:00</published><updated>2011-12-17T22:16:49.644+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Acil durumda bakınız köşesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kültür eylemleri :)'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Eylem böyle olur! :D</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://starbuckssenligi.blogspot.com/2011/12/starbucks-isgaki-nedir-koray-calskan.html"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-cRm4mjzaa1c/Tuz2nQbjNuI/AAAAAAAAAW8/3m3y5LsmI7I/s1600/bandistaz.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://4.bp.blogspot.com/-cRm4mjzaa1c/Tuz2nQbjNuI/AAAAAAAAAW8/3m3y5LsmI7I/s320/bandistaz.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Haberiniz vardır, Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, yerleşkeleri içinde açılan Starbucks'ı işgal ettiler. Yaklaşık 2 haftadır Starbucks, bu öğrencilerin adına "şenlik" dedikleri bir eylem nedeniyle "işgal" altında. Öyle bildiğimiz tarzda bir eylem değil bu yaptıkları. Genelde üniversitelerde alışık olduğumuz kavgalar, arbedeler, küfürler, dayaklar yok bu eylemde. Bu eylem, bol bol okunan, tartışılan, çözüm üretmeye çalışılan, eylemin devamını sağlamak için gönüllülük esasıyla sürdürülen bir hayat haline geldi. Öyle ki geceleri de orada kalıyorlar ve derslerini de Starbucks'ın içinde yapıyorlar. Buradan da anlayacağımız gibi, hocaların bazıları da eyleme bu şekilde destek veriyor. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dertlerinin ne olduğu da önemli. &lt;a href="http://starbuckssenligi.blogspot.com/"&gt;http://starbuckssenligi.blogspot.com&lt;/a&gt; adresli bloglarında diyorlar ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Buraya iki SOMUT dertten yola çıkarak geldik. Bunlardan birincisi kampusta “temiz, ucuz, sağlıklı” yiyeceğe ulaşamıyor olmamızdı. Bu sorun özellikle Çarşı Kantin’in tasfiyesiyle daha da yakıcı hale geldi. Çünkü en azından poğaça, börek satan yada birkaç çeşit sebze yemeği, garnitür ve salata alabildiğimiz orta ölçekteki işletmeler de kapandı ve yerine Starbucks gibi yalnızca belirli bir sosyo-ekonomik gruba hitap eden bir ulusötesi şirket kantinimizin büyük bölümünü işgal etti. Bu durumu önceleyen sürece baktığımızda görüyoruz ki üniversitemizin karar alma mekanizmalarına biz öğrenci, öğretim üyesi ve emekçiler katılamıyoruz. Kantini ihaleye açan rektörlük bizlerin ihtiyaçlarını gözetmeksizin keyfi biçimde karar alıyor ve biz ancak Starbucks okulumuzu işgal ettikten sonra durumdan haberdar oluyoruz.&amp;nbsp; Dolayısıyla kendi sözümüzü ancak bu işgalden sonra söyleyebiliyoruz..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu eylemle ilgili tüm detaylı bilgiler bu adreste var: &lt;a href="http://starbuckssenligi.blogspot.com/"&gt;http://starbuckssenligi.blogspot.com&lt;/a&gt; Bir inceleyin derim ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazımın girişinden de anlayabileceğiniz gibi ben bu eylemi yürekten destekliyorum. Sadece taleplerini mantıklı bulduğum için değil; bunu ifade etme biçimlerini yaratıcı, medeni ve eğlenceli bulduğum için de destekliyorum. Kavga etmeden, kimseyi incitmeden ve incinmeden, çalışarak, üreterek, şarkılar söyleyerek tepki gösterebilmek ne büyük bir adımdır öğrenciler adına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu eylemin amaçladıkları şekilde sonuçlanmasını gerçekten çok istiyorum. Hem kendi yerleşkelerinde söz sahibi olabilmeleri, hem arzu ettikleri gibi kaliteli yiyeceğe daha ekonomik şartlarda kavuşmaları hem de tüm Türkiye'deki üniversite gençliğine şiddet içermeyen bir eylemle de başarılı olunabileceğini gösterebilmeleri için istiyorum!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-272142746755743050?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/272142746755743050/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=272142746755743050' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/272142746755743050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/272142746755743050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/12/eylem-boyle-olur-d.html' title='Eylem böyle olur! :D'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-cRm4mjzaa1c/Tuz2nQbjNuI/AAAAAAAAAW8/3m3y5LsmI7I/s72-c/bandistaz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-7295068348582275603</id><published>2011-12-12T15:03:00.000+02:00</published><updated>2011-12-12T15:03:43.035+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ben sizi anlamıyorum...'/><title type='text'>Yaşlı ve fazla sakin</title><content type='html'>Yaşlıları severim. Kelimenin tam anlamıyla elden ayaktan düştükleri, yalnız başlarına olmakta zorlandıkları, neredeyse bebekliklerine dönmüş gibi bir hale geldikleri günlerde onlardan kaçmam. Onların o çekingen halleri içime dokunur; yalnız kalmasınlar, korkmasınlar isterim. Eğer yardımcı olabileceğim birşey olursa, keyifle yaparım. Anlattıklarını dinlerim. Artık güne ayak uyduramadıkları için paniklemelerini istemem. Yaşlılar acımasız olur, dillerinin ayarı olmaz, sizi kırarlar. Bunları bilirim, söylediklerini kişsel almamaya, kırılmamaya çalışırım. Sokağa çıktıklarında hayatlarını kolaylaştırmaya gayret ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşılığında ise tek bir şey istiyorum: Lütfen, hiçbir yere sığdıramadığınız, balina büyüklüğündeki lüks arabalarınızla trafiğe çıkıp, hızınızı 30 km'de sabitlemeyin!!! O arabayı "Çizerim, ederim" diye korkunuzdan süremiyorsunuz. Seri hareket falan zaten beklemiyoruz. Ama park edemediğiniz, süremediğiniz, manevra bile yapamadığınız dana arabalarınızla yollara çıkmayın, n'olur! Sizin şoförlüğünüzü yapmak, bu trafikteki halleriniz kadar yormuyor beni, inanın!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-7295068348582275603?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/7295068348582275603/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=7295068348582275603' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7295068348582275603'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7295068348582275603'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/12/yasl-ve-fazla-sakin.html' title='Yaşlı ve fazla sakin'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-5597568651085170995</id><published>2011-12-11T00:56:00.000+02:00</published><updated>2011-12-11T00:56:47.726+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kızsal Muhabbetler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>The night is gone... The time has come...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bu da bu gecenin, hatta bugünün ve hatta bu haftanın şarkısı olsun. ;)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;object class="BLOGGER-youtube-video" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" data-thumbnail-src="http://2.gvt0.com/vi/dBRlG0pVVA4/0.jpg" height="266" width="320"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/dBRlG0pVVA4&amp;fs=1&amp;source=uds" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;embed width="320" height="266"  src="http://www.youtube.com/v/dBRlG0pVVA4&amp;fs=1&amp;source=uds" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=dBRlG0pVVA4&amp;amp;feature=related&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Mevcut videolar arasında en iyi ses kalitesine sahip olan buydu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;David'i göremiyoruz ama o inanılmaz sesiyle idare edebiliriz kanaatindeyim ;)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-5597568651085170995?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/5597568651085170995/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=5597568651085170995' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/5597568651085170995'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/5597568651085170995'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/12/night-is-gone-time-has-come.html' title='The night is gone... The time has come...'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-4929597471327581828</id><published>2011-12-11T00:40:00.000+02:00</published><updated>2011-12-11T00:51:22.938+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kızsal Muhabbetler'/><title type='text'>Klasik kızsal sorun: Embesil erkek!</title><content type='html'>Uğraşırsın, uğraşırsın, olmaz bazen. Yoluna girmez. Çözümlenmez. Basit bir biçimde halledilebilecekken, şişkin egomuzu ezmemek adına kendi kurallarımızda direndiğimiz durumlarla kim bilir ne fena dalga geçiyordur evren?! Komik... En azından evren bunu kesinlikle komik buluyordur. :P Biz debelenirken bir kenarda durup gülüyordur. Düşe kalka öğrenmemizi izlerken eğleniyordur. Bazı durumlarda hissettiğiniz çaresizliğe çözüm arayışlarımız, eminim evren için iyi bir espri kaynağıdır... Oysa ki evrenle ve doğayla uyumlu hareket etsek mesela? "İlla ki kendi kurallarımla çözeceğim" kibrine kapılmasak mesela? ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok klasik bir kızsal sorunu ele alalım: Bize hiç mi hiç çekici gelmeyen ama yakamızı bir türlü kurtaramadığımız, yapışkan ve yapışkan olduğu kadar da inatçı ve inatçı olduğu kadar da kaz kafalı biri var diyelim ki... Ne yaptıysak olmadı, bir türlü kurtulamıyoruz. "Hayır"dan anlamıyor. "Kusura bakma, senden hoşlanmadım"ı&amp;nbsp; yanıt kabul etmiyor. Etmediği gibi, bir de "Ama tanısan kesin seversin" gibi bayık mı bayık cümleler kuruyor. Böyle freni patlamış kamyon edasıyla üstümüze üstümüze geliyor. Önceleri "Uyuz ama o da insan, kırmayalım" düşüncesindeyken, adamın yapışkanlığı neticesi deliriyoruz ama çabalarımız sonuç vermiyor. Oysa ki kurallara göre hareket etsek, çözüm basit:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En basit kurallardan biri "Kaçan kovalanır!" olduğuna göre yapılması gereken tek bir şey var: Kaçmayın! Tabi, kaçmayın. Tersine, sürekli göz önünde olun. Adam, sizi merak etmesin. Gizemli bir yanınız olmasın. Tahmin edilemez, öngörülemez olmayın. Erkek denilen yaratık, çoğu davranışında evrimleşmemiştir: Avcılık hislerini körüklemediğinizde zaten kovalama ihtiyacı hissetmeyecektir. Hatta ilginin kaybolma olasılığı da yükselecektir. Siz, onu kovalıyormuş gibi davranın. Sürekli telefon edin ve ilk cümleniz hep "Nerdesin?" olsun. Ona komik lakaplar takın. Üstelik mümkünse bunu en maskülen arkadaşlarının yanında bebek sesiyle konuşarak ve adamın yanaklarını mıncırarak yapın. Yedikleri de dahil olmak üzere olabilecek her şeye müdahale edin. Sürekli görüşmek isteyin. İşi olduğunu söylediğinde, arıza çıkarın. Maç seyretmek isterse, "Nası yaaaanıııı? Benlen olmak varken maça mı bakcaksın aşkitom?" diye sorarken kirpiklerinizi acıklı acıklı kırpıştırın. Zaten büyük olasılıkla "aşkitom"dan sonra sizden kurtulmak isteyecektir. Yine de istemezse bu rezilliklerin dozunu arttırın. Günde 10 defa arayın. Sürekli "Seni seviyorum. Sen de beni seviyor musun? Ne kadar? Ne kadar?" diye sorun. İyice gözünü korkutmak isterseniz konuyu hemen evliliğe getirin. Birkaç defa adamı mobilya bakmaya götürün. Ailenizle tanıştırın ve sizi ailesiyle tanıştırmasını sağlayın. Yolda yanınızdan geçen kıza sadece gözü bile kaysa psikopata bağlayıp yüzyılın arızasını çıkarın. Bütün bunlara rağmen, sizden vazgeçmezse, o adamı kaçırmayın... diyeceğimi mi sandınız? Asla! Bunlara rağmen sizden vazgeçmezse arkanıza bakmadan kaçmanız gereken bir durumdasınız demektir. Paniklemeyin. Sakin kalmaya çalışın ve Tanık Koruma Programı gibi birşey varsa, zaman kaybetmeden başvurun. Doğanın ve evrenin yapabileceklerinin de bir sınırı var :P&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-4929597471327581828?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/4929597471327581828/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=4929597471327581828' title='18 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/4929597471327581828'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/4929597471327581828'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/12/klasik-kzsal-sorun-embesil-erkek.html' title='Klasik kızsal sorun: Embesil erkek!'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>18</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-5390173575725314238</id><published>2011-12-09T15:20:00.000+02:00</published><updated>2011-12-09T15:23:26.135+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kızsal Muhabbetler'/><title type='text'>"Öteki kadın" sendromu</title><content type='html'>- Yellooooooooooz!&lt;br /&gt;- Şıllıııııııııık!&lt;br /&gt;- Kaltaaaaaaaaaaaak!&lt;br /&gt;- Şırfıntııııııııııııııı!&lt;br /&gt;- Geberesiceeeeeeeee!&lt;br /&gt;- Saçını başını yolmak lazım!&lt;br /&gt;- Sinsi yılaaaan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki konuşmalar kocasının / sevgilisinin kendisini aldattığını öğrenen / farkeden kadının eve topladığı diğer kadınlarla yaptığı konuşmalardır. Olay gerçekte şu sırayla gerçekleşir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Kadın kocasından şüphelenir&lt;br /&gt;2. Olay bir şekilde ortaya çıkar&lt;br /&gt;3. Kocanın / sevgilinin sevgilisi tespit edilir&lt;br /&gt;4. Kocanın / sevgilinin sevgilisine duruma ve sinire göre "Kaltak", "Şırfıntı", "Yelloz" ya da "Şıllık" gibi bir etiket yapıştırılır. Bazen de bu kadınlar 3 defa indirime girmiş kazak gibi bütün etiketleri taşımak zorunda kalırlar.&lt;br /&gt;5. Aldatılan eş / sevgili ve onun arkadaşlarından oluşan etiketleme şebekesi bir evde ya da kafede toplanır&lt;br /&gt;6. Olay en ince detayına kadar anlatılır&lt;br /&gt;7. Tatlı eşliğinde öteki kadını lanetleme ve intikam operasyonu başlar. Malum, morallerin düzelmesi için mutluluk hormonu şart!&lt;br /&gt;8. Bu süre içinde kocaya / sevgiliye surat yapılır. Yatak odasına alınmaz. Adam ağır cezalandırılır.&lt;br /&gt;9. Bir şekilde "öteki kadın"a "Adam hala beni seviyor" mesajı verilmeye çalışılır. Böylece diğer kadının "zaferi" küçültülmeye çalışılır.&lt;br /&gt;10. Vs... vs...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna kısaca "öteki kadın" sendromu diyorum ben. Yani bu incinmiş ruh hali içinde suçu yalnızca diğer kadına atma çabası. Çünkü kadının sevgilisi / kocası aslında sadık biri! Gözü bizim hatundan başkasını görmüyor! Ama bu zilli gelip zavallı adamı ayartıyor! Görüyor musun edepsizi?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçelim bunları kızlar. Tamamen hikaye. Bütün bu düşünceler, yaptığınız seçimi meşrulaştırma çabasının ötesinde değil. Çünkü adamın zorla ayartıldığına inanamazsanız, yüzleşmeniz gereken can yakıcı durumlar çıkacak karşınıza. En basitinden, bu adamı sizin seçtiğiniz düşünülecek olursa, yaptığınız seçimin yanlış olduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalacaksınız ki bu da kolay değil elbette. Sonra diğer kadının sizden daha güzel, daha çekici ya da daha seksi olma ihtimali de var. Bununla yüzleşmeye hazır mısınız? Hayır! Tamam o zaman: Saldırın öteki kadına! Oldu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortada bir aldatma vakası varsa, suçlu sadece "öteki" kadın değildir. Siz hiç hayatınızda "Ay bu kadın beni zorla ayarttı!" diyen bir adam gördünüz mü? Göremezsiniz. Adamlar monogaminin doğaya aykırı olduğunu söyleyerek özürlerine kılıf uydurmaya çalışırlar. En ufak bir fırsatı değerlendirmezlerse kendilerini enayi gibi hissederler. Ama sonra dönüp "Aa, olur mu hiç öyle şey?! Ben senden başkasına bakar mıyım? Sen benim arım, balım, peteğim, ıdırım, bıdırımsın" diye beyin ütülerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer adam böyle birşey yaptıysa, ilişkisine saygısı, kaybetme korkusu yoktur. Hatta ondan önce, kendine ve partnerine saygısı yoktur. Aşık olup gitmek, anlaşılabilir bir durumdur. Ama "düzen bozulmasın" mantığıyla insanları aptal yerine koymanın bir özrü olamaz. Bazen de düzen bozulmasın diye değil, tamamen ilkel birer ayı oldukları için, anlık hevesler uğruna yaparlar ki bu daha da aptalca. Tamamen bir özgüven sorunu olduğu çok açık! Nedir bu tatminsizlik? Hayatında, kendinde nelerden memnun değilsin de herkesi yatağa atma çabasındasın? Kimse bana hayvanları örnek vermesin. Verecek olan varsa kendisine şunu sormak isterim: İçgüdülerini kullanmak yerine, düşünüp karar veren bir hayvan tanıyor musun? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak, adam bu haltı yemişse, faturayı sadece diğer kadına kesmeye çalışmayın. Size karşı sorumluluğu olan diğer kadın değil, "sizin sandığınız" adamdır. Zaten kırgınlık ve kızgınlık da aptal yerine konulmaktan, bunun kazanılması gereken bir savaş olduğunun düşünülmesindendir. Oysa bu durum, öteki kadınla sizin aranızda geçen bir savaş değil. Dolayısıyla, o kadına kendinizle ilgili birşey ispatlama çabasına girmeniz gereksiz. Böyle bir adam, ikinizden birini tercih etse ne, etmese ne?! Tamam, kabul ediyorum, diğer kadının bir kullanılıp atılma durumu olduğu için sizden çok daha kötü durumda. Ama yine de o adam için değmez. O noktada şu düşünülebilir: Bu adam hayatınızda olsa ne katacak / olmasa ne götürecek? Ne kendine, ne karşısındakine dürüst olamayan bir adamın gerçekten hayatınızda olmasını ister misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soruya "Evet ama ben onu çok seviyorum. Vazgeçemiyorum" diye cevap verenler çıkacaktır. O halde, adamı hayatınızda tutmaya devam edecekseniz, bir daha bu konuyu açmamanız gerek. Bu, aynı yaranın çözümsüz bir biçimde sürekli kanatılması, gün geçtikçe de birbirinize bilenmeniz dışında bir işe yaramaz. "Aa, ben duramam, arada kanırtırım" diyorsanız, aynısını siz de adama yapıp durumu eşitleyin. Bir daha asla saygı içeren bir ilişkiniz olmaz ama ödeşmiş olacağınız için sürekli birbirinizi yemekten kurutulursunuz. Tabi, bunu adamın beklemediği bir zamanlamayla yapmakta yarar var. Unutmayınız ki adamlar için birinden hoşlanmanız önemli değildir ama biriyle sevişme ihtimaliniz onları öldürebilir! :D&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-5390173575725314238?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/5390173575725314238/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=5390173575725314238' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/5390173575725314238'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/5390173575725314238'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/12/oteki-kadn-sendromu.html' title='&quot;Öteki kadın&quot; sendromu'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-258332129155930979</id><published>2011-12-07T00:04:00.001+02:00</published><updated>2011-12-07T00:07:20.150+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Nokta</title><content type='html'>Bir insanı, sadece onun izin verdiği kadar sevebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-258332129155930979?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/258332129155930979/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=258332129155930979' title='26 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/258332129155930979'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/258332129155930979'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/12/nokta.html' title='Nokta'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>26</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-8071253121613591546</id><published>2011-12-05T20:05:00.000+02:00</published><updated>2011-12-05T20:07:24.897+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paçozlukta sınır tanımayanlar...'/><title type='text'>Kazma on board!</title><content type='html'>Bebeği olanların arabalarının arkasına yapıştırdıkları bir çıkartma var: "Baby on board" diye. Rastlamışsınızdır mutlaka. "Arabada bebek var" yerine neden "Baby on Board" tercih edilir diye çok düşündüm ama neyse ki yanıtı buldum: Türkiye'de herkes İngilizce'ye çok hakim olduğu ve maalesef Türkçe konuşamadığı için, endişe içindeki bu ebeveynler haklı olarak bu çıkartmayı tercih ediyorlar. Bu çıkartma şu anlama geliyor: Arabada bebek var. O yüzden bana çarpma, dikkatli ol. Trafikte beni sıkıştırma. Bebek uyuyor olabilir; zaaaaart diye dibimde kornaya abanma. Sarsılırsa uyanır, ani hareketler yapmamı bekleme ve hatta sen de yapma, vs...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün lanet olası Kızılay trafiğinde yol almaya çalışırken, arkada bir tane midibüs belirdi. Son zamanlarda Ankara sokaklarında türemiş olan ve üzerinde Büyükşehir Belediyesi Toplu Taşıma Aracı yazanlardan biri. Trafik deli gibi sıkışık olduğu için hepimiz milim milim ilerliyorduk ama bu midibüsü kullanan öküz ruhlu kişi başladı kornaya abanmaya. Kornaya basınca aniden trafiğin açılacağına dair kuvvetli inancı, trafik hiç kıpırdamayınca hayal kırıklığına dönüştü anlaşılan çünkü bu sefer de arabaları yararak araya girmeye çalıştı. Bir şekilde kanatlanarak olay mahalini terkedebilmeyi çok isterdim ama henüz bu teknolojiye sahip olmadığım için kornalara ve sıkıştırma çabalarına aldırmamayı denedim. Aldırnadıkça bu öküz iyice kendinden geçti ve arabamın sağ tarafından dalış yapmaya çalıştı. Son anda direksiyonu hafifçe sola kırabildiğim için dozer gibi üstümüze çıkmasını engellemiş olduk ama yan koltukta oturan annem çok korktu tabi. Neyse, hemen gerekli yere şikayetimi yaptım. Plakasını, güzergahı, olayı bildirdim. Eve dönerken de aklıma geldi: Özellikle trafiğin canına okuyan bu tip öküzler için arabalarının görünür bir yerine "Kazma on board!" çıkartması yapıştırsak anlaşılmaz mı? Neticede "Arabada kazma var!" anlamına gelecek!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-8071253121613591546?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/8071253121613591546/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=8071253121613591546' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/8071253121613591546'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/8071253121613591546'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/12/kazma-on-board.html' title='Kazma on board!'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-1888744295589183646</id><published>2011-12-05T01:06:00.001+02:00</published><updated>2011-12-05T01:18:11.778+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Doro...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bu gecenin şarkısı Doro &amp;amp; Warlock'tan gelsin... Muhteşem sesli güzel kadın...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Tanrı bazılarına fazlasıyla cömert davranıyor ;)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;object class="BLOGGER-youtube-video" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" data-thumbnail-src="http://2.gvt0.com/vi/8y9y3vu7cuI/0.jpg" height="266" width="320"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/8y9y3vu7cuI&amp;fs=1&amp;source=uds" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;embed width="320" height="266"  src="http://www.youtube.com/v/8y9y3vu7cuI&amp;fs=1&amp;source=uds" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=8y9y3vu7cuI&lt;/span&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-1888744295589183646?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/1888744295589183646/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=1888744295589183646' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/1888744295589183646'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/1888744295589183646'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/12/doro.html' title='Doro...'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-7300336598686677402</id><published>2011-12-04T02:48:00.001+02:00</published><updated>2011-12-04T03:01:51.739+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>I just... &amp; I'm not...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Bu şarkı vazgeç(e)meyenler için gelsin... :)&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOGGER-youtube-video" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" data-thumbnail-src="http://3.gvt0.com/vi/OOkmcY29tLM/0.jpg"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/OOkmcY29tLM&amp;fs=1&amp;source=uds" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;embed width="320" height="266"  src="http://www.youtube.com/v/OOkmcY29tLM&amp;fs=1&amp;source=uds" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&amp;nbsp;http://www.youtube.com/watch?v=OOkmcY29tLM&amp;amp;feature=related&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bu da ne yapacağını bilemeyenlere gelsin bakalım. Adeta bir VJ'im bu gece... :P&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOGGER-youtube-video" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" data-thumbnail-src="http://0.gvt0.com/vi/Y2BavhwpIJg/0.jpg"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/Y2BavhwpIJg&amp;fs=1&amp;source=uds" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;embed width="320" height="266"  src="http://www.youtube.com/v/Y2BavhwpIJg&amp;fs=1&amp;source=uds" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=Y2BavhwpIJg&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-7300336598686677402?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/7300336598686677402/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=7300336598686677402' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7300336598686677402'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7300336598686677402'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/12/i-just-im-not.html' title='I just... &amp; I&apos;m not...'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-4968429922541329531</id><published>2011-12-03T00:49:00.001+02:00</published><updated>2011-12-03T01:43:14.671+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kızsal Muhabbetler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Aynı suda iki kere yıkanılmaz</title><content type='html'>"Aynı suda iki kere yıkanılmaz"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir söz yüzüyor aklımda. Bunu neden düşündüğümü bulamıyorum. Kendimi ikna etmek zorunda olduğum bir konuyla boğuşuyor gibiyim ama neyin savaşını verdiğimi algılayamıyorum. Dondurmayı çok sevip, bir daha yemeyi istememek gibi saçma bir durum var içimde. Bir zamanlar sevdiğim bir filmi izlerken, sonraki sahnede neler olacağını bildiğim için ilgimi kaybetmiş gibiyim. Birşey yapmayı istememekle, bıktığı için umurunda olmamak arası bir durum... Fazlasıyla karmaşık. Etkilenip, göz doldurduğun bir sahnede artık boş bakıyorsan, bir sorun var demektir. Boş bakıyorum. Kabullenme süreci fazla uzun sürdüğü için belki de herşey eskidi... Eskidi mi gerçekten? Evet. Bilmiyorum; belki... Belki fazla yıprandığı için artık cazip değil. Belki de olağanüstü olmayandan, olağanüstü bir beklentim olduğu ve bunu elde edemeyeceğimi bildiğim için. Uçsuz bucaksız okyanus sandığım şeyin, küçük bir gölden ibaret olduğunu gördüğüm için. Ne olacağını bildiğim için korkuyorum ve kendimi bırakamıyorum. Kendi kendimi ikna etmeye uğraşırken buluyorum çoğunlukla. Bir yanım heveslenirken, diğer yanım dudak büküp, hevesimle dalga geçiyor! Öyle ukala ki tokadı yapıştırmak istiyorum. Ama haklı... Sesimi çıkaramıyorum.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-4968429922541329531?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/4968429922541329531/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=4968429922541329531' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/4968429922541329531'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/4968429922541329531'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/12/ayn-suda-iki-kere-ykanlmaz.html' title='Aynı suda iki kere yıkanılmaz'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-2840958343925041375</id><published>2011-12-01T00:07:00.001+02:00</published><updated>2011-12-01T00:26:59.149+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kültür eylemleri :)'/><title type='text'>Joujou, Cezayir'den bildiriyor - 6</title><content type='html'>&lt;div style="color: #cc0000;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Kültür elçisi Joujou :)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Yabancı bir ülkede, özellikle de bir çok ülkenin insanı bir araya gelmişse, insan ilişkileri çok ince çizgiler üzerinde geziniyor. Herkesin ülkesiyle ilgili hassasiyetleri farklı olduğu gibi; başka ülkelere bakışı da farklı oluyor. Benim ülkemin içerden nasıl göründüğünü gayet iyi biliyorum ama dışarıdan nasıl göründüğünü hep merak etmiştim. Gidip görenlerden, Avrupa ülkelerinin bize bakışını az çok biliyorum. Hatta gidip görenlerden dinlemeye de gerek yok: Avrupa liderlerinin küstahlıkları durumu gayet net açıklıyor. Ama Asya ve Afrika'nın bize bakışını pek bilmiyordum. Mısır'da iyi karşılanmıştık. Cezayir'le de ortak geçmişimizden dolayı iyi karşılanırız diye düşünmüştüm. Düşüncelerimde haklı çıktım. Daha önce de bahsettiğim nedenlerden dolayı bizi seviyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer ülkelerin insanları ise ne iyi ne kötü diyebileceğim bir tavır sergilediler. Yani herşey olması gereken düzeydeydi. Herkes birbirine karşı olabildiğince güleryüzlü ve nazikti. Bana orada en çok gelen soru Başbakanımızı sevip sevmediğimdi. İsrail'e karşı sergilediği duruştan dolayı onu çok tuttuklarını farkettim. Çünkü Cezayir'de Filistin dediğiniz anda ortalık alkış kıyamet birbirine giriyor. Nasıl bir sempati var anlatamam. Bu da çok dikkatli olunması gereken bir nokta. Bana göre, güzelliğin, estetiğin, yaratıcılığın konuşulduğu bir alana bu tür konular bulaştırılmamalı. Zaten bu tür konulardaki görüşüm de herkesin hoşuna gitmeyecek cinsten. Bir insana ya da ülkeye sadece mazlum diye haklılık payı tanıyabilen biri değilim. Benim için mantık, hukuk ve etik önemli. Dolayısıyla Filistin delegesi sahneye çıktığında herkes kafayı yemiş gibi ayakta alkışlarken ben pasif kalmayı tercih ettim. O delege, benim için diğer delegelerden farksız. Oraya sanatsal bir etkinlik için geldi. Diğer kimlikleriyle öne çıkması doğru değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer ilginç konu da iç çatışmalarımızın dışarıya nasıl yansıdığı... Yani teröristler, yurtdışında "bağımsızlıklarını elde etmeye çalışan insancıklar" olarak tanıtılmış maalesef! Hiç üşenmedim, uzun uzun durumun hiç de öyle olmadığını; Kürtler'in baskı altında falan olmadıklarını, her türlü hakka sahip olduklarını ve hatta bu ülkede Cumhurbaşkanı bile olabildiklerini; olayın toprak gasp etme, bizi bölme çabasından başka bir amacı olmadığını anlattım. Zaten gerçek Kürtler'in terör olaylarına karşı olduğunu, bunun yabancı ülkelerce beslenen bir terör örgütünün işi olduğunu söyledim. Çok şaşırdılar ve öyle bilmediklerini söylediler. Neyse ki artık gerçeği biliyorlar ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En eğlenceli diyaloğu ise Yunan arkadaşla yaşadık. Herkesin gözü bizim üzerimizdeydi: Acaba konuşacak mıyız? Düşman mıyız? Bir neyiz? :)) Bir gün gelip yanıma oturdu ve muhabbet etmeye başladık. Önce kendi ülkesindeki ekonomik durumlardan bahsetti. Bana Avrupa Birliği'ni sevip sevmediğimi sordu. Bunu çok saçma bulduğumu, o birliğe hiç ihtiyacımız olmadığını; tam tersine elimizdeki kartları doğru oynasak, Avrupa'nın bizim kapımızda yatabileceğini söyledim. "Sakın girmeyin. Ekonominiz batar!" dedi. Sonra Fransa'nın Cezayir'i 100 yıl kadar sömürmesinin ne kadar kötü olduğundan bahsetti. Ben bu cümlenin öncesinde konular arasında yaptığı yumuşak geçişlerden bir karın ağrısı olduğunu anlamıştım ama ne zamanki Fransa - Cezayir konusunu açtı, o an anladım derdinin ne olduğunu. Çünkü bir sonraki cümle "Siz de Kıbrıs'ı işgal ettiniz!" oldu. O ana kadar gayet güleryüzlü ve sakin olan benim içimden bir canavar çıktı adeta! "Eğer sen benim insanımı itip kakarsan, kötü şeyler yapmaya zorlarsan ve hatta insanıma eziyet edersen, beşikteki bebeğimi küvete doldurup beynine kurşun sıkarsan, ben oraya gelirim ve gerekeni yaparım arkadaşım!" dedim. Elinde bizim haksız yere adaya girdiğimize dair kanıtlar olup olmadığını sordum. Olmadığını söyledi. "Ama bizim elimizde var. Dosya dosya koyarız senin önüne oradaki Türkler'e zamanında neler yaptığınızın kanıtlarını!" dedim. Bütün bunlara verecek yanıtı olmamasına rağmen hala yaptığımızın doğru olmadığını, orayı terketmemiz gerektiğini söyleyince: "Valla biz hiçbir yere gitmeyiz. Çok istiyorsanız siz gidebilirsiniz. Aksi takdirde orada yan yana ve huzur içinde yaşamayı öğrenmeniz gerekecek. Bak, zaten ekonominiz çöktü. 3 kuruşa muhtaçsınız. Biz sizin komşunuzuz. Komşunuzla iyi geçinseniz iyi olur!" dedim. Zamanına bizim Yunanistan'ı da işgal ettiğimizi (Osmanlı'dan bahsediyor) söyleyince aramızda şu diyalog geçti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Burcu:&lt;/b&gt; Şu an Yunanistan'da Türkçe mi konuşuyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yunanlı arkadaş:&lt;/b&gt; Hayır!&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Burcu:&lt;/b&gt; Peki sen bir Müslüman mısın?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yunanlı arkadaş:&lt;/b&gt; Hayır.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Burcu:&lt;/b&gt; O halde Osmanlı'nın o toprakları yönettiği süre boyunca dilinize ve dininize hiç müdahale etmediğini, sizi zorlamadığını, öz kaynaklarınızı (varsa) sömürmediğini, sadece sizden vergi aldığını, buna karşılık oradaki güvenliği ve huzuru sağladığını söyleyebilir miyiz?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yunanlı arkadaş:&lt;/b&gt; ...&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Burcu:&lt;/b&gt; 200 sene önce olmuş olayların hesabını yapacaksak, Türkiye topraklarından çıkarken kadınlarımıza tecavüz ederek geri çekildiğinizi sana hatırlatmak zorunda kalırım. O zaman kan davası gütmemiz gerekir ki biz bunu istemeyiz. Biz daima barıştan yanayız. Atatürk, savaş için ne demiştir bilir misin?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yunanlı arkadaş:&lt;/b&gt; (Bozulmuş bir durumda...) hayır?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Burcu:&lt;/b&gt; "... milletin hayatı tehlikeye düşmediği sürece savaş bir cinayettir!" demiştir. Biz bu Ata'nın çocuklarıyız. Bizim de bakış açımız bu. O yüzden, bana birşey söyleyeceksen, arkasında haklı bir nedenin olsun.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yunanlı arkadaş:&lt;/b&gt; ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ilginç konuşma, böylece sona erdi. Sonraki günlerde bana sadece gülümseyerek selam vermekle yetindi. Bir daha benimle pek konuşmadı. Ama kapanış töreninde sahneye çıkıp "Viva Palestine!" diye bağırması gerçekten beni benden aldı. Din birliğin yok. Dil birliğin yok. Geçmiş birliğin yok. Kültür birliğin yok. Bu neyin yalakalığıdır böyle arkadaş?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle. Oralarda sabahtan akşama deli gibi çalışıp yorulurken, bir yandan da kültür elçiliği yaptım. Açık konuşmak geekirse, bu durumdan da şikayetçi değilim. En azından artık bizim hakkımızda doğru bilgilere sahipler. Yorulmak önemli değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cezayir gezisi aşağı yukarı bu kadar. Mutlaka atladığım şeyler olmuştur. Aklıma gelirse yazılara ek yaparım. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki orada o kadar çok ilgi ve sevgi gördüm ki günler nasıl geçti, gerçekten anlamadım. Oradaki herkese bizi böyle güzel ağırladıkları için çok teşekkür ederim. :)&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-2840958343925041375?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/2840958343925041375/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=2840958343925041375' title='17 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/2840958343925041375'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/2840958343925041375'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/12/joujou-cezayirden-bildiriyor-6.html' title='Joujou, Cezayir&apos;den bildiriyor - 6'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-2740823327345994693</id><published>2011-11-28T16:30:00.000+02:00</published><updated>2011-11-28T16:36:34.572+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kültür eylemleri :)'/><title type='text'>Joujou, Cezayir'den bildiriyor - 5</title><content type='html'>&lt;div style="color: #cc0000;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Çalıştay&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Gezinin asıl konusundan bahsetme zamanı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahsettiğim etkinlik Akdeniz'de kıyısı olan ülkelerin sanat okullarının her yıl gerçekleştirdiği bir buluşma. O yılın konusu belirlendikten sonra çalıştaylar (workshop) için her ülkeden 2 ya da 3 hoca çağırılıyor. Bunların bir kısmı gözlemci olarak katılıyor. Bir kısmı da çalıştay yapıyor. Bu yıl okulum beni ve başka bölümlerden 2 arkadaşımı görevlendirdi. Çok da ani oldu üstelik. Bana sadece "Gidiyorsun!" dediler. :D Ben de "Aaa?!" diyerek kaldım ve apar topar hazırlanıp gittim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir etkinlikte ilk defa bulunmuyorum ama yurtdışında ilk defa gerçekleştireceğim için oldukça heyecanlıydım. Neredeyse lise son sınıftan beri İngilizce'yi akıcı bir biçimde konuşmamıştım. Yazmak ve anlamak konusunda hiç sorun yok ama pratiğim zayıflamış olabilir diye endişeleniyordum. (Gidince bu endişemin çok yersiz olduğunu gördüm neyse ki) Eğer bir çalıştay yapacaksam, önden öğrencilere bir sunum yapmam iyi olur diye düşündüm ve tabi bu sunumun da İngilizce olması gerekiyordu. Diğer yandan, gittiğim ülkede Arapça ve Fransızca konuşuluyordu. Bu da öğrencilere bir çevirmen yardımıyla ulaşabilmem, bütün soruları başka bir dilde düşünüp cevaplamam demekti. Sanat zaten belirli noktalarda göreceli olabilen bir alan; böyle bir alanda yoruma açık konularda soru yanıtlamak stresli bir iş gerçekten. Neyse, sonuç olarak sıkı bir hazırlık yapıp gittim oraya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havaalanında bizi Mr. Adel karşıladı. (Kimsenin soyadını burada yazmayacağım. Çünkü muhafazakar bir yapıları olduğu için, rahatsız olabilirler endişesi taşıyorum.) Adel, Arapça ve Fransızca'yı gayet güzel konuşan, İngilizce olarak da derdini anlatabilen biri. Orada kaldığımız süre boyunca bize hem rehberlik yaptı hem de bizimle arkadaşlık etti. Cezayirliler Türkler'i gerçekten seviyorlar. Fransızlar'dan ise hoşlanmıyorlar. Yabancılar bunun nedenini sorduğunda ise "Türkler bizi kurtarmaya geldiler ve sömürmediler. Onları biz çağırmıştık bizi kurtarmaları için. Fransızlar ise sömürmeye geldiler" diyorlar. Dolayısıyla ekibimize ilgi büyüktü. Çalıştaylara kayıtlar yapılırken benim sınıfım 10 dakika içinde doldu. Ben bile inanamadım. Konu yeni olduğu için anlaşılamayabilir diye düşünüyordum ama neyse ki çok ilgi çekti. Merak edenler için: İç mekan grafikleriyle ilgileniyorum ve tematik mekan tasarımları yapıyorum. Dolayısıyla konuyu da bu eksende planlamıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok ilginç bulduğum ve hayranlık duyduğum bir olay yaşadım kayıtlar sırasında: O okulda hoca olan 3 kişi gelip benim sınıfıma kayıt yaptırdı! Ki bunlardan 2 tanesi Grafik tasarım ve Fransızca öğretmeni! Bir tanesi kaligrafi konusunda uzman! "Ben hocayım zaten, ne işim var bu sınıfta!" demediler ve sınıfıma öğrenci oldular. Ben Türkiye dahil hiçbir yerde böyle bir tevazu görmedim. Bu kadar alçakgönüllü olunabilir mi? Bu tavırlarından dolayı kendilerine büyük hayranlık duydum! Her zaman kendime örnek alacağım bir davranış biçimi oldu gerçekten. Bu, orada yaşadığım en etkileyici olaylardan biriydi. Nora, Fateh ve Abdelhakim... harikasınız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-l4WwH0gTibg/TtOcT8PsueI/AAAAAAAAAUc/W0No-qhZYII/s1600/Blog_Algiers_06.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://1.bp.blogspot.com/-l4WwH0gTibg/TtOcT8PsueI/AAAAAAAAAUc/W0No-qhZYII/s320/Blog_Algiers_06.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Sınıfa girdiğimde katılımcı sayısını sınırlamış olmama rağmen iki katı kadar fazla katılımcıyla karşılaştım. 4 gün sürecek bir çalıştayda 25 kişiyle ilgilenemeyeceğim için 10 kişiden fazlasını sınıfa alamayacaktım ama en azından sunumu izlemek istediklerini söyleyince çok memnun oldum. 1 saat sürer diye planladığım sunum tam 2 saat sürdü. Çok fazla soru geldi. İngilizce konuşabilen 3 kişi diğerlerine neredeyse her cümlemi çevirdiler. Bana da çok yardımcı oldular doğrusu. Nora, Nedjat ve Mohammed... Sizlere tekrar teşekkür etmek istiyorum bu anlamda. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cezayir'deki bu okul bir sanat okulu. Bir süre önce hocalar ve öğrenciler sanatla uğraştıkları için linç edilmek istenmişler. Sanatla uğraşanların ateist olduklarına dair aptalca, cahilce bir iddia ile yola çıkan bu katiller, 20'nin üzerinde insanı öldürmüşler. Bazıları o okulda hocaymış. O yüzden o okulda hoca ya da öğrenci olanlara ayrıca çok saygı duymak gerek. Bunlara rağmen orada olmayı göze almak az şey değil gerçekten!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-rPKy-_fZaVI/TtOcVTIdhjI/AAAAAAAAAUk/ikUojTnk0cI/s1600/Blog_Algiers_05.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="219" src="http://4.bp.blogspot.com/-rPKy-_fZaVI/TtOcVTIdhjI/AAAAAAAAAUk/ikUojTnk0cI/s320/Blog_Algiers_05.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Eğitim konusunda sıkıntılar var elbette. Örneğin karakalem konusunda inanılmaz bir başarıları var ama diğer konularda çok zayıflar. Soyut düşünebilme ve yaratabilme konularında hemen hemen hiç varlık gösteremiyorlar çünkü kültürlerinde öyle bir kavram yok. Süsleme ağırlıklı bir zenaat geçmişleri olduğu için çıkan işler de bu tarzda çıkıyor. Onlara tam olarak ne istediğimi anlatabildiğimi düşünüyorum aslında. Onlar da kendilerini daha soyut düşünebilme ve anlatabilme konusunda oldukça zorladılar açıkçası. 4 gün içinde çok enteresan işler çıktı. Zannederim orada 1-2 ay geçirseydim, o sürenin sonunda çıkacak işlere inanamayabilirdik. ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan bu öğrenciler, öğrenmeye ve yeni şeyler görmeye o kadar açlar ki inanamazsınız. Aynı anda birden fazla sınıfa kayıt yaptırmış bir kısmı! 2 saat birinde, 1 saat diğerinde, sonra 3 saat ötekinde; sınıf sınıf gezdiler. Hayatlarında hiç seramik görmemişer. Tornayla 2 saat uğraşıp, çamur içinde koşa koşa benim sınıfıma geldiklerini görünce onlardan saklamak için çok uğraşmama rağmen, itiraf edeyim ki gözlerim doldu her seferinde. Ağzınızdan çıkan her cümleyi havada kapıp bir şeyler yapmaya çalışmaları çok etkileyiciydi. Tabi aynı anda birden fazla sınıfta olabilme çabası beraberinde çok iyi olmayan işleri de getiriyor ama hiçbirine kızamıyorsunuz. Yeni olan her şey deli gibi ilgilerini çekiyor. Gönül, tam konsantrasyonla bir sınıfa devam edip, harika işler çıkarmalarından yana ama durum bu... :)) Buradan, sürekli söylenen, zorla sınıfta tutuyormuşuz gibi bıdırdanan, hep şikayet eden öğrenci tayfasına duyurulur! Bakın, millet okumak, öğrenmek için o şartlarda nasıl çabalıyor! ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışmaktan diğer sınıfları takip edemediğim için çok üzülüyorum ama anlatılanlardan anladığım kadarıyla arkadaşlarımın atölyelerine de ilgi büyükmüş. Bir tanesi "gelenekselden yola çıkarak geleceği şekillendiren" bir iç mimari projesi yaptırdı. Diğer hocamız ise öğrencileri seramik panolar üzerinde çalıştırdı. Resim ve tipografi atölyeleri de vardı. Oradaki herkes açısından oldukça doyurucuydu diyebilirim. Öğrenci olup bir atölyede çalışmak için çok istek duydum ama ne yazık ki zaman yoktu :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalıştay sonunda çıkışların alınıp dersliklerin duvarlarına asılması gerekiyordu ama bu konuda hazırlıksız yakalandıkları için çıkışlar serginin kapanış saatine ancak yetişebildi. Bu nedenle istediğimiz gibi fotoğraflayamadık. Ama şunu söyleyebilirim: Bizi iyi ağırlayabilmek ve imkanları yeterli kılabilmek için o kadar uğraşmışlar ki yaşanan hiçbir aksilik gözüme batmadı. İyi niyet her daim kazandırır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sonraki yazımda oradaki insan ilişkilerinden, olup bitenden bahsedeceğim. İlginizi çekeceğini düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-2740823327345994693?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/2740823327345994693/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=2740823327345994693' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/2740823327345994693'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/2740823327345994693'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/11/joujou-cezayirden-bildiriyor-5.html' title='Joujou, Cezayir&apos;den bildiriyor - 5'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-l4WwH0gTibg/TtOcT8PsueI/AAAAAAAAAUc/W0No-qhZYII/s72-c/Blog_Algiers_06.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-8622009961947931337</id><published>2011-11-26T00:42:00.001+02:00</published><updated>2011-11-26T02:14:52.502+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kültür eylemleri :)'/><title type='text'>Joujou, Cezayir'den bildiriyor - 4</title><content type='html'>&lt;div style="color: #990000;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Ne yenir, ne içilir?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Cezayir'in insanları misafir ağırlamak konusunda aynı Türkler'e benziyorlar. Her istediğiniz bir şekilde yerine getirilmeye çalışılıyor. Sizi yormamak, mutlu etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Ancak Cezayir'le ilgili bilinmesi gereken önemli bir şey var: Gerçekten yoksul bir ülke. Anladığım kadarıyla petrollerini Fransızlar işletiyor. Dolayısıyla o petrolün Cezayir halkına pek faydası yok. Batna, Algiers'ten daha da yoksul. İnsanların kıyafetlerinden rahatça anlaşılıyor bu durum. Ama o şartlarda bile misafire elden gelen yapılıyor. Kaldığımız süre boyunca bize tıka basa et yedirmeye çalışmaları çok dokundu o yüzden bana... Sürekli, her öğünde önümüze tepeleme et koymalarından şüphelendim ve orada yaşayan birine şunu sordum: "Siz sürekli bu kadar et mi yersiniz?" Yanıt çok canımı acıttı: "Tabi ki hayır. Et pahalı, alacak paramız yok." Et alacak, çocuğunu besleyecek parası yok ama misafir söz konusu olunca elinde ne varsa ortaya koyuyor. Bizim toplumumuz da öyle değil midir?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/--v77vYwPbpw/TtAocp3LHgI/AAAAAAAAAUU/dpTHBhV9WBI/s1600/Blog_Algiers_04.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://1.bp.blogspot.com/--v77vYwPbpw/TtAocp3LHgI/AAAAAAAAAUU/dpTHBhV9WBI/s320/Blog_Algiers_04.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;İlk gün bizi bu sofra ile karşıladılar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Yemek adetleri hem doğu hem batı kültüründen izler taşıyor. Örneğin ana yemekten önce mutlaka salata geliyor önünüze. Bu salatanın kenarında köşesinde mutlaka mayonez oluyor. Haşlanmış pirinç ve patatesi çok tüketiyorlar. Özellikle salatalarda. Değişik bir tür yeşil fasulyeleri var ve gayet lezzetli. Geleneksel yemekleri arasında kuskus ve şakşuka var. Ama her ikisinin de bizdeki çeşitleriyle ilgisi yok. Kuskus bildiğimiz ince bulgur. Tuzsuz olarak pişirip, pilav gibi servis ediyorlar. Yanına da sulu bir sebze ya da et yemeği getiriyorlar. Bu yemek kuskusun üzerine dökülüyor ve öyle yeniyor. Şakşuka dedikleri şey ise çok ince açılmış yufka yapraklarının gelişigüzel parçalanarak bir kaseye doldurulması ve üzerine yine sulu bir yemeğin dökülmesi ile oluşturuluyor. Yeşil zeytini ve haşlanmış yumurtayı her yerde kullanıyorlar. Hatta yeşil zeytini pişirip yemeklerde kullandıkları da oluyor. Ekmekler Fransız baget ekmek ve Türkiye'dekilerle aynı. Lezzeti de kokusu da. ;) Bazı yemek isimleri de aynı. Çorba ve börek gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah kahvaltısında peynir yeme alışkanlıkları pek yok. Daha ziyade tatlı hamur işleri yiyorlar: Kek, kruvasan, çörek türü şeylerle bal ve reçel yiyorlar. Masadaki serviste çatal olmuyor. İstediğinizde getiriyorlar ama sizinle dalga geçmeyi de ihmal etmiyorlar. :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizdeki mırraya benzeyen acaip sert bir kahveleri var. Ben sert kahve severim ama beni kat kat aştı bu kahve. Bildiğiniz ölümcül! İçer içmez sopa yutmuş gibi oluyorsunuz, o derece! Ama bu kahveyi çok seviyorlar. Her yerde servis ediliyor. Hatta şöyle bir örnek verebilirim: Rufi'ye gittiğimizde girişteki dükkanda su satılmıyordu ama bu kahveden vardı :D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransızların peynir ve şarap kültürünün az çok devam ediyor oluşu ise çok hoş. İlk gün öğle yemeğinde bize 3 değişik şarap tattırdılar. İçmeye başladıklarında bayağı iyi içiyorlar. Ama viskiyi da aynı oranda seviyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben et obur bir insan olmama rağmen, evden uzaktayken yememeye çalışırım. Son gün bir şekilde tadına bakmak zorunda kaldım ve inanamadım: Et dediğin şey bu kadar yumuşak ve kokusuz olabilir mi arkadaş? Sürekli her yerde otlar durumda gördüğümüz büyük ve küçükbaş hayvanların doğal beslenmelerinin ete yansımasıdır bu. Cezayir gibi bir ülke bile tarım ve hayvancılık konusunda kendi bağımsız politikasını geliştirebilmişken, bizim bu konuda giderek kötüye gidiyor olmamız kabul edilemez!!! Domates, aynı çocukluğumun güzel kokulu domatesi. Bir mandalinaları var, anlatamam! Öyle bir mandalina kokusu olamaz! Bir de bizdekilere bakın: İçleri ilaçlı, üstleri parafinli. Ot gibi hepsi. Oradaki doğal besinler rüya gibi gerçekten :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tatlı konusu ise başlı başına sürprizdi benim için. Krem karameli çok severim ama henüz yumurta kokmayan bir krem karamel yiyebilmişliğim yoktu Ankara'da. Hem Algiers'te hem de Batna'da hayatımın krem karamelini yedim. Hem hafif hem de yumurta kokusuz. Şekerli sosu da tam kıvamında yakılmış. Bu konuda tam uzman olduklarını ispatladılar. Devasa boyutlardaki porsiyonlarıyla rüyalarımın tatlısı artık! :)) Ayrıca erik kurusunu şeker, badem ve kuru üzümle kavurarak ve sonra üzerine şerbet dökerek hazırladıkları bir başka tatlıları var ki çok fena. Çok! :)))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında fena halde yorucu ve hareketli geçen bir sanat okulları buluşması, bu bahsettiğim etkinlik. Detayları sonra yazacağım ama yemekler hakkında edindiğim tüm bu bilgiler, bizi düzenli olarak tıka basa beslemeye çalışmaları sayesinde edindiğim bilgiler. Benim gibi çok yemek seçen birinin bile orada aç kalması mümkün değil. Kolaylıkla kilo alınabilir ama aç kalınamaz! :))&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-8622009961947931337?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/8622009961947931337/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=8622009961947931337' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/8622009961947931337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/8622009961947931337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/11/joujou-cezayirden-bildiriyor-4.html' title='Joujou, Cezayir&apos;den bildiriyor - 4'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/--v77vYwPbpw/TtAocp3LHgI/AAAAAAAAAUU/dpTHBhV9WBI/s72-c/Blog_Algiers_04.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-961739380997251875</id><published>2011-11-24T01:26:00.000+02:00</published><updated>2011-11-24T01:26:30.518+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kültür eylemleri :)'/><title type='text'>Joujou, Cezayir'den bildiriyor - 3</title><content type='html'>&lt;div style="color: #990000;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Cezayir hakkında genel bilgiler&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle belirtmeliyim ki Cezayir'de sadece Algiers ve Batna'yı gördüm. Dolayısıyla da aktaracaklarım bu iki şehirde gördüklerimden ibaret.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cezayir macerası, düşündüğünüz gibi Algiers'deki havalanına inince başlamadı. Havada başladı. Çünkü Cezayir uçağında ağırlıklı olarak ülkelerine dönen hac kafilesi vardı. Bu da maalesef uçağa biner binmez terliklerden ya da ayakkabılardan fora edilen ayaklar, berbat bir koku ve kirli ötesi kıyafetler anlamına geliyordu. Bir ülkeye dair ilk izlenim olması bakımından oldukça moral bozucu olsa da önceden internet üzerinden yaptığım araştırmalar sayesinde duruma oldukça hazırlıklı olduğumu farkettim. Arada koridora güzel kokular fısfıslayan THY hosteslerine ise minnetarım :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havaalanına indiğinizde pasaport kontrolünden geçmeden önce A5'in yarısı büyüklükte beyaz bir kart veriyorlar elinize. Adınız, soyadınız, doğum tarihiniz, nerede oturduğunuz, mesleğiniz, pasaport numaranız, veriliş tarihi, nereye gittiğiniz, ıdır, bıdır, bir sürü soru sormuşlar. İşin gıcık tarafı bu soruların Arapça ve Fransızca olması. Ama Türkler, Türk olduklarını her yerde ispatlıyorlar: Birini doldururken gözlemleyip, bilgileri etraftaki herkese servis ediyorlar. Anlamadığım bir yeri polise sormak istedim. Adam bana Fransızca yanıt verdi. Fransızca bilmediğimi, İngilizce konuşması gerektiğini söylediğim zaman ise aynı cümleyi bağırarak tekrarladı. Buradan da anlaşılıyor ki "yabancı birine, anlamadığı dildeki bir şeyi bağırarak anlatırsam kesin anlar" sanrısı Türkler'e özgü değil. :)) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pasaport kontrolünde ilginç şeyler olabiliyor. Ben gri pasaport ile gittiğim için vize almamıştım. Yeşil pasaportta zaten vize sorunu yok ama kontrol noktasındaki durumlar tamamen memurun türüne göre değişkenlik gösteriyor. Bana sorun çıkarılmadığı halde arkadaşlarımdan birinin yeşil pasaportuna sorun çıkardılar. Nedenini ise hala bilmiyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pasaport kontrolünden sonra tekrar bir x-ray taraması yapılıyor. İşin açığı şu: Sürekli, her fırsatta sizi tarıyorlar. Bazı noktalarda x-rayden geçtikten sonra elle üst araması yapılıyor. Bu bile yeterli gelmiyor, kurdukları portatif masalarda çantalar didik didik aranıyor. Eşi orada yaşayan birine nedenini sordum. Yanıt çok ilginçti: Sadece silah, patlayıcı ya da yasadışı herhangi bir madde değil, gübre araması da yapıyorlarmış. Cezayir'de hükümet tarafından izin verilmeyen her türlü gübre ve tarım ilacı yasakmış. İlk duyduğumda ilginç gelmişti ama sonraki günlerde ta çocukluğumdaki domatesler gibi kokan domatesler yiyince adamları gerçekten takdir ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-5p2LC_cleaU/Ts1RNK15fgI/AAAAAAAAAT8/zQo2DzwHzQs/s1600/Blog_Algiers_01.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://3.bp.blogspot.com/-5p2LC_cleaU/Ts1RNK15fgI/AAAAAAAAAT8/zQo2DzwHzQs/s320/Blog_Algiers_01.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Algiers, başkent olması nedeniyle oldukça kalabalık ve hareketli bir şehir. Ağırlıklı Fransız mimarisi hakim ama bazı bölgelerde Osmanlı mimarisinin izlerine de rastlıyorsunuz. Hatta ara sokakları o kadar İstanbul'a benziyor ki gözlerinizi kapatsanız ve sizi alıp Algiers'te bir ara sokağa koysalar birkaç dakika için kendinizi hala İstanbul'da sanabilirsiniz. Palmiyeleri görünce duruma uyanırsınız tabi :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-TTU-htGHMv8/Ts1R7rYA7OI/AAAAAAAAAUE/KcMWDXlRpYs/s1600/Blog_Algiers_02.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-TTU-htGHMv8/Ts1R7rYA7OI/AAAAAAAAAUE/KcMWDXlRpYs/s320/Blog_Algiers_02.jpg" width="213" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Algiers'te gördüğüm ağaçların cadde üzerinde olanlarının hepsi yatay budanmıştı. Yani üst katların ışığını engellemeyecek ama yolda yürüyenlere de gölge sağlayacak biçimde budanmışlardı. Çok akıllıca bir buluş olduğunu düşündük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-JDX8sHK9thk/Ts1TM5_rIwI/AAAAAAAAAUM/kWYDhpuPXLQ/s1600/Blog_Algiers_03.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://2.bp.blogspot.com/-JDX8sHK9thk/Ts1TM5_rIwI/AAAAAAAAAUM/kWYDhpuPXLQ/s320/Blog_Algiers_03.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Gezinirken fotoğraf çekmek istiyorsunuz ama çok dikkatli olmanız lazım çünkü insanlar bu konuda çok hassas. Asla fotoğraf vermek istemiyorlar. Hatta polis makinanıza el koyup içindekileri silebiliyor. Binalara izin var ama insanların fotoğraflarını çekemiyorsunuz. Elimdeki karelere bakarken, tam deklanşöre bastığım anda yanlışlıkla kareye girmiş bazı insanların bile ellerindeki poşetlerle yüzlerini örttüğünü farkettim. Buna saygı göstermek gerekiyor. Cezayir bir süre önce yaşanan olaylar nedeniyle zaten aşırı hassas ve endişeli bir ülke.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dükkanlar çok erken kapanıyor. Özellikle Batna'da 6'dan sonra hayat duruyor desem yeridir. Algiers biraz daha rahat bir şehir ama Batna'da 6'dan sonra sokakta tek başına yürüyen bir kadın görmek mümkün değil. 3 kişi akşam 21.00 gibi etrafı gezelim dedik, burnumuzdan geldi. Arkadaşlarım benim yüzümden tedirgin oldular, dönmek zorunda kaldık. Korna çalanlar, yanımızda aracını durdurup inenler, ne ararsanız. Diğer yandan da gündüz kimse kimseyle ilgilenmiyor. Herkes kendi derdinde. Algiers'te kadınların çoğunluğu tesettürlü. Batna'da bu oran daha yüksek. Ama inanılmaz bir biçimde bizim ülkemizdeki birçok tesettürlü zihniyetten daha medeniler. Kadını da erkeği de son derece insancıl ilişkiler içinde. Yan yana da oturuyorlar, birbirlerinin elini de sıkıyorlar. Kimse kimseye potansiyel günahkar muamelesi yapmıyor. Zihinler Türkiye'dekinden daha medeni görünüyor anlayacağınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mısır'a gittiğimde trafiğe inanamamıştım. Sinyal kullanmak şöyle dursun, trafik ışıkları bile kimsenin umurunda değildi. Aynı anda dört bir yandan çıkan arabaların milisaniyeler içinde birbirlerini sıyırdığını gördükçe hayretler içinde kalıyordum. Cezayir'de durum biraz daha iyi ama hasarsız araba görmek imkansız. Gördüğüm tek hasarsız araba valinin makam arabasıydı :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batna'da sokaklarda görülen az sayıda insan da olmasa terk edilmiş bir şehir sanabilirsiniz çünkü bütün evlerin camları ve pancurları sıkı sıkı kapalı. Evlerde hiç hayat yokmuş gibi. Nedenini sorduğumda yoldan gelen tozun herşeyi simsiyah yaptığını söylediler ve satır arasında da "muhafazakarlık" diye eklediler. İlkinden ziyade ikincisi daha geçerli benim gözlemime göre.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aaaa, bu arada, belki de en önemli noktayı atlamak üzereydim: Eğer temizlik sizin için önemliyse oraya giderken yanınıza bol bol dezenfektan, sıvı sabun, kolonyalı mendil, selpak, vs. alınız. Çünkü gerçekten pislik aşmış durumda. Belirtmekte fayda var: Tuvalet musluğu yerine tuvaletin yanında duran popiş yıkama zımbırtısını kullanıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cezayir dönüşü ateşim 39.5'a çıkıp, boğazım da rendelenmiş gibi delicesine acıdığından 2 gündür tek satır yazamadım. Yapabildiğim tek şey, sürüne sürüne işe gidip, berbat Ankara trafiğinde eve gelmeye çalışmak oldu. O yüzden yazıyı burada kesiyorum ama devamı gelecek.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-961739380997251875?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/961739380997251875/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=961739380997251875' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/961739380997251875'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/961739380997251875'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/11/joujou-cezayirden-bildiriyor-3.html' title='Joujou, Cezayir&apos;den bildiriyor - 3'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-5p2LC_cleaU/Ts1RNK15fgI/AAAAAAAAAT8/zQo2DzwHzQs/s72-c/Blog_Algiers_01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-3251353045763944390</id><published>2011-11-22T01:13:00.001+02:00</published><updated>2011-11-22T01:18:54.123+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kültür eylemleri :)'/><title type='text'>Joujou, Cezayir'den bildiriyor - 2</title><content type='html'>Çok şükür ülkeme dönebildim. Buradaki "çok şükür" kısmı ise Cezayir'i kötülemek anlamında değil, yanlış anlaşılmasın lütfen. Daha ziyade 8 gün içinde 6 defa uçağa binmiş olmaktan kaynaklı bir bıkkınlık ifadesi. Türk Hava Yolları'nın güvenlik kontrolünü çok sıkı yaptığını biliyoruz ama Cezayir tamamen aşmış durumda. Cihazlardan geçmeniz&amp;nbsp; yetmiyor, bir de elle üst araması yapıyorlar. Sonra çantalarınız didik didik aranıyor (Ki bunun çok geçerli bir nedeni varmış, sonradan öğrendim). Derken, eliniz kolunuz fazla doluysa, bu aramalar kabusa dönüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün biraz dinlenmeyi umuyordum ama yapmam gereken çok şey olduğu için mümkün olmadı. Yarından itibaren Cezayir'de yaşadığım, gördüğüm her şeyi sizlerle paylaşacağım. Benim için çok öğretici bir deneyimdi. İlginç bulacağınızı düşünüyorum. ;)&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-3251353045763944390?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/3251353045763944390/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=3251353045763944390' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/3251353045763944390'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/3251353045763944390'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/11/joujou-cezayirden-bildiriyor-2.html' title='Joujou, Cezayir&apos;den bildiriyor - 2'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-33728307041375827</id><published>2011-11-16T19:56:00.001+02:00</published><updated>2011-11-16T20:06:08.917+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kültür eylemleri :)'/><title type='text'>Joujou, Cezayir'den bildiriyor - 1</title><content type='html'>Evet, Cezayir'deyim birkaç gündür ama bildiremiyorum çünkü internet bağlantım yok. Bugün, kaldığım otelin wi-fi bağlantısı şöyle bir çalışır gibi oldu. Hemen soluğu bilgisayarımın başında aldım. Bu ülke ve yaşadıklarım hakkında uzun uzun anlatmak istiyorum ama korkarım dönüşüme saklamak zorunda kalacağım. O yüzden başlığı "Joujou, Cezayir'den bildiriyor - 1" yaptım ki devamını da yazabileyim. Bunun 2'si var, 3'ü var, Allah ne verdiyse yazacağım bakalım dönüşte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes kendine iyi baksın! ;)&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-33728307041375827?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/33728307041375827/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=33728307041375827' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/33728307041375827'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/33728307041375827'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/11/joujou-cezayirden-bildiriyor-1.html' title='Joujou, Cezayir&apos;den bildiriyor - 1'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-3980156844176020771</id><published>2011-11-10T00:10:00.000+02:00</published><updated>2011-11-10T00:11:28.714+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Atam'a...</title><content type='html'>Fotoğraflarını kitaplardan kaldırıyorlar. Sözlerini yasaklıyorlar. Seni kendileri gibi küçük ve değersiz göstermeye çalışıyorlar. Seni yok etmeye çalışıyorlar! Senden deli gibi korkuyorlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmiyorlar ki onlar öldükten 1 sene sonra bile kimsenin umurunda olmayacak. Silinip gidecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen öleli 73 yıl oldu. 73 yıldır her 10 Kasım'da seni anlayanlar, sevenler, sana bağlı olanlar özlemle anıyorlar seni. Dünyanın başka neresinde 73 yıl önce ölmüş bir lider için insanlar yolun ortasında durup saygı duruşuna geçerler?! Hangi insan bu kadar sevilip özlenir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece senin gibi, tüm erdemleri aynı kişilikte toplayabilmiş biri!&lt;br /&gt;Çok özlüyorum seni, çok!&lt;br /&gt;Işıklar içinde yat...&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-3980156844176020771?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/3980156844176020771/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=3980156844176020771' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/3980156844176020771'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/3980156844176020771'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/11/atama.html' title='Atam&apos;a...'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-4800570647234936176</id><published>2011-11-09T23:10:00.000+02:00</published><updated>2011-11-09T23:10:21.772+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Pavane</title><content type='html'>"Zorunda olmak" ne kadar zorlayıcı, yaralayıcı bir durum ifadesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinirin tependeyken, sakin kalmak "zorunda olmak"...&lt;br /&gt;Mutluluktan delirirken, çaktırmamak "zorunda olmak"...&lt;br /&gt;Sıkıntıdan geberirken, eğleniyormuş görüntüsü vermek "zorunda olmak"...&lt;br /&gt;Nefes alamadığın halde, hayat normal sürüyormuş izlenimi vermek "zorunda olmak"...&lt;br /&gt;Acıdan ölüyorken, senin için hava hoşmuş hissi yaratmak "zorunda olmak"...&lt;br /&gt;Ağır bir boşluk yaşıyorken, devam etmek "zorunda olmak"...&lt;br /&gt;Kafan bambaşka yerlerde, gözlerin onun peşinde dolarken, yapman gerekene odaklanmak "zorunda olmak"...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zor gerçekten...&lt;br /&gt;Saklamak da zor. Anlatamamak... iyice zor. Hem anlatsan, kime ne?! Aynı şeyleri duyacağını bile bile anlatır mı hiç insan? Saklamaz mı herşeyi kendine? Zor ama işte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pavane dinlerken gülümsemeye çalışmak gibi... Zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-4800570647234936176?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/4800570647234936176/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=4800570647234936176' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/4800570647234936176'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/4800570647234936176'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/11/pavane.html' title='Pavane'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-7537365404804915831</id><published>2011-11-08T00:30:00.000+02:00</published><updated>2011-11-08T00:30:35.657+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kızsal Muhabbetler'/><title type='text'>Baş ağrısı</title><content type='html'>Alışamadığım yazar Chuck Palahniuk, Ölüm Pornosu adlı dandirik kitabının 11. sayfasında der ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Heriflerin, kendilerine ait olduğunu iddia ettikleri şeylerin içine sıçmasının binbir yolu vardır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Palahniuk benim açımdan okunası bir yazar olmadığı halde, sırf erkek olduğu için bile bu cümle dikkate değerdir. Orada anlattığı şey sadece bir erkeğin özensizliği ya da akılsızlığı değil; aynı zamanda bir şeyi eline yüzüne bulaştırma konusunda sergilenen becerinin ve neye sahip olunduğunun idrakında olunmamasının işaret ettiği bir şuursuzluk halidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-7537365404804915831?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/7537365404804915831/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=7537365404804915831' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7537365404804915831'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7537365404804915831'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/11/bas-agrs.html' title='Baş ağrısı'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-7211631472532103644</id><published>2011-11-06T21:09:00.000+02:00</published><updated>2011-11-06T21:09:42.187+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Sakin... Gülümseyerek...</title><content type='html'>Peki, dedi, kalbin daha hızlı atmak istediğinde ne olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O dakikaya kadar, her soruya bir yanıtı, her söze bir karşılığı vardı. Ne hissettiğinden, ne istediğinden çok emindi. Seçtiği yolda ilerleyecekti. O'nun için doğru olan, güvenli olan buydu. Üzerinde fazla düşünmeye gerek yoktu. Odaklanması gereken başka şeyler vardı hayatında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bu soru?... Sarsıldı. Okuduğu kağıtta satırlar birbirine karıştı. O'nu ilk gördüğü günü hatırladı. Keskin, koyu gözlerin kendisine öfkeyle bakışını. Tuhaf bir biçimde hiç korku hissetmemişti. Yalnızca merak ediyordu. Neden kendisine öyle baktığını... Sonradan anladı o öfkeli gözlerin nedenini. Yine de korkmadı. Anladığı için belki de... Zamanla o gözlere alıştı. O ellerin sertliğine, duruşunun dikliğine, saçlarının karmaşıklığına, sözlerinin canını acıtmasına alıştı... Kalbi o kadar hızlı atarken, alışması hiç de zor olmamıştı çünkü. Bir gece kulağına, "Kalbine biraz daha girebilsem..." diye fısıldadığından beri öyle atıyordu kalbi. Adını duyduğunda ya da sesini... Öyle atıyordu. Peki gördüğünde? Hatırlamıyordu. Çünkü gördüğünde başka birşey düşünebilecek durumda olmuyordu... Bir tek, onca sertliğe rağmen, sıcacık "Canım!" deyişine, telefonu "Aşkım!" diye açmasına alışamadı. Her defasında şaşırdı, heyecanlandı. Boşluğa düşüyormuş gibi içinin akmasını anlayamadı... Üzüleceğinden, kırılacağından ölesiye korkmasına rağmen buna engel olamıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adım adım, her gün biraz daha yaklaşarak kendisine doğru geldiğini; O yaklaştıkça diğer her şeyin uzaklaştığını görüyordu. Tüm gücüyle direniyordu, O'nu kendinden uzak tutmak için elinden ne geliyorsa yapıyordu ama kaçamayacağı bir noktanın geleceğini biliyordu. Geldi de...!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sorunun yanıtını öğrendi... Küçücük, savunmasız bir kalp nasıl delirmiş gibi atar, nasıl olup da göğsünden fırlayacakmış gibi çırpınır, öğrendi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra... metrelerce yükseklikten yere çakılmak neymiş, anladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değiştiremeyeceğini olduğu gibi bırakmayı, kabullenmeyi öğrendi. Zaman geçti... Sakinleşti...&lt;br /&gt;Sigarayı sever gibi, suçluluk duyarak sevmekten vazgeçti.&lt;br /&gt;Bir öğleden sonra, güneş O'nun gözlerinin tam içindeyken, renginin nasıl berrak olduğunu farkettiğinde olduğu gibi, diğer her şey silindi...&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-7211631472532103644?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/7211631472532103644/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=7211631472532103644' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7211631472532103644'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7211631472532103644'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/11/sakin-gulumseyerek.html' title='Sakin... Gülümseyerek...'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-1190033697136585571</id><published>2011-11-02T21:38:00.000+02:00</published><updated>2011-11-02T21:38:12.392+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Liman olsa... Sessiz olsa...</title><content type='html'>Her zaman taşınan yükler, bazı zamanlarda gereğinden daha ağır hissedilebilir. İnsanlar gereğinden daha fazla konuşuyormuş gibidir. Trafik her gün olduğundan daha kötüdür. Birçok insan daha anlayışsız, bazıları da bildiğin embesildir. Oturduğun yerde duramazsın. Zaten durmaya vaktin yoktur ama kabına da sığamazsın. Bir el boğazını sıkıyormuş gibi olur. Kafanı camlardan dışarı sarkıtır, dünyanın bütün nefeslerini içine çeker ama doyamazsın. Saatler koşturmasına rağmen zaman sana akmaz ama sen yine de yetişemezsin. Bir "dur" dersin. Bir durursun. Susmak istersin. Sussun istersin. Sessizlik olsun. Asla konuşmasın. Konuşup da daha fazla yaralamasın. Bir liman olsa... Sessiz olsa. Güneşli olsa. Gerçekçi olsa. Bağlasan kendini. Sakin olsan...&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-1190033697136585571?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/1190033697136585571/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=1190033697136585571' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/1190033697136585571'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/1190033697136585571'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/11/liman-olsa-sessiz-olsa.html' title='Liman olsa... Sessiz olsa...'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-3129158271697789323</id><published>2011-10-31T17:00:00.001+02:00</published><updated>2011-10-31T17:01:39.247+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paçozlukta sınır tanımayanlar...'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Acil durumda bakınız köşesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İdrak yolları tıkanıklığı'/><title type='text'>Feysbuk aktivistleri</title><content type='html'>28 Ekim, 29 Ekim'e bağlanırken, Feysbuk üzerinde bir sürü kutlama cümlesi uçuşmaya başlıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"En büyük bayram kutlu olsun!"&lt;br /&gt;"Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun!"&lt;br /&gt;"Türk milleti olarak bu zor zamanları birlik olup aşacağız, bayramımız kutlu olsun!"&lt;br /&gt;vs... vs...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden mi "vs... vs..."? Çünkü bu mesajları yazanların büyük bir çoğunluğu maalesef ki sadece Feysbuk aktivisti. Kendilerini rahatlatmak, ele güne karşı Atatürkçü görünmek için yazılmış mesajlar bunlar. Bazıları da yazarsam, görevimi yerine getiririm, işim biter, diye düşünüyor. Kolaycılık yani...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Törenlerin iptal olmasına içerleyen ben, Cumartesi akşamı için sevdiğim insanları, çevremi bir araya toplayayım istedim. Bir önceki yazıda yazdığıma benzer bir mesajı gelmesini istediğim herkese gönderdim. Adet olduğu üzere, benim ismimin yanında bu mesajı görenlerin bazıları hemen "like" butonuna basıverdiler. Çok güzel! Peki arkadaşım, madem bu girişimi beğendin, neden akşam gelip bizimle olmadın? Yok, gelmeyeceksen, neyi beğendin? "Aaa, ne güzel akıl etmişsin, aferin valla." demek için mi beğendin? Sen gelmezsen benim bunu akıl etmiş olmamın bir anlamı var mı? Hayır! Gelmeyenlerin bazılarına nedenini sorduğumda şu anda buraya yazamayacağım kadar sıradan, anlamsız şeyler duydum. Belli ki herşeyden umutlarını kesmişler. Parmak oynatmaya üşenir bir halleri var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de çağrımı dikkate alıp, birer Cunhuriyet çocuğu oldukları için, durumdan üzüntü duydukları için, belki bir başlangıç olur diye gelenler vardı. Onlara gerçekten çok ama çok teşekkür ediyorum. Bu ilk girişimin çok iyi gitmeyeceğini öngörmüştüm ama yine de içimde bir yerlerde umut beslemişim demek ki... Ama şu da bir gerçek ki bu seferki organizasyonun son dakikada ortaya çıkmış olması da durumu zorlaştırdı. Sonuç olarak kötü gitti ama bu beni vazgeçirir mi? Hayır! Sadece, isteğini kaybederse birşeyden vazgeçer Joujou. Üstelik ben de dersimi aldım. Bir dahaki sefere daha hazırlıklı olacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim diğer konuya: Şu anda olana bitene tepkisiz kalan kitleye bu sözlerim...&lt;br /&gt;Hani ne olursa olsun asla ses çıkarmıyorsunuz ya?&lt;br /&gt;Hani hemen boyun eğiyorsunuz ya?&lt;br /&gt;Hani televizyon karşısında popo büyütmek işinize geliyor ya?&lt;br /&gt;Hani "Bizim milletten adam olmaz kardeşim" salak cümlesini benimsediniz ve konuyu kapattınız ya?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bunlar ilerde başınıza gelecek şeylerden sizi korumaya yetmeyecek. "Ay ses çıkarmayalım, sonra bizi de götürürler!" Evet, olabilir, götürebilirler. Çünkü bir çok insan suçsuz yere şu anda hapiste. Ne kadar daha orada kalacakları da belli değil. Ama bu 3 gün sonra aynı saçma nedenden sizi de götürmeyecekleri anlamına gelmez. Tamamen bizi bezdirene, pes ettirene kadar bu iş devam edecek. Bunu bir kabul edelim önce. Sonra düşünelim, sen ses çıkarma, ben ses çıkarmayayım, sonra ne olacak? Hepimiz boyun eğersek, çok yakında çıkarabileceğin bir sesin olmayacak. Ağzını açtığın anda, dilini kafanla birlikte eline verecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayal mi? Hayır. Biliyorsun, bir süredir bu ülkede her şey HAYALDİ, GERÇEK OLDU!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-3129158271697789323?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/3129158271697789323/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=3129158271697789323' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/3129158271697789323'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/3129158271697789323'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/10/feysbuk-aktivistleri.html' title='Feysbuk aktivistleri'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-5204973609422457345</id><published>2011-10-29T00:42:00.000+03:00</published><updated>2011-10-29T00:42:27.966+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kutlanası günler'/><title type='text'>29 Ekim</title><content type='html'>Türkiye topraklarını vatanı kabul eden, kökeni ne olursa olsun gururla  "Türk'üm" diyebilen, milletinin bölünmez bütünlüğünü tehdit etmek  isteyenlere karşı birlik olabilecek gücü ve azmi içinde hisseden herkesin&lt;span style="color: red; font-weight: bold;"&gt; 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı&lt;/span&gt; kutlu olsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl depremi bahane ederek stadyum törenlerini iptal ettiler. Zaten senelerdir şehit cenazelerine "yaygara", resmi törenlere "gereksiz" vs. diyerek zemin hazırlıyorlardı. Deprem, imdatlarına yetişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Depremde ölenlerin acısı ayrı. 24 şehidin matemi ise hala yüreklerimizde taze. Ama bu Cumhuriyet! Sevgiyi, saygıyı ve kutlanmayı hak ediyor. Acılarla sınandığımız bu günlerde birlik olabilmek için, yan yana durabilmek için, birbirimize destek olabilmek, bizi bölmek isteyenlere karşı sımsıkı kenetlenmek için buna ihtiyacımız var. Bizi biz yapan, geçmişimizdir. Millet bilincimizdir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara halkı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stadyum törenleri iptal edilmiş olabilir. İçindeki Cumhuriyet gururu duruyor ama değil mi? Biz bu akşam Kuğulu Park'ta bayramımızı kutlamak için bir araya geleceğiz. Herkes sevdiği insanları yanında getirecek. Kocaman bir aile gibi toplanıp bayramımızı kutlayacağız. Sivil sivil, coşkulu coşkulu, mutlu mutlu kutlayacağız. Belki birkaç şarkı söyleriz. Bizim gibi hissedenlerle göz göze geliriz. Cumhuriyet'in bizim için ne anlama geldiğini hatırlar, gururla gülümseriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz de gelseniz harika olmaz mı? :)&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-5204973609422457345?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/5204973609422457345/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=5204973609422457345' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/5204973609422457345'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/5204973609422457345'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/10/29-ekim.html' title='29 Ekim'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-5079469496611313524</id><published>2011-10-19T22:06:00.000+03:00</published><updated>2011-10-19T22:06:20.650+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paçozlukta sınır tanımayanlar...'/><title type='text'>İntikammış! Peh!</title><content type='html'>Bütün komutanlar içeri tıkılmışken "intikam" kiminle alınacaksa artık?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem zaten devlet dediğin intikam almaz: Bitirir!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-5079469496611313524?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/5079469496611313524/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=5079469496611313524' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/5079469496611313524'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/5079469496611313524'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/10/intikamms-peh.html' title='İntikammış! Peh!'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-8744775313277196757</id><published>2011-10-18T15:38:00.000+03:00</published><updated>2011-10-18T15:38:02.763+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paçozlukta sınır tanımayanlar...'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Acil durumda bakınız köşesi'/><title type='text'>Biz de bunu yedik mi?</title><content type='html'>Enerji Bakanı demiş ki "Mesai 6'da başlasın. Biz Cumartesi Pazar çalışıyoruz. Haftasonu da çalışılırsa iyi olur". Bunu da verimliliği artırmak için söylemiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, madem verimliliği artıracağız, madem tasarruf edeceğiz, o halde şu sorulara mantıklı yanıtlar bulmamız lazım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Havanın 6-6.30'dan önce aydınlanmadığı düşünülecek olursa, işe gitmek üzere 4'te kalkmak zorunda olan kişi elektrik kullanmayıp ne yapacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. O saatte hava aydınlanmadığı için soğuk olacağından, ısınmak için normalin üzerinde enerji harcanmayacak mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Bu durumda, günde 8 saat çalışması gereken bir kişi 3'te mi paydos edecek? Gün ışığından en çok yararlanılan zaman diliminde mesai bitecek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Cumartesi-Pazar da çalışan bir bünye ne zaman dinlenecek? Evine, ailesine ve hatta en önemlisi kendisine ne ara zaman ayıracak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Cumartesi-Pazar da çalışıldığı için bir süre sonra Cuma namazı saatlerinde personel izinli mi olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Personel Cuma namazını rahat rahat eda etsin diye bir süre sonra Cuma günleri tamamen tatil mi olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. "Sabah 5'te çocuğumu hangi kreşe bırakayım?" diye haklı olarak isyan eden annelere çözüm olarak "E, çalışma o zaman!" mı denilecek? Böylece kadınların çalışmayıp evde oturması teşvik mi edilecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Bütün bunların sonunda, sosyal hayatta ve çalışma hayatında giderek silikleşen kadının tüm hakları zamanla elinden mi alınacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Bir süre sonra İran mı olacağız? Bütün bu çabalar ufak ufak duruma bizi ısındırmak için mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Hayır, paranoyak değilim. Ölmez de sağ kalırsak, çok değil 5-10 yıl sonra içim kan ağlayarak "Ben demiştim!" derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya, işte böyle.... Enerji verimliliğinden nerelere geldik, değil mi?! &lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-8744775313277196757?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/8744775313277196757/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=8744775313277196757' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/8744775313277196757'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/8744775313277196757'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/10/biz-de-bunu-yedik-mi.html' title='Biz de bunu yedik mi?'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-3263567552934734560</id><published>2011-10-13T02:16:00.000+03:00</published><updated>2011-10-13T02:16:33.142+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Keser döner, sap döner... - 2</title><content type='html'>Bir şekilde bloğuma rastlamış ve &lt;a href="http://joumb.blogspot.com/2011/10/sen-cok-yasa-rutkay-aziz-iyi-ki-varsn.html"&gt;bu yazıyı&lt;/a&gt; okumuş olan biri -ki özellikle isim vermiyorum- karşıt görüş olarak bana pek &lt;b&gt;taraf&lt;/b&gt;tar bir gazetede ve birkaç yobaz sitede yazılar yazan, laf cambazlığını söz söyleyebilme yetisiyle karıştıran, şımarık, iktidar yalakası bir kalem müsveddesinin yazısını göndermiş ve kendisini "yürekli gazeteci" olarak tanıtmış. Bu kişinin yazısını da yayınlarım düşüncesiyle yorum kısmına göndermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G. Hanım, ben bu blogda öyle insanların yazılarına yer verip sayfamı kirletmem. Reklamlarını da yapmam. Dün lanetlediği gazetede, bugün yazı yazmaya başlayan omurgasız bir kişilik, kalkıp da tırnağı olamayacağı insanlara oturduğu yerden cahil sataşmalarda bulundu diye "yürekli gazeteci" olamaz. Olsa olsa kendisine "döner" ısmarlanması gereken bir kişi olur. Adaletsiz kalkınmayı savunan bir kesim de bu "döner"i kendisine ısmarlıyor zaten!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürekli bulduğunuz bu adamı biraz araştırın. Rüzgar nereden eserse oraya döndüğünü, renginin de yeşil olduğunu göreceksiniz. 3 gün sonra o yeşil uğruna bugününü satabileceğini de! İnsanları aşağılayarak, aptal yerine koyarak haklı olunmuyor G. Hanım: Rezil olunuyor! Bu yazarın durumu da budur. Yazı yazdığı gazete ise iftira ve provokasyon fabrikası bir yayından başka bir şey değildir. Muhalif yayınları takip etmekte yarar vardır. Ama her işte olduğu gibi, bu işte de dürüst ve ahlaklı olunması gerekir. Bu vasıflara sahip olmayan yayınları yayından, insanları da insandan saymam ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Joujou&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-3263567552934734560?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/3263567552934734560/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=3263567552934734560' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/3263567552934734560'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/3263567552934734560'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/10/keser-doner-sap-doner-2.html' title='Keser döner, sap döner... - 2'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-7630508294073486089</id><published>2011-10-10T00:33:00.000+03:00</published><updated>2011-10-10T00:33:44.815+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Acil durumda bakınız köşesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Sen çok yaşa Rutkay Aziz! İyi ki varsın!</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOGGER-youtube-video" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" data-thumbnail-src="http://3.gvt0.com/vi/24G9V1kMHn8/0.jpg"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/24G9V1kMHn8&amp;fs=1&amp;source=uds" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;embed width="320" height="266"  src="http://www.youtube.com/v/24G9V1kMHn8&amp;fs=1&amp;source=uds" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;İzleyemeyenler&amp;nbsp; için 2 bağlantı:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.izlesene.com/video/rutkay-azizin-konusmasi-ayakta-alkislandi/4854357"&gt;http://www.izlesene.com/video/rutkay-azizin-konusmasi-ayakta-alkislandi/4854357&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=24G9V1kMHn8"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=24G9V1kMHn8 &lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu videoyu çok dikkatli izleyin. Rutkay Aziz gerçeklerden bahsederken, kimlerin O'nu ayakta alkışladığına, kimlerin bu konuşmadan rahatsız olup koltuklarında büzüldüğüne dikkat edin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkesinde olan bitene sessiz kalmayan, duyarlı bir sanatçının karşısında "Bana dokunmayan bin yaşasın"cıların nasıl da rahatsız olduklarına bakın. İçlerinden "Ayyy, münasebetsiz adam, nereden çıktı şimdi bu konuşma?!" diye düşünerek, içten içe birilerini kızdırma endişesi taşıyan fırsatçılara bakın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de Rutkay Aziz'in düşüncelerine yürekten katılan ve bunu korkmadan gösterebilen, alnı açık insanlara bakın. Yüzlerindeki gururu açıkça görebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rutkay Aziz'in konuşmasının şu kısmına dikkat edin:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gerçek sanatçılar ülkesinin ve dünyanın gerçeklerine tanık olmakla yükümlüdür. Benim, Türkiye'nin gerçekliğinde tanık olduğum olay: Hukukun üstünlüğünün gittiği, adaletsiz bir kalkınma gidişinin hızla yol aldığı; parasız eğitim diye pankart açan genç arkadaşımın 16 ay tutuklu kalması ama Şili'de o çocukların devrim yapması...!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Rutkay Aziz fişlenecek. Bu dönemin fırsatçıları ve yandaşları bir daha O'na yüz vermeyecek. Hatta kendisini "Ergenekon" konulu göz altına bile alabilirler. Sadece gerçekleri konuştuğu için. Konuşmaktan korkmadığı için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama Rutkay Aziz, "Rutkay Aziz" gibi durmaya devam edecek: Onurlu, gerçek bir sanatçı gibi! Çok yaşa sen Rutkay Aziz! İyi ki varsın!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-7630508294073486089?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/7630508294073486089/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=7630508294073486089' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7630508294073486089'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7630508294073486089'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/10/sen-cok-yasa-rutkay-aziz-iyi-ki-varsn.html' title='Sen çok yaşa Rutkay Aziz! İyi ki varsın!'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-9159502062548316784</id><published>2011-10-04T15:04:00.001+03:00</published><updated>2011-10-04T15:04:27.461+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paçozlukta sınır tanımayanlar...'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kültür eylemleri :)'/><title type='text'>Chuck Palahniuk ile tanışma ve bir "yasakçı zihniyet" hikayesi</title><content type='html'>Pek çok kişinin düşüncesinin aksine, Fight Club benim bitiremediğim ender filmlerden. Etrafımdaki herkes filme bayılmıştır. Bu film sayesinde Chuck Palahniuk'la tanışıp, ona da bayılmıştır. Ama gel gör ki ben bu filmi bitiremedim. İzlemek için zamanlamam mı yanlıştı yoksa yanlış ruh halinde miydim, diye de düşündüm ama hayır. Çünkü 3 izleme girişimimin üçü de yarım bırakarak sonuçlandı. Hem de "Bu biter mi acaba?" diye düşünerek. Bunu anlattığım arkadaşlarımdan biri bana "Sen bu filmin IMDB notunu biliyor musun?" dedi. "Peki sen, bu filme puan veren herhangi birinin Recep İvedik'e de puan verdiğini biliyor musun?" dedim. Fight Club konusunda uzlaşamayacağımıza karar verdik. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir filmi beğenmemek, kitabını da beğenmeyeceğimiz anlamına gelmez. Çok başarılı bir kitap senaryolaştırılırken fiyasko haline gelebilir. 800 sayfada anlatılmış bir hikaye 2 saatlik bir filme sıkıştırılırken atlanan noktalar, kitabın okuyucularının gözüne batar ve genelde filmden hayal kırıklığı ile çıkılır. Ben de bunları düşünerek, yazar olan Chuck Palahniuk ile tanışmak istedim. Bir kitabını alıp okumak gerekiyordu. En son çıkan kitabı çok sansasyon yarattığı için onunla başlayayım dedim: Ölüm Pornosu. Kitabın arka kapağında okurken çok şaşıracağımıza, sarsılacağımıza ve yer yer kahkaha atacağımıza dair vaadler vardı. Bir kitabı okurken bu üçü varsa, zaten kitabın sizi içine almaması pek olası değildir. Bir porno yıldızının arka arkaya 600 erkekle birlikte olarak dünya rekoru kırmak istemesinin altında, yıllar önce evlatlık vermiş olduğu çocuğuna büyük bir servet bırakma amacı olduğundan bahsediyordu özetinde. Bunu okuyunca, bir porno filmin kelimelere dökülmüş halinden ziyade, eni konu dramatik bir öykünün yer yer geri dönüşlerle süslenerek anlatılacağını; olayın çiğliğine vurgu yaparak bizi sarsma kolaycılığına kaçılmamış olacağını ummuştum. Üstelik kitabın "Yer altı yayınları" gibi bir sınıflandırmayla basılmış olması da beni uyandırmamıştı. Büyük hata! Sayfa sayısını hatırlamıyorum ama ilk sayfadan son sayfaya kadar karşıma çıkan tek şey olayın olanca çiğliği ve hatta sığlığı ile gözümüze sokulması oldu. Uzun uzun bahsetmeye bence değmez; sadece alıp okumayı düşünenler için söylüyorum: Sakın ola ki derinliği olan bir yapıt beklemeyin. 600 erkeğin içinden 3 tanesi ve asistan kızın gözünden anlatılan hikaye, baştan sona 17. sınıf bir porno filmin sahne arkası betimlemesinin ötesine geçemiyor. Üstelik, anladığım kadarıyla Palahniuk da "Acaba ben bu kitabı niye yazdım?" diye düşündüğünden olsa gerek, sonu aceleyle ve saçma ötesi bağlamış. Bu kadar zengin, detaylandırılmaya uygun bir malzeme nasıl böyle heba edilir bilemiyorum. Çok sıkı bir dram çıkarmış ama uğraşılmamış bile... Bu arada, eklemekte fayda var: Bir defa bile kahkaha atmadım. O kadar sıkıcıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse. Bunu geçtik. Daha da önemli bir konu var: Kitabın çevirisini yapan Funda Uncu, bu çeviriyi yaptığı için savcılıkta ifade vermek zorunda kalmış! Bir polis Funda Uncu'ya "Utanmıyor musun bunu yazmaya?" diye sormuş. "Bunu nasıl çevirirsin? Okumadın mı sen bunu?" soruları da yanında gelmiş. Şimdi benim çok merak ettiğim şeyler var bu konuyla ilgili. Ama sorguyu yapanlara sorma şansım olmadığından bu sayfada ortaya soracağım sorularımı. Olur da tesadüfen okuyan ve konuyu aydınlatmak isteyen bir sorgu kişisi çıkar belki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Beğenelim ya da beğenmeyelim, Chuck Palahniuk dünyaca ünlü ve kitapları çok satan bir yazar. Bir kitabı çıktığında, içeriği ne olursa olsun, okurlarının o kitaba ulaşma hakkı yok mudur?&lt;br /&gt;2. Çevirmenin bu noktadaki rolü, çeviriyi yapmış olmasının ötesine geçer mi? &lt;br /&gt;3. Sen bu kitabın yayınını durdurursan, insanların daha çok ilgisini çekeceğini akıl etmez misin?&lt;br /&gt;4. İnternetin nasıl bir güç olduğunu görmez misin? Bkz: Ahmet Şık'ın kitabı!&lt;br /&gt;5. Kitabın içeriğinde seks ve hatta porno var diye insanlara yasaklama hakkını nereden buluyorsun? Evlere denetleme yapmaya da gidecek misin?&lt;br /&gt;6. Ben de Orhan Pamuk'a uyuz oluyorum mesela. Kitapları o kadar sıkıcı ki bitmiyor. Başvursam kitaplarını yasaklar mısın? Peki bu sana ya da bana birşey kazandırır mı?&lt;br /&gt;7. Sekse bu kadar tepkili olmanın nedeni, aklının fikrinin sürekli orada olması olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;... ve son soru hepimize:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zamandır bu saçma sapan yasakçı zihniyetle bir arada yaşıyoruz? Hatırlayabileniniz var mı?&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-9159502062548316784?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/9159502062548316784/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=9159502062548316784' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/9159502062548316784'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/9159502062548316784'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/10/chuck-palahniuk-ile-tansma-ve-bir.html' title='Chuck Palahniuk ile tanışma ve bir &quot;yasakçı zihniyet&quot; hikayesi'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-7068318658839576982</id><published>2011-09-26T02:39:00.000+03:00</published><updated>2011-09-26T02:39:35.256+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kızsal Muhabbetler'/><title type='text'>OMG</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOGGER-youtube-video" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" data-thumbnail-src="http://1.gvt0.com/vi/YMUmKhNAVL0/0.jpg"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/YMUmKhNAVL0&amp;fs=1&amp;source=uds" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;embed width="320" height="266"  src="http://www.youtube.com/v/YMUmKhNAVL0&amp;fs=1&amp;source=uds" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 saniyelik reklam filmi bizi kesmedi, gelsin 58 saniye, doya doya seyredelim diyenlere... 42 ve 43 diyorum. Başka da birşey demiyorum. ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Buradan seyredemezseniz diye &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=YMUmKhNAVL0&amp;amp;feature=related"&gt;bağlantı&lt;/a&gt; veriyorum. Bu keyfi garantiye almak lazım :)&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-7068318658839576982?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/7068318658839576982/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=7068318658839576982' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7068318658839576982'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7068318658839576982'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/09/omg.html' title='OMG'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-3442529269222388778</id><published>2011-09-20T01:32:00.000+03:00</published><updated>2011-09-20T01:32:56.623+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kızsal Muhabbetler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>201.1</title><content type='html'>Homur... Homur... Homur... Beyefendi birşeye sinirlenmiş ama neye olduğunu anlamak mümkün değil. Çünkü insan gibi iletişim kurmayı bilmiyor. Yerli yersiz homurdanıyor. Başlıyor sabahtan birşeye söylenmeye; akşama kadar zincirleme trafik kazası gibi ardı ardına söyleniyor. Suyu geç ısıtan ısıtıcıyla, salatalık doğrarken elini kesen bıçakla, direksiyonu önüne kıran taksiciyle; etrafındaki herkesle kavga halinde. Sorsan, hiçbir şeyi yok ama. Sen abartıyorsun yani. Arada sana pis pis bakıyor ama hiiiiiç senle ilgisi yok aslında o bakışın. Güneş gözüne giriyor da ondan öyle bakıyor aslında! Külahına anlatsın aslında ama umursamıyorsun. Her zamanki hali. İnsanları değiştiremezsin. Müziğini dinlemeye devam et. Bak, süt mısır satan adam geçiyor. Seversin sen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tanesi de durduk yere tribal enfeksiyon geçiriyor. Bir gün önce gülücükler saçan, espriler yapan tip, ertesi gün durduk yere laf sokuyor. Bir surat, bir surat. Alay etmeler, "Ahahaha, hiiiç umurumda değilsin" havaları. Belli, bozulmuş bir şeye ama söylemiyor. Sen onun bir derdi olduğunu bu havalarından anlayacaksın, peşine düşeceksin, nazını, kaprisi çekeceksin, ancak ondan sonra keyfi olursa çıkaracak ağzındaki baklayı da sen anlayacaksın ne halt ettiğini. Bir 50 yıl falan lazım bu performans için. Aaa, bu arada, bozulduğu şey de kendisinin sürekli olarak yaptığı saçma sapan şeylerin yanında lafı bile edilemeyecek kadar küçük ve büyük olasılıkla da bu kadar önemsiz olduğu için senin farketmediğin bir şey. Derin nefes al sen. Sakinle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürekli olarak duran biri var bir de. Evet, evet, bildiğin duruyor. Hayatın her dakikasında hareket halindeymiş, meşgulmüş gibi görünüyor ama bildiğin duruyor aslında. Yaptıklarını alt alta getirip topladığında, artı hanede bir değer yok çünkü. Ama sorsan, hiçbir şeye yetişemiyor, zaman bir türlü ona yeterli gelmiyor ve hatta kendi de durduğu yerde durmuyor. Hatta, o çekip gitmiş ve sen ardından bakmışsın aslında. Mutlaka.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken, sen sıkıcı, durağan, umursamaz, rahat insan; bir gün geliyor ve bir zamanlar sana sevimli, keyifli, harika ya da ilginç gelen şeylerin artık senin için hiçbir anlam ifade etmediğini farkediyorsun. Başka bir pencereden başka bir sokağa ve hatta başka bir şehre baktığını anlıyorsun. Yan yana yürüdüğünde bile başka bir asfaltın üzerindesin. Kızdıklarına kızmıyor, sevdiklerini sevmiyor, bağırdıklarına susuyorsun. Değişmemenin mümkün olmadığını en iyi bilen sen, ne yönde değiştiğini bile anlayamayan birine susuyorsun. Durduğu yerde meşgul görünene dokunmuyorsun. Homurdanana sağırsın. Başka bir boyutta, başka bir frekanstasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişmek, gitmek hep ihanet gibidir ya diğerlerine. Suçlanıyorsun. Hırpalanıyorsun. Sonra, durup etrafına bakınıyorsun: Bak, orada biri var kendi halinde. Elinde kahvesiyle çimenlerin üzerinde kitap okuyan hani... Onun yanına gidiyorsun. Arkandan bağırıp duruyorlar. Ama sen fazlasıyla rahat ve umursamazdın ya?! Duymuyorsun ;)&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-3442529269222388778?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/3442529269222388778/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=3442529269222388778' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/3442529269222388778'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/3442529269222388778'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/09/2011.html' title='201.1'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-9098887937910857772</id><published>2011-09-19T01:37:00.000+03:00</published><updated>2011-09-19T01:39:06.715+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Acil durumda bakınız köşesi'/><title type='text'>Burun septumu deviasyonu</title><content type='html'>Bayılırım böyle söylenmesi zor, orjinal arızalar edinmeye! Bunun, söylenmesi daha zor olanı da var üstelik: Plonidal sinüs mesela... İnsanın kendiyle ilgili gerçekleri kabullenmesi lazım. Hayat daha kolay oluyor bunları kabullenince. Kistik bir bünyem olduğu gerçeğini kabullenmek, sık sık değişik noktalarda ortaya çıkan kistik oluşumlara tepkisiz kalmamı sağlıyor ki bu da gereksiz stres ve üzüntü çekmemi engelliyor. Vs... vs... Asıl konu bu değil aslında. Bu yazıya konu olan olay, ben 9-10 yaşlarındayken anneannemin evinin arka bahçesinde cereyan etmiş. Bu da ne komik bir laftır: Cereyan etmek! :P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneannemin evinin arka bahçesinde bir basketbol sahası vardır.&amp;nbsp;9-10 yaşlarındayken öğleden sonraları genelde oradaki maçları seyretmek için duvar üzerine tünerdim arkadaşlarımla. Yine bir gün o duvarın üzerinde tünemiş maç seyrederken (bu seferki bir futbol maçıydı), birden "Joujouuuu! Dikkaaaaaat!" diye bir çığlık duydum. Refleks olarak başımı havaya kaldırmamla bir futbol topunun suratımın ortasına yerleşmesi bir oldu! Bayılmışım... :)) Uyandığımda burnumda çok ciddi bir acı ve şişlik olmasına rağmen kırık yoktu. Biz de bununla atlattığıma şükrettik, olayı unuttuk gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonraki yıllarda voleybol oynarken maçlarda ara ara burnuma top yediğim oldu. Ama hiçbiri, ciddi bir olaya neden olmadı. Birkaç saat ağrıyıp geçti her zaman. Ama bir gün aynaya bakarken, burnumun sağa doğru çok hafif eğik olduğunu farkettim. Bunu anneme söylediğimde "Sonradan olmuştur o. Ben seni düzgün doğurdum!" yanıtını aldım :)) Annem işte... Komik kadın :) İşin açığı ben de bu eğriliği hiç dert etmedim. İnsanlarda ne anomaliler var, buna mı tasalanayım, diye düşünerek umursamadım. Ama umursamam gereken başka bir sorun vardı: Nefes alamamak. Günden güne artan bir nefes problemi yaşamaya başladım. Asla aynı anda iki burun deliğimden birden nefes alamıyordum. Bir süre sonra buna uykuda nefessiz kalmalar, hatta hiç uyuyamamalar falan da eklenince, doğru doktora gittim. Doktor burnumu iyice kontrol ettikten sonra ameliyat olmam gerektiğini söyledi. Seneler önce burnuma çarpan top, o bölgedeki kıkırdağı parçalamış ve bu zibidi kıkırdak kendi kafasına göre eğri büğrü kaynamış. Benim bu nefessiz kalışlarım bundanmış meğerse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ameliyattan önce doktorumla bir konuda anlaşma yapmayı ihmal etmedim: Kemiğe asla dokunulmayacak, sadece kıkırdak temizlenecek. Derken, derken, ameliyattan çıktığımda burnum 5 katına kadar şişmiş, içinde kocaman delikli tamponlar, göz altlarım hafif mor, başka birinin suratına bakıyor gibiydim :)) Sonraki süreç çok önemli. Bu ameliyatı olmayı düşünenlere önemli tüyolar vereceğim. Dikkatle okuyun. (Estetik operasyon geçirenler parantezlere dikkat etsinler)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Ameliyatı kesinlikle yaz aylarında olmayın. 3 ay kadar güneşe çıkmanız ve hatta güneş gözlüğü takmanız yasak olacak. Bu sıcakta asla çekilmiyor. Büyük eziyet. (Estetik operasyon geçirenler 6 ay kadar bunlara dikkat etmek zorundaymış)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Ameliyat sonrası tamponlar 2 gün sonra alınıyor ama nefes almayı beklemeyin. Burnunuzun içi öyle hızlı şişiyor ki inanamıyorsunuz. 7-10 gün arası da öyle kalıyor. Bu da o süre boyunca uykusuz kalmak, yemek yerken çok yorulmak, baş ağrısı demek. (Estetik operasyon geçirenler bunu 2-3 katıyla çarpsın)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Burnun üzerine yerleştirilen atel 1 hafta sonra çıkıyor ve siz burnunuzun üstünden tır kaldırmışlar gibi hissediyorsunuz. Atel, o süre boyunca canınızı yakmakla kalmıyor, burnunuzun üzeri kaşındığında deliye dönüyorsunuz :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Yıkama-yağlama denilen bir olayımız var ki esas evlere şenlik olan nokta bu. Şöyle ki: En geç 2 saatlik aralarla burnunuzun içine okyanus suyu sıkıyorsunuz. Sonra da Terramycine türü bir merhemi kulak temizleme çubuğunun üzerine sıkıp burnunuzun içine yayıyorsunuz. Bu hem pansuman işlevi görüyor (çünkü burnunuzun içinde dikişler var) hem de kurumasını önlüyor. Bu da sürekli olarak bir bakım çantasıyla gezmeniz ve sık sık ortadan kaybolmanız demek. :P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Banyoooooo! Ameliyattan 1 saat önce banyo yapın bence. Çünkü sonrasında atel çıkana kadar boyundan yukarısını ıslatmak yasak. Komple bir banyoya hasret kalıyorsunuz. Duş beni kesmez mesela. Sadece duşla idare etmek can sıkıcı... Saçınızı yıkamanın tek yolu da kuaföre gidip yıkatmak, aklınızda olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Göz altlarında oluşan morluk için doktorum bana Auriderm isimli bir krem verdi. Ama ben kendisine "mucize krem" demeyi tercih ediyorum çünkü morlukları 2 günde geçirdi. ;) (Estetik operasyon geçirenler 2 gün gibi şeyler hayal etmesinler. Korkarım onlarınki kemik kırıldığı ya da törpülendiği için haftalar sürüyormuş) :(&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Spooooor! Ameliyattan sonra 3 hafta kadar spor yapamayacaksınız. 3 hafta sonrasında da takım sporlarını falan unutun. Koşu bandında bireysel takılabilirsiniz. Spor yapamamak kabus gibi! Çenenizi tutun, kilo almamaya çalışın ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Bunlar dışında sık sık baş ağrısı, yer yer mide bulantısı, nefes alamamaktan dolayı halsizlik falan oluyor. Perişan bir 4 hafta geçiriyorsunuz ama şunu da söylemem gerek: Tamponlar çıkarıldığı anda, burnun içi şişmeden önce aldığınız tek bir nefes var ya... Dünyalara değer ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim buraya yazmayı unuttuğum, aklınıza takılan bir şey olursa yazın.&lt;br /&gt;Sevgiler,&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Joujou&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Uzun zaman yazmayınca, yazasım gelmiş belli ki. Paragraflarcayım yine :)))&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-9098887937910857772?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/9098887937910857772/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=9098887937910857772' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/9098887937910857772'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/9098887937910857772'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/09/burun-septumu-deviasyonu.html' title='Burun septumu deviasyonu'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-3849289867436287887</id><published>2011-08-30T02:31:00.000+03:00</published><updated>2011-08-30T02:31:16.051+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kutlanası günler'/><title type='text'>30 Ağustos</title><content type='html'>Türkiye topraklarını vatanı kabul eden, kökeni ne olursa olsun gururla  "Türk'üm" diyebilen, milletinin bölünmez bütünlüğünü tehdit etmek  isteyenlere karşı birlik olabilecek gücü ve azmi içinde hisseden  herkesin&lt;span style="color: red; font-weight: bold;"&gt; 30 Ağustos Zafer Bayramı&lt;/span&gt; kutlu olsun!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-3849289867436287887?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/3849289867436287887/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=3849289867436287887' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/3849289867436287887'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/3849289867436287887'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/08/30-agustos.html' title='30 Ağustos'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-1620622703704291880</id><published>2011-08-11T11:13:00.000+03:00</published><updated>2011-08-11T11:13:26.009+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İdrak yolları tıkanıklığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='&quot;Ben sizi anlamıyorum...&quot; köşesi'/><title type='text'>Sevap puanı</title><content type='html'>Yıl 2011. Herkesin evinde çalar saat, müzik seti alarmı, cep telefonu, uyandırma servisi gibi türlü çeşit teknolojik olanak varken, psikopat bir davulcunun her gece beni uykumdan uyandırması bir nedir? Nasıl bir saygısızlıktır? Belki ben oruç tutmuyorum ya da tutmama engel bir şey var?! Belki ben çok dindar biriyim ama sahura saat 02.00'de kalkmak istemiyorum. Belki oruç tutmadığım ve sabah erkenden işe gideceğim için gecenin o saatinde uyandırılıp, sonrasında sabaha kadar yatakta dönüp durmak istemiyorum! Belki ben 8 yaşında bir çocuğum ve gece yarısı böyle bir sesle uyandığımda çok korkup altıma kaçırıyorum! Belki ben 80 yaşında hasta bir nineyim ve hasta yatağımda kendimi toparlamaya çalıştığım saatlerde bu şekilde uyandırılınca iyice kötü oluyorum! Ama kimin umurunda?! Bu işgüzar davulcu, her sene yediği bu haltı para kazanmak için yapıyor elbette. Çünkü etrafımızda hala adama ayıp olmasın diye para veren akılsızlar var. Üstelik de bu güzide hizmetten yararlanmadıkları halde. Diğer taraftan da bu adamın yaptığı şey mahalle baskısı değildir de nedir? Oruç tutuyorsan, sorun yok, uyan o saate, ye yemeği ve zıbar yat! Aa, tutmuyor musun? Seni kafir! Uyan sen de eşek gibi! Oh olsun sana!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların neye inandıkları ve kendilerine ne yapmayı tercih ettikleri  gerçekten hiç umurumda değil. Her zaman savunduğum şey inanç kavramının  sadece kişiyi ilgilendirdiğidir. Oruç tutması ya da tutmaması tamamen  kişinin kendisini ilgilendiren bir durumdur. Büşrasu oruç tuttuğu zaman  benim haneme sevap yazılmadığı gibi, ben tutmadığım zaman da Apocan'ın  hanesine günah yazılmamaktadır. Ama merak ettiğim birşey var: Ben bu davulcuyu, davulunun tokmağıyla evire çevire döversem benim haneme kaç sevap puanı yazılır?&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-1620622703704291880?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/1620622703704291880/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=1620622703704291880' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/1620622703704291880'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/1620622703704291880'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/08/sevap-puan.html' title='Sevap puanı'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-8134195588342329959</id><published>2011-08-10T16:08:00.000+03:00</published><updated>2011-08-10T16:08:00.982+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İdrak yolları tıkanıklığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='&quot;Ben sizi anlamıyorum...&quot; köşesi'/><title type='text'>İş, ünvanla bitmiyor demek ki!</title><content type='html'>Öğlenleri 150-200 kişi civarında kapasitesi olan, 8 kişilik yuvarlak masalara sahip bir kafeteryada yemek yiyoruz. Burası, işyerimin (idari ya da akademik) tüm personelinin öğle yemeğini yediği yer. Çalışmaya başladığımdan beri dikkatimi çeken şey ise şu: Her bölüm ya da birim kendine bir masa belirlemiş; asla o masa dışında bir başkasına oturmuyor. Bir şekilde kendi masalarına oturanlara da sıcak bakmıyorlar. Bunu bizzat yaşadığım iki örnekle açıklamak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk örnekte her gün başka masaya oturmayı, yani değişikliği seven ben ve arkadaşlarım, o öğlen rastgele seçtiğimiz bir masaya 4 kişi yerleşiyoruz. Adet odur ki sonradan masaya gelenler oturmak için izin alırlar ve "Buyrun, afiyet olsun" yanıtıyla birlikte oturup efendi efendi yemeklerini yerler. O gün de böyle bir beklenti içinde başladık yemeğimize. Masada boş kalan 4 kişilik yerin farklı kişilerce doldurulacağını bilerek. Ama bilmediğimiz bir şey varmış: Masalarına oturduğumuz grup, asla kendi masalarında yabancı insanlara tahammül edemiyormuş. Biz oturduktan 10 dakika sonra gelen bu insanlar, hiç selam-sabah vermeden oturdukları yetmiyormuş gibi, "Gelin, gelin, sığarız" diye 10 kişi daha getirdiler yanlarında. Olduk mu masada 15 kişi?! Yemek yemeyi geçtim, araya o kadar çok sandalye aldık ki oluşan çember giderek genişlemek zorunda kaldığından masadan uzaklaşmaya başladık. Bu, şu anlama geliyordu: "Bir daha bizim masamıza oturmayın! Yoksa sizi böyle sıkıştıra sıkıştıra dışarı atarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olaydan sonra biz o masaya oturmaktan vazgeçtik... diye bir cümleyi kurmak dahi istemem. Elbette vazgeçmedik. Bu çiğliğe yanıt olarak bir süre boyunca ısrarla gidip o masaya oturduk. Bir süre sonra onlar bizimle uğraşmaktan bıktılar ve konu normale döndü. ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci olayda ise ben ve iki arkadaşım yine salondaki masalardan birini seçip oturduk. Yanımıza bir garson geldi ve "Hocam, o masaya oturmayın. Benden söylemesi" dedi. "Bu da ne demek oluyor?" diye sordum. "Hocam, yanlış anlamayın da o masaya oturursanız, masanın sahipleri gelince tepki verirler" dedi. "Hasan Bey, masalar zimmetleniyor mu burada? Ne demek masa sahipleri? Hangi hakla bana tepki veriyorlarmış?" dedim. Arkadaşlarım huzursuz oldu ve kalkmak istedi. Ben itiraz ettim ve Hasan Bey'e dönüp, "Hasan Bey ben burada oturacağım. Bunun için size tepki verecekler mi?" diye sordum. "Yok hocam. Bana birşey demezler. Ben sizi düşündüğüm için söyledim" dedi. "İyi o zaman Hasan Bey, beni de yemezler herhalde!" dedim ve yemek siparişimi verdim. Yarım saat sonra 6 tane kadın geldi. Suratlarında nefret dolu ifadelerle bize baktılar ve masaya yerleştiler. Sanki masaya oturmadık da içlerinden birinin anasını öldürdük! İnanılacak gibi değildi gerçekten. Bardakları masaya vurmalar, bize ters ters bakmalar, "Cık! Cık! Cık!" diye söylenmeler falan yemek boyu devam etti. Arkadaşlarım kalkıp gitmek istedi ama ne yapılanlara pirim verdim ne de yerimden kalktım. Sakince yemeğimi yedim. Sonra da ayağa kalktım. Son derece içten, şirin bir gülümsemeyi suratıma kondurup "Afiyet olsun sizlere!" dedim. O nefret dolu yüzlerin aldığı ifadeyi görmeliydiniz! Hepsi donup kaldı. Yanıtlamayı bile akıl edemediler. Ağızlar açık, çatallar havada, kalakaldılar. Nedensiz nefretlerine gülümseyerek yanıt verildiği için ne yapacaklarını bilemediler. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların hepsi eğitimli insanlar. Ünvanı en düşük olanı bile doktoralıdır. Doğal olarak daha insancıl, daha medeni tavırlar sergilerler diye düşünülür. Ama hayır! Hangi nedenle olduğunu anlayamadığım bir "masa sahiplenme" durumu var. Aynı, hayvanların bölgelerine kokularını bırakarak işaretlemeleri gibi masalarını işaretliyorlar ve kaptırmamak içim mücadele veriyorlar. Sonra biz bu insanların toplum içinde sergilediği yapmacık kibarlığa aldanıp, onları ünvanlarından dolayı birşey zannediyoruz. Ben de onlarla aynı ünvana sahibim ama nedense bu hareketleri bir türlü anlayamıyorum. Meselenin eğitimle, ünvanla bitmediğini, "insan" olunması gerektiğini düşünüyorum. Onlar beni zorladıkça, ben gülümsemeye devam ediyorum...&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-8134195588342329959?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/8134195588342329959/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=8134195588342329959' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/8134195588342329959'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/8134195588342329959'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/08/is-unvanla-bitmiyor-demek-ki.html' title='İş, ünvanla bitmiyor demek ki!'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-2999222791499678187</id><published>2011-08-08T14:30:00.000+03:00</published><updated>2011-08-08T14:30:50.281+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dumur denizinde balık oldum'/><title type='text'>Bölümde istihdam edilecek 2 (iki) adet "Güvercin" tipi kuş alımına ilişkin... :P</title><content type='html'>&lt;div class="" style="clear: both; text-align: left;"&gt;Benim bu blogda öyle fotoğraf, video falan gibi şeyleri pek fazla paylaşmadığım bilinir. Hani kırk yılda bir sevdiğim bir şarkı olur da ben o anda aşka gelirsem, ancak o zaman ;) Ama şimdi paylaşacağım şey gerçekten paylaşmaya değer bir enteresanlıkta. Şöyle ki:&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="" style="clear: both; text-align: left;"&gt;Çalıştığım bina 3 katlı ve tam ortasında büyükçe bir avlusu var. Haliyle tepesi açık ve bilimum uçan kaçan yaratık arada bu avluyu ziyaret ediyorlar. Hatta binaya dalan ve çıkmayı bilemeyen kedilerden 1-2 tanesinin bu avluya yavruladığı bile olmuştu. Neyse, sıcaktan beynim klavyeye aktığı için konuyu süründürme eğilimindeyim. Hemen toparlıyorum: 2 hafta önce açık bıraktığımız pencerelerin birinden bir çift güvercin içeri girmiş. Pazartesi günü işe geldiğimizde bunu farkettik ve onca uğraşımıza rağmen bir türlü çıkartmayı beceremedik. Zavallılar koridorlarda deli gibi uçuşmalarına rağmen bir türlü açık pencereyi bulup çıkamıyorlar... zannediyorduk. Meğerse saflıkta sınır tanımıyormuşuz. Çünkü bir farkettik ki bu iki akıllı, açık pencerenin yerini gayet iyi biliyorlar ve hatta oradan girip çıkıyorlar. Tabi böyle olunca durum daha da bir tuhaflaştı. "Hayırdır, neden gitmiyorlar acaba?" diye düşünürken, bu hafta yanıtı öğrendim: Mistır ve Misis Güvercin yavrulamak için yer arıyorlarmış! Bölümdeki büyük saksılardan birine iki adet yumurta konuşlandırmışlar. Dişi olan gün boyunca balon gibi şişinerek yumurtaların tepesinde oturuyor. Erkek olanı görmedim. Bizimkini halledip kaçmış olabilir namussuz! :)))&lt;/div&gt;&lt;div class="" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="" style="clear: both; text-align: left;"&gt;Bu aşağıda görmüş olduğunuz fotoğraflardan üstteki kuşumuz, alttaki de  kuşumuzun özenle üzerine tünediği yumurtaları olur efendim. İlk fotoğrafı kuş ürkmesin diye uzaktan çektiğim için kötü çıktı ama ikincisi durumumuzu yeterince açıklamakta diye düşünüyorum. :D&amp;nbsp; Bu arada bölümün her yerine pisliklerini yaptıklarını, etrafın tüyden geçilmediğini ve bebe kuşlar da yumurtadan çıkınca bütün gün cikciklemek suretiyle beynimizi yiyeceklerini belirtmek isterim efendim. :))&lt;/div&gt;&lt;div class="" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-UVr4yjjQ-mI/Tj_DFPCpMVI/AAAAAAAAAS0/gNhh2qNTTF8/s1600/Bolum_kusu.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://1.bp.blogspot.com/-UVr4yjjQ-mI/Tj_DFPCpMVI/AAAAAAAAAS0/gNhh2qNTTF8/s320/Bolum_kusu.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-HVXSzfnObfA/Tj_DGzEjf1I/AAAAAAAAAS4/iGbNapHTHhI/s1600/Bolum_kusu_2.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://1.bp.blogspot.com/-HVXSzfnObfA/Tj_DGzEjf1I/AAAAAAAAAS4/iGbNapHTHhI/s320/Bolum_kusu_2.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Sevgiler, gülücükler,&lt;br /&gt;Joujou&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-2999222791499678187?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/2999222791499678187/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=2999222791499678187' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/2999222791499678187'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/2999222791499678187'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/08/bolumde-istihdam-edilecek-2-iki-adet.html' title='Bölümde istihdam edilecek 2 (iki) adet &quot;Güvercin&quot; tipi kuş alımına ilişkin... :P'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-UVr4yjjQ-mI/Tj_DFPCpMVI/AAAAAAAAAS0/gNhh2qNTTF8/s72-c/Bolum_kusu.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-5227840061756052395</id><published>2011-07-17T17:44:00.000+03:00</published><updated>2011-07-17T17:44:51.328+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paçozlukta sınır tanımayanlar...'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Acil durumda bakınız köşesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='&quot;Ben sizi anlamıyorum...&quot; köşesi'/><title type='text'>Mutlu musunuz?</title><content type='html'>Ya, işte böyle... 13 kişiyi toprağa verdiğimiz için mutlu musunuz? Asmayı beceremediğiniz bir pisliğin yan gelip yattığı inden sağa sola savurduğu tehditlerle, verdiği direktiflerle süreci nasıl da yönettiğini görüyorsunuz değil mi? O yan gelip yattığı yerden salyalarını akıtarak, arsızca, fütursuzca konuşurken, bizim yavrularımız yan yana dizildiler toprağa; memnun musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim meclisimizde, bizim vergilerimizle, bizim sağladığımız olanaklarla, bizim vatanımızın üzerinde, bizi bölmekten bahsediyorlar, duyuyor musunuz? Özerklik ilan ediyorlar, siz o arada hangi takım şerefsiz, hangisi edepsiz diye tartışıyordunuz, hala uyuyor musunuz? Kendilerine ait olmayan topraklarda hak iddia ediyorlar, görüyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyle suçlandıkları belli olmayan, daha suçları bile ispatlanmayan askerler, yazarlar, bilim insanları içerdeyken, teröristlere halay çektirdiniz, hatırlıyor musunuz? En güçlü yanımızı, ordumuzu sistemli olarak zayıflattınız, şimdi dağdaki eşkıyalar hepimizle dalga geçiyor, anlayabiliyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlamıyorsunuz! Görmüyorsunuz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün sizin de kapınız çalınacak. Kapıda 2 asker, bir de doktor olacak. Oğlunuzun, ağabeyinizin, kardeşinizin, kuzeninizin, sizden birinin şehit düştüğünü söyleyecekler. O günü mü bekliyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra aradan zaman geçecek, bir başka gün kapınız yeniden çalınacak. Kapıdaki adam bir kağıdı burnunuza sokacak ve size diyecek ki "Şu kadar paraya, şu ülkeye satıldınız!" O günü mü bekliyorsunuz? Ama o gün geldiğinde bile "Takdir-i ilahi!" diyecek ve tıpış tıpış boyun eğeceksiniz, değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sizler, olana bitene sağır, kör olanlar, sessiz kalanlar, 1 çuval una günü kurtaranlar, esas meseleyi bir bez parçası sananlar, çalanlar çırpanlar, satanlar... Kapınızın çalınacağı gün çok yakında. Bunu idrak edebiliyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanmam!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-5227840061756052395?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/5227840061756052395/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=5227840061756052395' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/5227840061756052395'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/5227840061756052395'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/07/mutlu-musunuz.html' title='Mutlu musunuz?'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-8024358569248454900</id><published>2011-07-17T12:54:00.000+03:00</published><updated>2011-07-17T12:54:32.497+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Acil durumda bakınız köşesi'/><title type='text'>Kötü + kötü = Kaos</title><content type='html'>Tam şu anda National Geographic'te (12.30 civarı) Mısır'da yaşanan son olayları inceleyen bir belgesel var. Mübarek'in devrilmesine kadar geçen süreçte olanları ve sonrasında yaşananları, insanlarla röportaj yaparak ortaya koymaya çalışıyorlar. İzlenmesi gereken bir belgesel. En çarpıcı cümle ise şuydu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Mısır'da sadece kötü yönetim değil, kötü muhalefet de vardı!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanıdık geliyor mu?!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-8024358569248454900?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/8024358569248454900/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=8024358569248454900' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/8024358569248454900'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/8024358569248454900'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/07/kotu-kotu-kaos.html' title='Kötü + kötü = Kaos'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-1161086376685065086</id><published>2011-07-04T01:27:00.000+03:00</published><updated>2011-07-04T01:27:18.214+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paçozlukta sınır tanımayanlar...'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='&quot;Ben sizi anlamıyorum...&quot; köşesi'/><title type='text'>Linç kültürü ve ötekileştirme çabaları</title><content type='html'>Bir zamanlar bu ülkede takımlarını sevgiyle destekleyen taraftarlar vardı. Diğer takıma laf atmadan duramayan ama bunu, karşısındakine hakaret etmeden yapan insanlardı bunlar. Sözcüklerle oynayıp, rakiplerini delirtecek sloganlar bulmakta ustaydılar. Espriler eni konu zeka işiydi ve şakalar da sadece "şaka" niteliği taşırdı. Örneğin bir tarihte Fenerbahçe taraftarının, Galatasaray Store'un tentelerini sarı-laciverte boyaması ve sabah tenteyi indirenlerin şok geçirmesi gibi... :)) Bunlar insanı gülümseten şakalardı. Kırıcı değildi. Amaç diğer tarafı ezmek değildi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel zaman, git zaman işin rengi değişir oldu. Tartışma kültüründen giderek uzaklaşan ve argoyu da aşan bir hakaret kültürüne doğru son sürat yol alan Türk insanı olayın suyunu çıkardı. "Üç büyükler" diye tabir edilen takımların taraftarları birbirlerine karşı amansız bir nefret beslemeye başladılar. Maçlarda kan gövdeyi götürür oldu. Küfürlerin bini bir para oldu. Futbol giderek çirkin, anlamsız bir aktivite haline gelmeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki gündür Fenerbahçeli bazı yöneticilerin göz altına alınmasına insanların verdikleri tepkilere bakıyorum ve şaşırmadan edemiyorum: Bir takımla ilgili şike iddiaları varken ve bu insanların bu nedenle göz altına aldındığı söylenirken, neden diğer takımların taraftarları buna bu kadar sevinir? Neden olay karşılıklı sidik yarışına dönüştürülür? Kim kime daha fazla hakaret ederse maçları onlar mı kazanmaktadır? Bu iddiaların araştırılması tüm futbol camiası için iyi değil midir? Ortada bir pislik varsa temizlenmesi gerekmez mi? Konsantre olunması gereken konu buyken, birbirinin gözünü oyma çabası nedendir? Anlamak mümkün değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır bu ülkenin insanına özenle empoze edilen "ötekileştirme" hareketi burada da kendini gösteriyor işte. İnsanları birbirlerine karşı öyle doldurdular ki herkes buluttan nem kapar oldu. Herkes "öteki" diye düşündüğüne kötü gözle bakar oldu. Onun kötü durumlara düşmesinden zevk alır oldu. Linç isteyen, gözü dönmüş insan grupları oluşmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen Fenerbahçelisin!&lt;br /&gt;Sen Galatasaraylısın!&lt;br /&gt;Sen Kürtsün!&lt;br /&gt;Sen Ermenisin!&lt;br /&gt;Sen şu partidensin!&lt;br /&gt;Sen öteki partidensin!&lt;br /&gt;Sen dincisin!&lt;br /&gt;Sen ateistsin!&lt;br /&gt;Senin kaşın kara!&lt;br /&gt;Senin gözün ela!&lt;br /&gt;Diye diye insanları birbirine düşürmeye uğraştılar ve görüyorum ki gayet de başarılılar bu konuda. Rüzgarı arkasına alan, ötekine "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?!" diye efelenir oldu! Farklı olan herşey düşmanca karşılanır oldu. Kimse, kimseye saygı göstermez oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsinden önemlisi birlik olmak gerektiğini unuttuk. Türk olmanın önemi hep burada yatıyordu ve bunu bildikleri için "Türklük" kavramıyla uğraşmaya, onu zayıflatmaya çalıştılar. Hala da uğraşıyorlar. Bir ülkenin insanlarını birbirine bağlayan en önemli şeyler dilleri, milletleri ve geçmişleridir. Bize bunları unutturmaya çalışıyorlar. Önemsiz gibi göstermeye çalışıyorlar. Utanmadan bunu tartışmaya açmaya çalışıyorlar. Bizi birbirimize düşman etmeye çalışıyorlar. Bazılarımız ayakta uyuduğu için bu numarayı yiyor maalesef. İş, bunun farkında olanlara düşüyor. Uyuyanları uyandırmamız, rüyalarını bölmemiz gerek. Eminim yapabileceğimiz birşeyler vardır. Mesela futbolun sadece bir spor olduğunu, böyle kendinden geçercesine, düşmanlıkla beslenen bir fanatizmin tedavi edilmesi gerektiğini anlatarak başlayabiliriz. Belki sonra Türk olmanın gurur duyulması gereken birşey olduğunu da anlatırız. Kim bilir, belki dilimizin güzel bir dil olduğundan da bahsedebiliriz. Önce bir konuşabilir hale gelelim de...&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-1161086376685065086?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/1161086376685065086/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=1161086376685065086' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/1161086376685065086'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/1161086376685065086'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/07/linc-kulturu-ve-otekilestirme-cabalar.html' title='Linç kültürü ve ötekileştirme çabaları'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-4056571366306923123</id><published>2011-06-12T22:23:00.000+03:00</published><updated>2011-06-12T22:23:56.868+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paçozlukta sınır tanımayanlar...'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='&quot;Ben sizi anlamıyorum...&quot; köşesi'/><title type='text'>ABV</title><content type='html'>Canım Türkiyem!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıçımda ve sıvamada emeği geçen %50'ye teşekkür ediyorum. Açık bıraktığınız ampuller yüzünden gelecek olan elektrik faturası da sizi öpsün inşallah!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-4056571366306923123?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/4056571366306923123/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=4056571366306923123' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/4056571366306923123'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/4056571366306923123'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/06/abv.html' title='ABV'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-8180756142025573466</id><published>2011-05-20T17:12:00.001+03:00</published><updated>2011-05-20T17:13:21.976+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paçozlukta sınır tanımayanlar...'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kültür eylemleri :)'/><title type='text'>Türkan ve karşısındaki korkak böcekler</title><content type='html'>Ne zamandır bekliyordum bu filmi. Kanal D'de yayınlanan dizinin günüyle ve saatiyle defalarca oynayıp ratinglerinin düşmesini sağlamışlar ve en sonunda diziyi yayından kaldırtmayı başarmışlardı. Film o yüzden ayrıca önemliydi. Anlatmaya fırsat bırakılmamış şeyleri de anlatabilecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok önemli oyunculardan oluşan bir oyuncu kadrosu var filmin. Yanlış bilmiyorsam ücret almadan oynamışlar. Sadece destek olmak için. Özellikle Tardu Flordun destek olmak gerekliliğinin altını çiziyor bir röportajında ve oyuncunun gerektiğinde taraf olması gerektiğini vurguluyor. Bazılarının sadece 1 cümleden oluşan replikleri var. 20 saniye görünüp, rollerini oynayıp, sahneden ayrılıyorlar. Film boyunca, "Aaa, o da mı oynamış?" diye sürekli şaşırıyorsunuz. Hatta bu içten desteği gördükçe mutlu oluyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film hiçbir noktada belirli bir çerçeveyi vurgulayan mesajlar içermiyor. Olabilecek en yalın haliyle Türkan Saylan'ın nasıl biri olduğunu, son günlerini nasıl geçirdiğini ve neyin savaşını verdiğini anlatmaya çalışmış. Başka bir derdi yok, gişe hevesi yok, iddiası yok. Ayşe Kulin'in yazdığı gibi: Tek ve tek başına Türkan Saylan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama... Çok önemli bir nokta var: Film vizyona girmeden önce başlayan ve dün itibariyle de çoğalarak devam eden bir "Türkan Saylan'a saldırma" hareketi var ki işte bu çok mide bulandırıcı bir durum. Başkaları tarafından güdülüp, onların cümleleriyle ve dayanaksız karalamalarla Türkan Hocam'a sağlığında saldıran bir avuç haddini bilmez, öldükten sonra da filmine dil uzatıyor; hocama hakaret etmeye devam ediyor. Birkaç yerde -ki özellikle film sitelerinde yorum bırakıyorlar- yazdıkları yorumlara bakınca şunu farkettim: Kendi fikri olmayan, "din" lafını anlamsızca her halta malzeme yapan, başkasının ağzıyla konuşan, 2 soru sorduğunda apışıp kalacak nitelikte -hatta niteliksizlikte- bir avanak insan grubu var karşımızda. Ve bu insan grubunun elinden en önemli malzemeleri olan dini aldığında geriye hiçbir şey kalmıyor. Yani ne kendi kişiliği, ne kendi fikri, ne üretimi ne de bir eseri! Hiçbir şey yok geride. Ondandır ki Türkan Hocam'dan bu kadar korkuyorlar. Yanıtlayamadıkları, korktukları herşeyle yüzleşebilmiş ve yenmiş bu insandan ödleri kopuyor. Karalarsak, hakaret edersek küçültürüz, korkumuzu yeneriz, zannediyorlar. İstedikleri kadar böyle düşünsünler!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih hiçbir zaman bir yobazı, bir soyguncuyu, bir yalancıyı, bir şerefsizi, bir din tacirini, bir ahlaksızı övgüyle anmamıştır. Aradan geçen onca yıla rağmen özlemle anılan, hala deli gibi sevilen, sahip çıkılan kişi, bütün erdemleri bünyesinde toplamış o özel kişidir: Mustafa Kemal Atatürk'tür. Ve tarih Türkan Saylan Hocam'ı da aynı biçimde yazacaktır. Bu millet, korkak böcekleri dillerini her yere uzatsınlar diye güdümleyen kişilerle gerçek kahramanları birbirinden ayırabilecek duyarlılığa sahiptir!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-8180756142025573466?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/8180756142025573466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=8180756142025573466' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/8180756142025573466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/8180756142025573466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/05/turkan-ve-karssndaki-korkak-bocekler.html' title='Türkan ve karşısındaki korkak böcekler'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-6287725864232970343</id><published>2011-05-19T01:08:00.000+03:00</published><updated>2011-05-19T01:08:30.105+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kutlanası günler'/><title type='text'>19 Mayıs</title><content type='html'>Yolun yarısına gelmiş olmak, içimde yaşayan, farklı yaşlardaki bir sürü Joujou'yu durdurmuyor. Hala 20'lerimi sürüyormuş gibi hareketli ve enerji dolu hissedebiliyorum. Hala olana bitene aynı heyecanla tepki verebiliyorum. Büyümeyen, uslanmayan, susup oturmayı bilmeyen bu kız çocuklarıyla yaşayıp gidiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala her 19 Mayıs'ta gururlanmamı, heyecanlanmamı, gözlerimin dolmasını, umutlanmamı önce Atam'a, sonra da o kız çocuklarına borçluyum. Ama bu bayram, bunların yanında büyük bir özlem de yaşıyorum: Atam'a duyduğum özlemin yanına Türkan Saylan Hocam'a duyduğum özlem de eklendi bu bayram. Kendime örnek aldığım bu iki insanı ayrı bir özlüyorum... Kalbimin üstüne oturan ağırlık beni yorup hırpalasa da onları düşünerek her defasında tekrar ayağa kalkıyorum; tekrar başımı kaldırıyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey uyuyan Türk Gençliği!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="color: #cc0000;"&gt;19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı&lt;/b&gt;'mız kutlu olsun!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-6287725864232970343?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/6287725864232970343/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=6287725864232970343' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/6287725864232970343'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/6287725864232970343'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/05/19-mays.html' title='19 Mayıs'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-906412637352310789</id><published>2011-05-15T20:31:00.000+03:00</published><updated>2011-05-15T20:31:06.634+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kızsal Muhabbetler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kültür eylemleri :)'/><title type='text'>Değmesin ellerimiz</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOGGER-youtube-video" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" data-thumbnail-src="http://2.gvt0.com/vi/fPJLMiypKNY/0.jpg"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/fPJLMiypKNY&amp;fs=1&amp;source=uds" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;embed width="320" height="266" src="http://www.youtube.com/v/fPJLMiypKNY&amp;fs=1&amp;source=uds" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #666666; text-align: center;"&gt;Klibin açılmama ihtimaline karşı bağlantı da verelim efendim:&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #666666; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=fPJLMiypKNY&amp;amp;feature=player_embedded"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=fPJLMiypKNY&amp;amp;feature=player_embedded&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Durum kötü. Yaz geldi, gelecek. Serdar Ortaç'ın bir yaz albümüyle piyasaya çıkması an meselesi. Önlemimizi almamız, hazırlıksız yakalanmamamız lazım. Bu zor zamanlar öncesi bünyeyi Serdar'dan koruyabilmek için güzel şarkılar dinlemek gerek. Son derece kötü bir kliple canına okunan bu güzelim şarkıyı sizlerle paylaşmak istiyorum sevgili okuyucu: Model - Değmesin Ellerimiz. Klibi izlemek şart değil. Sesi dinleyin yeter. Kızın sesi çok güzel. ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler,&lt;br /&gt;Joujou&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-906412637352310789?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/906412637352310789/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=906412637352310789' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/906412637352310789'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/906412637352310789'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/05/degmesin-ellerimiz.html' title='Değmesin ellerimiz'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-6634156465004914683</id><published>2011-04-25T23:59:00.001+03:00</published><updated>2011-04-26T00:05:38.595+03:00</updated><title type='text'>50 reasons not to date a graphic designer</title><content type='html'>30., 47. ve 50. maddelere özellikle dikkat çekmek istiyorum. :)))&lt;br /&gt;(&lt;span style="color: #cc0000;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;Kaynak:&lt;/span&gt; http://abourbonforsilvia.wordpress.com/2010/11/10/50-reasons-not-to-date-a-graphic-designer&lt;/span&gt;)&lt;br /&gt;Ve bu arada söylemem gerekiyor ki ben de bir grafik tasarımcıyım. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. They are very weird people.&lt;br /&gt;2. There are billions of them in the world, like colors on the screen of your computer.&lt;br /&gt;3. They will analyse conversations in layers.&lt;br /&gt;4. You will spend the day assembling furniture from IKEA.&lt;br /&gt;5. They drink and eat all kinds of weird shit just because they like the packaging.&lt;br /&gt;6. They hate each other.&lt;br /&gt;7. You’ll come out the last out of the movies because you have to see the full list of credits.&lt;br /&gt;8. They cant change a light bulb or without making a sketch.&lt;br /&gt;9. They fuck up all the tables with their cutters.&lt;br /&gt;10. They rather study the paisley pattern on your outfit than listen to what you have to say.&lt;br /&gt;11. They will fill your house with magazines and whatever is out there that has drawings.&lt;br /&gt;12. You never know if it is really an original or a copy.&lt;br /&gt;13. They make collages with your photos.&lt;br /&gt;14. They do not know how to add and subtract, they just understand letters.&lt;br /&gt;15. They idolize people who nobody knows and speak of them as if they were his colleagues.&lt;br /&gt;16. They take pictures almost daily and all are cut in weird shapes.&lt;br /&gt;17. They ask your opinion about everything but&amp;nbsp; they do whatever they want.&lt;br /&gt;18. Everything is left justified, right or center unless they arrive late.&lt;br /&gt;19. They hate Comic Sans with the same passion they love Helvetica.&lt;br /&gt;20. They use iPhone for everything, because everyone has one.&lt;br /&gt;21. You can not decorate the house without consulting them.&lt;br /&gt;22. They steal street signs.&lt;br /&gt;23. Always carry their hands painted with something.&lt;br /&gt;24. They buy dolls unfinished for them to paint.&lt;br /&gt;25. Everything becomes something other than what it really is: cards as tickets, cards as …&lt;br /&gt;26. When arguing, you will be nicknamed like the OSX spinning wheel (not affectionately)&lt;br /&gt;27. Do not know how to dress without consulting the Pantone book.&lt;br /&gt;28. They hate Excel.&lt;br /&gt;29. They read comics.&lt;br /&gt;30. They want to save the world only with a poster.&lt;br /&gt;31. You will spend the day brainstorming.&lt;br /&gt;32. On vacation they will take you to countries that you do not know exist and have no beach.&lt;br /&gt;33. Museums are their second home.&lt;br /&gt;34. They know more positions than the Kamasutra.&lt;br /&gt;35. They can’t go to a restaurant without secretly critiquing the menu design.&lt;br /&gt;36. They listen to music you have never heard of.&lt;br /&gt;37. They can´t cook a normal dish, they always have to experiment with new ingredients.&lt;br /&gt;38. They read rare books: stories of children, Semiotics …&lt;br /&gt;39. When you are going to tell you something, everyone has read it in their facebook and twitter.&lt;br /&gt;40. They have own iPods before you knew they existed.&lt;br /&gt;41. The orgasm they remember is when they heard that Adobe was acquiring Macromedia.&lt;br /&gt;42. They have their own shops just for them and there are the most expensive in the city.&lt;br /&gt;43. They want to spend all the money in the Apple Store.&lt;br /&gt;44. You will never understand their gifts.&lt;br /&gt;45. They see ordinary objects and laugh.&lt;br /&gt;46. You wake up in the middle of the night hearim them screaming “When is the deadline?”&lt;br /&gt;47. They see CMYK and RGB like Neo sees the Matrix.&lt;br /&gt;48. They dream of the day nobody will make a single change to their designs.&lt;br /&gt;49. They rather pay for a font than for a special birthday gift.&lt;br /&gt;50. They are always sleepy because they work 24/7.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-6634156465004914683?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/6634156465004914683/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=6634156465004914683' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/6634156465004914683'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/6634156465004914683'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/04/50-reasons-not-to-date-graphic-designer.html' title='50 reasons not to date a graphic designer'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-455161567838264168</id><published>2011-04-25T00:18:00.000+03:00</published><updated>2011-04-25T00:18:29.154+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Güneşli bir Pazar</title><content type='html'>Mevsimin bütün bulutları Ankara'nın tepesine toplanmış bugün. Binalar gri, yerler gri, gök gri... Pazarla yağmurun birlikteliğine bozulan Ankaralılar'ın yüzleri gri... Parklar sırılsıklam olduğu için herkes soluğu AVMlerde almış; trafik grinin de grisi, cinnetin de cinneti. Biz her zaman oturduğumuz cam kenarındaki masada kahvaltı yapıyoruz. Yasaklı konular var aramızda. Onlar da gri... Onları yok sayıyoruz. Yüzüne bakıyorum çaktırmadan, yüzü güneşli! Son zamanlarda hep hüzünlü olan gözleri güneşli. Arada bulutlar geçer gibi oluyor o uzun kirpiklerin arasından ama güneş yerinde duruyor yine de... Mutlu muyum? Evet, mutluyum. Gri olan hiçbir şeyi düşünmüyorum. Yarım saat sonrasının hesabını yapmıyorum, tasasına düşmüyorum. Balın içine kaymak koymuşlar, iştahla onu yemesini seyrediyorum. İştahlı insanları severim. O'na çaktırmıyorum ama yemek yemesini izlemekten büyük keyif alıyorum. Ne kadar küçücük birşey aslında ve ne kadar önemli... Saçlarını nasıl taradığına, atkısını nasıl bağladığına bakıyorum. Yaşamak için gelmiş gerçekten de, diye düşünüyorum. Pazar pazar bana "AVM'ye gidelim" demeyecek insanlardan biri. Bunlar için de seviyorum O'nu. Su böreğini paylaşalım diye ortadan ikiye bölerken, bir yandan da bana cıvıl cıvıl anlattığı şeyleri dinliyorum. AVMler'in de havanın da grinin de canı cehenneme! Nefis bir kahvaltı, çay, Türk kahvesi, sohbet... derken saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyoruz bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün Ankara griler altında bunalırken, biz güneşin altında gezinip, havanın karardığını farketmiyoruz. Amansız bir tavla savaşından birbirimizi yenemeden çıktıktan sonra tekrar acıktığımızı anlıyoruz. Her zaman gittiğimiz köftecinin Pazarları açmadığını görünce daha önce denemediğimiz bir yere gitmeye karar veriyoruz. Doğru tercih! Acıssoyu içine boca ettiğim köfte dürüm yüzünden gözümün yaşarmasına rağmen yüzümdeki mutluluğu görünce bir kahkaha atıyor. "Önceki hayatımda Meksikalı olabilirim..." diyorum. Uzun kirpiklerinin arasında bir an bulutlar dolaşıyor. Nedenini biliyorum ama kelimelere yasak koyuyorum, ses çıkarmıyorlar. Yemekten sonra yine kendimizi sohbete kaptırıyoruz. Saate bakmayı akıl ettiğimde yerimden zıplıyorum. Yapmam gereken ne çok şey var ve saat kaç?! Ama yine de dert değil. O kadar güneşli bir gün geçirdim ki işler yüzünden uykusuz geçebilecek bir gece umurumda değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkür ederim... &lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-455161567838264168?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/455161567838264168/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=455161567838264168' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/455161567838264168'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/455161567838264168'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/04/gunesli-bir-pazar.html' title='Güneşli bir Pazar'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-5346535275607710934</id><published>2011-04-23T00:08:00.000+03:00</published><updated>2011-04-23T00:08:42.251+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kutlanası günler'/><title type='text'>23 Nisan</title><content type='html'>"Çocuğumun okulda andımızı okumasını istemiyorum. Türklük ibaresinden rahatsızlık duyuyorum" diyen şerefsizlere inat, Türk olmaktan her geçen gün, her geçen bayram daha da gurur duyuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="color: #cc0000;"&gt;23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı&lt;/b&gt;'nız kutlu olsun!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-5346535275607710934?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/5346535275607710934/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=5346535275607710934' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/5346535275607710934'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/5346535275607710934'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/04/23-nisan.html' title='23 Nisan'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-9069057853228365401</id><published>2011-04-06T23:14:00.002+03:00</published><updated>2011-04-06T23:16:15.472+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kızsal Muhabbetler'/><title type='text'>Mini anket</title><content type='html'>Soru basit:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söylediğiyle yaptığı birbirini tutmayan, bol keseden atıp tutan, halden anlamayan, ihtiyacınız olduğunda yanınızda olmayan kişi zodyakta hangi burçla temsil edilmektedir?&lt;br /&gt;a. Yay Burcu&lt;br /&gt;b. Koç Burcu&lt;br /&gt;c. Aslan Burcu&lt;br /&gt;d. Öküzler Burcu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yanlış tüm doğruları götürmektedir. Başarılar dilerim!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-9069057853228365401?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/9069057853228365401/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=9069057853228365401' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/9069057853228365401'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/9069057853228365401'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/04/mini-anket.html' title='Mini anket'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-8519651616338247779</id><published>2011-04-05T23:28:00.001+03:00</published><updated>2011-04-05T23:29:36.070+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paçozlukta sınır tanımayanlar...'/><title type='text'>Bi'şeyden sorumlu bakan... Ne acaba?</title><content type='html'>Sağlık bakanından gelen açıklamanın ardından neler olmuş bakın:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/21931213"&gt;http://vimeo.com/21931213&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hükümetten daha yaratıcı, daha zeki, daha duyarlı, daha ve de daha bir hükümet gelmiş midir bu ülkenin başına, sen söyle okuyucu! Sizce de tarihimizin en kepaze dönemini yaşamıyor muyuz?!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-8519651616338247779?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/8519651616338247779/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=8519651616338247779' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/8519651616338247779'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/8519651616338247779'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/04/saglk-bakanndan-gelen-acklamann-ardndan.html' title='Bi&apos;şeyden sorumlu bakan... Ne acaba?'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-7738603178829569802</id><published>2011-03-28T13:43:00.000+03:00</published><updated>2011-03-28T13:43:32.426+03:00</updated><title type='text'>Cehennem ana haber bülteni</title><content type='html'>Sevgili Evren,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun zaman oldu sana yazmayalı. Günlük meselelere dalıp seni biraz ihmal etmiş olabilirim. Hemen yeni yeni haberler vererek telafi etmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Ahmet Şık'ın "İmamın ordusu" isimli basılmamış kitabı  daha raf yüzü göremeden imha edildi. Hatta kopyasını saklayanların da  örgüte (?) yardımdan suçlanacağı söylendi. Ahmet Şık için üzülenlerin örgüte  sempati duyma, "Tüh tüh!" diyenlerin örgüte yakın olma, Ahmet Şık'ın  kitabını merak edenlerin imama ve ordusuna karşı olma, Ahmet Şık'ı  düşünenlerin ise düşünce suçlarından suçlanacağı belirtildi. İmam ve  ordusu basılmamış bu kitabın içindekilerden ne kadar korkmuş olmalılar  ki ileri demokrasi ve adalet mekanizmalarını derhal devreye soktular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Japonya'da deprem oldu. Hem de 9.0 büyüklüğünde. Hemen arkasından inanılmaz bir tsunami geldi ve Japonya'nın önemli bir kısmını yutup gitti. Geriye verdikleri de çiğnenip tükürülmüş yiyeceğe benziyordu. Öylesine karışık ve insanın içini kaldıran... Yetmezmiş gibi nükleer enerji santralleri de patlamaya başladı. Her yeri radyasyon sardı. Üstelik yağmurlar ve rüzgarlarla birlikte diğer kıtalara da yayılmaya başladı. Azimli ve metanetli Japonlar hemen yaralarını sarmak için çalışmaya başladılar. Tüm dünya haber bültenlerinin önemli bir kısmını buna ayırır ve tartışır haldeyken, biz, saldırıya uğrayan İbrahim Tatlıses'in vurulmadan önce saldırganıyla göz-göze gelip gelmediğini konuşuyorduk. Haber bültenlerimizi buna ayırdığımız da yetmedi üstelik: Konu için ayrıca programlar yapıp, olayın suyunu çıkardık. Eminim bizi takdir etmişsindir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Başbakanımız nükleer santrallerle, evlerde kullanılan tüpleri aynı risk aralığında değerlendirerek ufkumuzu açtı. Öyle ya evindeki tüpün de patlama riski var. Hayret bi'şey yani! Bu kadar da önyargılı olunmaz, diye kendi kendimizi azarladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. İlahiyat Profesörü (!) Orhan Çeker "“Sorunun odağında kadın var. Sen dekolte giyinirsen bu tür çirkinliklerle karşılaşman sürpriz olmaz. Tahrikten sonra sonucundan şikayet etmen makul değil.” dedi. Kendisinin beyninin açılarak analiz edilmesi gerektiğini düşündüm. Belli ki çok farklı bir işleyişi ya da tıkanışı var. Bilemiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. AKP Ünye İlçe Tanıtım ve Medya Başkanı Süleyman Demirci, sosyal paylaşım sitesi Facebook'taki sayfasına, başı açık kadınlar için "Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer. Perdesiz ev ya satılıktır ya da kiralıktır" yazmış. Kendisinin Orhan Bey'le birlikte nörolojiye sevkine ve acilen operasyona alınmasına, ıdır bıdır.. imza.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Aaa, en ilginç haberlerden biri de organ nakli konusunda bir deha ve çalışkanlığıyla ünlü bir insan olan değerli akademisyen Prof. Dr. Mehmet Haberal Silivri'de hapisteyken, Hüseyin Üzmez denen sapığın salıverilmesiydi. İleri demokrasinin bir sonucu olarak tabi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Son olarak da BDP milletvekili Sabahat Tuncel bir polisi tokatladı. Kendisinin dokunulmazlığı olduğu için polis ona dokunamadı. Sabahat Tuncel ise polisle iletişime geçmek, sorunları tartışmak ve çözmek isteğini polise dokunarak belli etti. Ülke olarak ciddi oranda açılımı gerçekleştirebildiğimizi düşünüyorum ve bu projeyi uygulamaya koyanlarla gurur duyuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl sevgili Evren? Cehennemden haberler gibi değil mi?!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-7738603178829569802?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/7738603178829569802/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=7738603178829569802' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7738603178829569802'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7738603178829569802'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/03/cehennem-ana-haber-bulteni.html' title='Cehennem ana haber bülteni'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-6278572026366051330</id><published>2011-03-19T02:51:00.000+02:00</published><updated>2011-03-19T02:51:27.093+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paçozlukta sınır tanımayanlar...'/><title type='text'>1.3 megapiksellik kamera ve 2.3 gramlık beyin gösteri izlerse...</title><content type='html'>Yaklaşık 3000 kişi salonu doldurmuş, sabırsızlıkla gösterinin başlamasını bekliyoruz. Başlamadan önce "Lütfen cep telefonlarınızı kapatınız. Fotoğraf makinesi, kamera gibi kayıt cihazlarının kullanılması kesinlikle yasaktır!" diye bir anons duyuluyor. Çoktan kapamış olduğumuz telefonları insanlara ayıp olmasın diye tekrar kontrol ediyoruz ve gösteri başlıyor. Birden 2 sıra önümdeki kadın bir cep telefonu çıkarıyor ve gösteriyi kaydetmeye başlıyor. 1.3 megapiksellik bir cep telefonu kaydını daha sonra ne yapmayı planlıyor bilemiyorum ama seyircinin oturduğu karanlık tarafta bu embesil kadının cep telefonu el feneri etkisi yapıyor. İster istemez gözüm takılıyor. Hem saygısızlığına deli oluyorum hem de az önce yapılan anonsu takmayışına. Tamam, şehirde yaşıyor olmamız hepimizin medeni olabileceği anlamına gelmiyor, bunu artık biliyorum ama daha 5 dakika önce anons yapıldı be kadın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümdekilere "Önünüzdeki hanımefendiye seslenir misiniz lütfen?" diye soruyorum. Kadını dürtüyorlar, bana bakıyor, "Lütfen telefonunuzu kapatır mısınız? Işığı gözümü alıyor" diyorum. Ama aslında "Kapat o telefonu embesil. Medeniyetten nasibini almamış kereste seni!" diyesim var. Diyemiyorum. Medeniyim ya! Kadın ise hiç oralı olmuyor ve telefonu yanındakine veriyor. Hani benim gözüme giriyor ya aklınca açı değiştirip konuyu kapatacak. Bu arada kayıt da devam ediyor. Bense şaşkınlıkla olayı izliyorum ve önümdeki kadını dürtmeye hazırlanıyorum. "Lütfen biraz eğilir misiniz? Birazdan uçarak önünüzde oturan hanzo kadının saçına yapışacağım ama açımı daraltıyorsunuz!" demeyi planlıyorum ama önümdeki kadının sevgilisi artık dayanamayıp psikopata bağlıyor ve kadını dürtüp eni konu azarlıyor. Sultan nihayet cep telefonunu kapatıyor. Biz gösterinin o 5 dakikasından hiçbir şey anlamıyoruz ve "Bu gerçek mi?" bakışlarıyla birbirimize bakıyoruz. Olamaz mı? Olabilir!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu embesil yarın arkadaşlarıyla buluştuğunda önce ballandıra ballandıra gösteriyi anlatır; sonra cep telefonunu çıkarıp 1.3 megapiksellik dandirik kaydı gösterip hava atmaya çalışır. Sonuna da ekler: "Ay daha çekecektim ama arkada oturan gıcık adamla onun arkasında oturan uyuz kadın izin vermediler. Neymiş? Gözlerini alıyormuş. Sahneye bak sen de kardeşim. Hayret bi'şey yaniiiii!" Bazı insanlara medeniyet gerçekten fazla geliyor demek ki. Kaldıramıyorlar. Açıkçası böyle durumlarda bana da fazla geliyor. "Kapat uleyn o telefonu! Yoksa yediririm!" demek istiyorum ama onun yerine "Rica etsem..." diye başlayan cümleler çıkıyor ağzımdan. Medeniyim ya!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-6278572026366051330?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/6278572026366051330/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=6278572026366051330' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/6278572026366051330'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/6278572026366051330'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/03/13-megapiksellik-kamera-ve-23-gramlk.html' title='1.3 megapiksellik kamera ve 2.3 gramlık beyin gösteri izlerse...'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-4920098976219489677</id><published>2011-03-17T00:02:00.000+02:00</published><updated>2011-03-17T00:02:05.393+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paçozlukta sınır tanımayanlar...'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dumur denizinde balık oldum'/><title type='text'>Dünya Japonya'yı, nükleeri konuşur, bizimkiler Tatlıses'i!!!</title><content type='html'>Bir an düşünün: Çalışıyorsunuz, geziyorsunuz, uyuyorsunuz, gülüyorsunuz, seviniyorsunuz, yemek yiyorsunuz, çocuğunuzu kucaklıyorsunuz, küfrediyorsunuz, sevdiğinizi öpüyorsunuz... derken, yani tam "yaşıyorken" bir anda her yer deli gibi sallanmaya başlıyor. Dünya sadece tepenize yıkılmakla kalmıyor, sizi baş edilmez bir felaketin orta yerine bırakıveriyor. Dalgalar sadece sizi değil, tüm ülkenizi alıp götürüyor; 3 gün sonra ceset olarak geri veriyor. Nükleer santraller patlıyor. Radyasyona maruz kaldığınız için tecrit ediliyorsunuz. Zaten artık bir eviniz ve aileniz de yok. Hatta başınızı sokabileceğiniz herhangi bir bina bile yok... 1 dakika önce bir hayatınız vardı. Artık yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boşlukta yapayalnız, kanlı ve radyasyonlu kalakalıyorsunuz. Anlamsız... O kadar anlamsız ki tüylerim ürperiyor. Kelimeler birşey ifade etmiyor. Sadece bu büyük felaketi inanılmaz bir vakarla ve metanetle karşılayan Japonları hayranlıkla ve acıyla izliyorum. Elimden fazlası gelmiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra birşey farkettim: Japonya falan hikaye! Aynen! Bildiğiniz hikaye! Vurulduğu dakikadan beri bütün medya aralıksız İbrahim Tatlıses haberi yapıyor. Hem de suyunun suyunu çıkarırcasına. Ne zaman vuruldu, nasıl vuruldu, yanında kim vardı, en son ne dedi, kime dedi, kimi severdi, kime uyuz olurdu, vurulmadan önce en son ne yemişti, eski sevgilisi nasıl yıkıldı, katiliyle göz göze mi geldi... Öööööööööf!!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün bir kanalda 3 adam tesbih tanesi gibi bir masaya dizilmişler, karşılarındaki sunucunun yönetiminde Tatlıses'in nasıl vurulmuş olabileceğini, o dakikada neler olduğunu, kimin vurduğunu, şimdi n'olacağını, ıdırı-bıdırı tartışıyorlardı. Ben gözlerime inanamadım ama onlar gayet ciddiydi. Diğer taraftan dünya nükleer tehdide dur demeye çalışırken bizim başbakanımız "Aa, öyle şey olur mu? Korkuyorsan tüpgaz da sokma evine!" dedi! Japonya'nın başına gelen felaketin ardından acilen nükleer enerjinin tartışılmasını ve yasaklanmasını falan bekliyorum ama boşuna bekliyorum anlaşılan. Tatlıses'in medyaya verdiği enerji daha kayda değer demek ki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu saçmalığın arasında sevenleri kusura bakmasınlar ama Tatlıses'e üzülemiyorum. Hatta bizi ilgilendiren çok daha büyük, acil ve önemli bir konu varken bu kadar yaygara koparılmasına anlam da veremiyorum. Tatlıses'in azmettirdiği adam o kadıncağızı (Derya Tuna idi galiba) vurduğunda bu kadar yaygara kopmamıştı. Sevgililerine tekme-tokat giriştiğinde de kimse umursamamıştı. Esip yağdığında herşey normal karşılanıyordu. Terör örgütüne yardım ettiği ortaya çıktı; kimse protesto etmedi. Bunlar normal de vurulması mı anormal tanrı aşkına?! Orada insanlar ölüyor, nükleer felaket yaşanıyor, burada konuşulan konuya bakın: Tatlıses!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-4920098976219489677?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/4920098976219489677/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=4920098976219489677' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/4920098976219489677'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/4920098976219489677'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/03/dunya-japonyay-nukleeri-konusur.html' title='Dünya Japonya&apos;yı, nükleeri konuşur, bizimkiler Tatlıses&apos;i!!!'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-1728028036892169797</id><published>2011-03-15T09:48:00.000+02:00</published><updated>2011-03-15T09:48:00.241+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paçozlukta sınır tanımayanlar...'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='&quot;Dön de kendi d.... ört&quot; köşesi'/><title type='text'>Ezik misiniz, nesiniz?! :))</title><content type='html'>Bloglar arasında dolaşıyorsunuz... Yani ben şu anda dolaşabiliyorum. A-aaa? Siz dolaşamıyor musunuz? Neden? Sizde ileri demokrasi yok mu yoksa?!! Neyse, artık siz de ileri demokrasiye geçtiğinizde dolaşırsınız. Süreç şöyle işler: Densizin biri, diğerinin yayın hakkını aldığı maçı blogdan yayınlar. O diğeri de blog servisine durumu şikayet eder ve engel olunmasını ister ama nedense söz konusu bloga işlem yapılamaz. Bunun üzerine mahkemeye gidilir ve denir ki "Kapatın hepsini toptan!". Böylece ileri demokrasi işler ve siz blogunuza ulaşamaz hale gelirsiniz. Ama bunu da aşmanın yolları vardır. Bulamıyorsanız tuhaflık sizdedir. Çünkü Youtube kapatıldığında başbakanımız bile "Ben ulaşabiliyorum. Siz neden ulaşamıyorsunuz?" demişti; hatırlatırım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak hala her yere ulaşabilenler, bloglar senin, sosyal paylaşım ağları benim şeklinde sanal alemde gezinmeye devam ediyorlar. Bu akışın hala sağlanabildiğini sayfalardaki hareketlilik dışında şöyle bir durumdan da anlayabiliyorum: Tweeter'ı açıyorum mesela, biri isim belirtmeden şöyle bir tweet girmiş, "Senin o aptal suratını çekmek zorunda değilim!". Sonra Facebook'ta bir başkası "Gidene bay bay, gelen hay hay!" yazmış. Bir tanesi blog üzerinden yine kim olduğunu anlayamadığımız birine kin kusmuş. Ama bu arkadaşların hepsi de bu işi adres vermeden yapmış. Ortaya yani. "Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla" hesabı. Bunu hepimizin görebiliyor olması ise bizim sorunumuz. Çünkü o, kinini kusmuş, gitmiş. Senin böyle itici cümlelerin, korkak bir hareketin ortasında kalmış olman onu ilgilendirmiyor. Lafını söyleyip kaçıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden lafını söyleyip kaçıyor? Çünkü o lafı, gerçekte söylemek istediği kişinin yüzüne söylemeye cesareti yok. Yemiyor anlayacağınız! Ne yani, sınıf arkadaşının suratına eğilip "Senin o aptal suratını çekmek zorunda değilim!" demek kolay mı? O da dönüp "O halde defol git, seni tutmayalım" derse ne olacak? Hatta daha da kötüsü: Ya bir gün o aptal suratını çekmek istemediği kişiye işi düşerse? O zaman söylediği bu laf yüzünden zor durumda kalmaz mı? Çıkarları zarar görmez mi? O yüzden iyisi mi lafı ortaya atsın. Lafı gönderdiği kişi de aptal değil ya, anlamıştır mutlaka kendisine laf sokulduğunu. Ama emin de olamadığı için sesini çıkaramaz. Bizim ezik de "Oooh! Lafımı soktum, rahatladım" mantığıyla hayatına devam eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle Facebook, Tweeter vb. üzerinden başkalarına gönderme yapan birkaç kişiyi uyardım. Ne kadar komik duruma düştüklerini, ne kadar sinsi ve zavallı göründüklerini anlatmaya çalıştım ama nafile... Bu ezik hareketlere aynen devam edecekler belli ki. Yazık... :))&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-1728028036892169797?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/1728028036892169797/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=1728028036892169797' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/1728028036892169797'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/1728028036892169797'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/03/ezik-misiniz-nesiniz.html' title='Ezik misiniz, nesiniz?! :))'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-4169435096115341732</id><published>2011-03-11T12:46:00.000+02:00</published><updated>2011-03-11T12:46:20.005+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Şaşkınım</title><content type='html'>Blogspot'un IP'leri yasaklandığından beri bloguma sadece iş yerimden ulaşabiliyor olmam, ülkemdeki "ileri demokrasi"nin en güzel örneklerinden birini oluşturuyor. Evde olduğum süre boyunca bloguma, Youtube vakasında başbakanımızın önerdiği gibi aracı sitelerden ulaşabiliyorum ama bu sefer de yazamıyorum. Çünkü Blogspot'un "yayınla" komutu, bağlandığım aracı siteler üzerinde görünmüyor. Dolayısıyla yazıyor olmamın kimse için bir anlamı kalmıyor. Demokrasi ilginç bir şeymiş işte böyle. Şaşkınım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluğumdan bu yana ilk defa kar tatili yapmış olmaktan dolayı da mutluyum. Kardan her yerin kapandığı iki günlük süre boyunca çocuklar gibi şendim, diyebilirim. Hatta Çarşamba günü evimin civarında mutlu mutlu yürüyüş yapmaya bile çalıştım. "Çalıştım" dememin nedeni ise tipide yürümenin zor birşey olduğunu farketmiş olmam. O kocaman kocaman kar taneleri gözünüze girerken yürümek zormuş meğerse... :P Ama yine de ağaçlarla çevrili o sokakların bembeyaz halini görmeye ve karın yarattığı sessizliği duymaya değerdi. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Siyah Kuğu'ya da gittim. Sonraki yazıda anlatacağım.&lt;br /&gt;İyi tatiller. :)&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-4169435096115341732?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/4169435096115341732/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=4169435096115341732' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/4169435096115341732'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/4169435096115341732'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/03/sasknm.html' title='Şaşkınım'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-5395134968327527435</id><published>2011-03-02T08:56:00.000+02:00</published><updated>2011-03-02T08:56:40.417+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paçozlukta sınır tanımayanlar...'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='&quot;Ben sizi anlamıyorum...&quot; köşesi'/><title type='text'>Layığınızı versin!</title><content type='html'>Ben;&lt;br /&gt;adalet duygusunun tümden yok olduğu,&lt;br /&gt;insanların sindirildiği,&lt;br /&gt;yasakların ardı arkasına geldiği,&lt;br /&gt;yürekli insanların hapsedildiği,&lt;br /&gt;teröristlerin serbest bırakıldığı,&lt;br /&gt;yarınımın ne olacağını bilemediğim,&lt;br /&gt;özgürlüğümün sürekli kısıtlandığı,&lt;br /&gt;yaşam alanıma müdahale edildiği,&lt;br /&gt;haklarımın elimden alındığı,&lt;br /&gt;korku duymaya mecbur bırakıldığım bir ülkede yaşadığım için bugün 3 yıldır düzenli yazdığım bloğuma  ulaşamadım. Çünkü blog sayfamın üzerinde “Bu siteye erişim mahkeme  kararıyla engellenmiştir!” yazıyordu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yetmez ama evet"çileri her gün saygıyla (!) anıyorum! &lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-5395134968327527435?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/5395134968327527435/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=5395134968327527435' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/5395134968327527435'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/5395134968327527435'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/03/laygnz-versin.html' title='Layığınızı versin!'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-1583168100451830897</id><published>2011-02-27T17:23:00.000+02:00</published><updated>2011-02-27T17:23:32.051+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Derin bir huzur</title><content type='html'>Bugün çok güzel bir gün! Ne gökyüzünün griliği, ne havanın soğukluğu, ne Pazar'ın uyuşukluğu, ne yaklaşan Pazartesi'nin yoğunluğu; hiçbir şey bugünün güzelliğine gölge düşüremez. Dün gece bir rüya gördüm. Saçlarımın iki tutamını canlı bir kırmızıya boyatmışım... Öyle parıl parıl parlıyordu. Uyanınca içimden dedim ki "Bugün güzel bir haber alacaksın Joujou. Hazır ol." Hani "rüyada kırmızı görmek beklenmedik bir haber gelecek demektir" geyiğine bağlı olarak başladım beklemeye, beklenmedik haberi. :)) Beklenen haberi kardeşim verdi. Duyduğumda nasıl mutlu oldum anlatamam. Bu haberle ilgili kendime verdiğim bir söz vardı. Derhal yerine getirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umutlandım, canlandım. Mutluyum. :)&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-1583168100451830897?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/1583168100451830897/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=1583168100451830897' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/1583168100451830897'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/1583168100451830897'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/02/derin-bir-huzur.html' title='Derin bir huzur'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-9054289824229076866</id><published>2011-02-25T21:49:00.001+02:00</published><updated>2011-02-25T21:49:44.537+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Yokluğun</title><content type='html'>Öyle boş bir sayfaya bakakalmak gibi yokluğun.&lt;br /&gt;Yazmak istediklerin varken, kelimelere dökememenin sıkıntısı ve boğazını sıkan bir el gibi duran birikmiş cümleler ağırlığı...&lt;br /&gt;Yazsam da nerden başlayayım, ne anlatayım, diye düşünüp kendi kendini durdurduğun bir an gibi yokluğun.&lt;br /&gt;Kurşun kalemin kağıdın üzerinde kayarken çıkardığı o zayıf ses bile bir hayat belirtisiyken, yazacaklarına karar veremediği için kalemin arkasını sinirli sinirli kağıda vuran biri gibi yokluğun.&lt;br /&gt;Asla aynısının olamayacağına inandığın o gözlerin benzerini, sıradan bir insanda görmek gibi yokluğun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-9054289824229076866?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/9054289824229076866/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=9054289824229076866' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/9054289824229076866'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/9054289824229076866'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/02/yoklugun.html' title='Yokluğun'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-7327696124205114124</id><published>2011-02-24T16:35:00.000+02:00</published><updated>2011-02-24T16:35:41.669+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Boş bırakılan kısma doğru kelimeyi yazınız</title><content type='html'>Adam / kadın, işten eve gelir. Yorgunluktan perişan vaziyettedir. Fena baş ağrısı çekiyordur ve acilen bir masaja ihtiyacı vardır. Evde biri varsa "Bugün çok yorucu bir gündü. Lütfen omuzlarıma biraz masaj yapar mısın?" der, vs... Ağır iş temposuna, çok çalışmaya, fiziksel ve zihinsel yorgunluk bileşkesine çok alışkınım. Hatta neredeyse yorulduğum, hareket ettiğim oranda kendimi canlı hissediyorum bile diyebilirim. Ama hiçbir şey bütün bir günümün hiç bir işe yaramadan geçmesi kadar beni yormuyor. Yapmam gereken şeylerin listesi günden güne kabarırken ve bunların hiçbirinin kişisel gelişimimle bir ilgisi yokken, bir günü daha kaybetmiş olmak gerçekten can sıkıcı. Şu anda omuzlarımın içine poliüretan dökülmüş gibi hissediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyümeyi sevmedim ben... Tekrar çocuk olmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-7327696124205114124?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/7327696124205114124/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=7327696124205114124' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7327696124205114124'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7327696124205114124'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/02/bos-braklan-ksma-dogru-kelimeyi-yaznz.html' title='Boş bırakılan kısma doğru kelimeyi yazınız'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-5221994796892906664</id><published>2011-02-22T15:14:00.000+02:00</published><updated>2011-02-22T15:14:59.234+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İdrak yolları tıkanıklığı'/><title type='text'>Noodle</title><content type='html'>Kadının ciğerleriyle ilgili bir problemi vardır. Aldığı nefes yetmemektedir. Sürekli derin nefes almak zorunda hissetmekte; ara ara da ciğerleri acımaktadır. Bunun üzerine kendisi bir sıra tahlil, röntgen, tomografi, vs. işleminden geçirilir ve sonuçta ciğerlerinde nodül olduğu ortaya çıkar. Kısa vadede bir çözüm olmamakla birlikte özen göstermesi gereken noktalar vardır ve muhakkak takip edilmelidir. Idırdır, bıdırdır. Buraya kadar her şey, herkesin başına gelenlerlerden. Sonrasındaki diyaloglar ilginç ama... :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;X 1: Ne oldu senin tahliller?&lt;br /&gt;Kadın: Yaptırdım. Nodül varmış.&lt;br /&gt;X 1: Hmm... Bizim komşuda da vardı. Geçer onlar kendi kendine, merak etme.&lt;br /&gt;Kadın: ???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;X 2: Ne oldu senin tahliller?&lt;br /&gt;Kadın: Yaptırdım. Nodül varmış.&lt;br /&gt;X 2: Ah, hep sigaradan onlar işte. Görüyor musun bak? Dedim sana o kadar! Dikkat et de ölme. Ahahahaha!!!&lt;br /&gt;Kadın 2: ???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuncusu en bomba olan. Bana kahkaha attıran... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;X 3: Ne oldu senin tahliller?&lt;br /&gt;Kadın: Yaptırdım. Nodül varmış.&lt;br /&gt;X 3: Ne? Noodle mı varmış?&lt;br /&gt;Kadın 2: Hıı, noodle varmış. Haftada 2 defa soya sosu içmem gerekiyormuş!&lt;br /&gt;X 3: ???&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-5221994796892906664?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/5221994796892906664/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=5221994796892906664' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/5221994796892906664'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/5221994796892906664'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/02/noodle.html' title='Noodle'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-4249155707447241688</id><published>2011-02-17T16:00:00.000+02:00</published><updated>2011-02-17T16:00:52.307+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kültür eylemleri :)'/><title type='text'>Aşk Mehmet Günsür'ü sever</title><content type='html'>Bir önceki yazıda bahsettiğim gibi dün akşam aşk tesadüfleri seviyor mu diye bakmaya gittim. Haftalardır üzerine bayağı bir yazıldı, çizildi. Hatta abartıp Issız Adam'la bile karşılaştırdılar filmi. Henüz gitmemiş olanlar için söyleyeyim: Issız Adam'la hiç ilgisi yok. "Salya sümük ağladım. Kendimden geçtim" diyenler için de şunu söylemek isterim: Korkmadan gidin, öyle salya sümük ağlanacak bir film değil. Bu noktadan itibaren, filmi henüz seyretmemiş olanlar okumasınlar, çünkü yorum yapmaya başlayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adından da belli olduğu gibi tesadüfler üzerine kurulmuş bir film. Ama "aşk tesadüfleri sever"i biraz açarsak, tesadüflerin oluşturduğu değil; tesadüflerden beslenerek gelişen bir ilişki olduğunu söyleyebilirim. Aslında gerçekte olan şey bir "ilk görüşte aşk" durumu. Sonrasında, dip dibe yaşanan hayatların tesadüfler zinciri görüntüsünde iki insanı bağlaması anlatılıyor. Yani yıllarca çok yakın evlerde oturup, aynı sokakta oynayıp, aynı yerlerde gezdiklerini öğrenen iki insanın "Nasıl oldu da karşılaşmadık, tanışmadık?!" şaşkınlığı bahsedilen. Paralel yaşanan hayatlar ve mekanlar iki insan arasında ister istemez bir bağ oluşturur. O insanın geçmişine ait parçalardan biri oluverirsiniz. Örneğin "Lale Pastanesi'ni biliyor musun? Hatırlar mısın?" sorusuna verilen cevap, "Nasıl bilmem? Çoculuğum orada geçti!" olduğunda, o kişi sizin de çocukluğunuzun bir parçası haline gelir. Heyecanlı ve pırıl pırıl gözlerle geçmişten konuşmak, arada hüzünlenmek, arada gülümsemek bu bağı besler. Filmde anlatılan tam olarak bu. İlk görüşte aşkın üzerine binen bu geçmişe ait olma durumunun yarattığı yakınlıkla birbirine çekilen iki insan. Hele ki bu insanlardan biri hayalkırıklığının ötesine geçemeyen, tatmin etmeyen bir ilişki yaşıyorsa bu yakınlığın hissedilmesi iyice kolaylaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin kurugusunda bir sorun yok benim açımdan. Ama açıkçası bu paldır küldür ortaya çıkıp gelişen aşk biraz soru işareti yaratıyor. Gerçeklikten uzak bir tat veriyor. "Amaaan, film bu, olur böyle şeyler" diyemiyorsunuz. Yine de bu, filmin sizi içine çekmesini engellemiyor. Hele ki sonu tam bir sürpriz. Ben o kadar kendimden geçmişim ki sonunda sesli olarak şaşırdım, öyle diyeyim. :)))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Günsür kesinlikle filmi dolduruyor ve Belçim Bilgin de role tam oturmuş. Bir de tabi kadınlar için bu filmin şöyle bir güzel tarafı var: Son zamanlarda televizyonlarda dönen Biscolata reklamının üzerinizde yarattığı etkiyi Mehmet Günsür tek başına yaratabiliyor. O nasıl bir gülümseme??!! O ne kadife bir ses tonu??!! O ne başdöndüren bir bakış??!! Filmden aşık olmuş olarak çıkabilirsiniz. :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi seyirler...&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-4249155707447241688?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/4249155707447241688/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=4249155707447241688' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/4249155707447241688'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/4249155707447241688'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/02/ask-mehmet-gunsuru-sever.html' title='Aşk Mehmet Günsür&apos;ü sever'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-8017461511101627159</id><published>2011-02-17T00:53:00.000+02:00</published><updated>2011-02-17T00:53:40.264+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kültür eylemleri :)'/><title type='text'>Olamaz mı? Olabilir...</title><content type='html'>&lt;div style="color: #45818e;"&gt;&lt;b&gt;Bülent Ortaçgil - Eylül Akşamı&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;hiçbir neden yokken,&lt;br /&gt;ya da biz bilmezken tepemiz atmış&lt;br /&gt;ve konuşmuşuzdur…&lt;br /&gt;onca neden varken&lt;br /&gt;ve tam sırası gelmişken&lt;br /&gt;hiçbirşey yapmamış&lt;br /&gt;ve susmuşuzdur…&lt;br /&gt;aynı anda aynı sessiz geceye doğru&lt;br /&gt;içim sıkılıyor demişizdir&lt;br /&gt;aynı sabaha uyanırken&lt;br /&gt;kimbilir&lt;br /&gt;aynı düşü görmüşüzdür&lt;br /&gt;olamaz mı?&lt;br /&gt;olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onca yıl sen burada&lt;br /&gt;onca yıl ben burada&lt;br /&gt;yollarımız hiç kesişmemiş&lt;br /&gt;şu eylül akşamı dışında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;belki benim kağıt param,&lt;br /&gt;bir şekilde, döne dolaşa&lt;br /&gt;senin cebine girmiştir&lt;br /&gt;belki aynı posta kutusuna,&lt;br /&gt;değişik zamanlarda da olsa,&lt;br /&gt;birkaç mektup atmışızdır&lt;br /&gt;ayın karpuz dilimi gibi&lt;br /&gt;batışını izlemişizdir deniz kıyısında&lt;br /&gt;aynı köşeye oturmuşuzdur köhnede&lt;br /&gt;belki de birkaç gün arayla&lt;br /&gt;olamaz mı?&lt;br /&gt;olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onca yıl sen burada&lt;br /&gt;onca yıl ben burada&lt;br /&gt;yollarımız hiç kesişmemiş&lt;br /&gt;şu eylül akşamı dışında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bostancı dolmuş kuyruğunda&lt;br /&gt;sen başta ben en sonda&lt;br /&gt;öylece beklemişizdir…&lt;br /&gt;sabah 7:30 vapuruna&lt;br /&gt;sen koşa koşa yetişirken,&lt;br /&gt;ben yürüdüğümden kaçırmışımdır&lt;br /&gt;aynı anda başka insanlara,&lt;br /&gt;seni seviyorum demişizdir….&lt;br /&gt;mutlak güven duygusuyla,&lt;br /&gt;başımızı başka omuzlara dayamışızdır&lt;br /&gt;olamaz mı?&lt;br /&gt;olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onca yıl sen burada&lt;br /&gt;onca yıl ben burada&lt;br /&gt;yollarımız hiç kesişmemiş&lt;br /&gt;şu eylül akşamı dışında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk tesadüfleri sever mi sevmez mi, gidip bir bakayım dedim. Cevabı bulamadım, başka şeylerle kafamı karıştırıp eve geldim. Detaylar sonraki yazıda... ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese iyi geceler...&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-8017461511101627159?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/8017461511101627159/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=8017461511101627159' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/8017461511101627159'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/8017461511101627159'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/02/olamaz-m-olabilir.html' title='Olamaz mı? Olabilir...'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-5648526903145997112</id><published>2011-02-14T01:36:00.000+02:00</published><updated>2011-02-14T01:36:28.121+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akla zarar...'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kızsal Muhabbetler'/><title type='text'>Kadınların Nazına Oynama Günü</title><content type='html'>Sevgililer Günü'nü kutlayınız, kutlattırınız.&lt;br /&gt;14 Şubat önemli bir tarihtir.&lt;br /&gt;Sevgiliye hediye alınması gereklidir.&lt;br /&gt;Acaba parfüm mü alınsa yoksa paraya kıyılıp tek taş olayına mı girilse ikileminde boğulma zamanıdır.&lt;br /&gt;Beklentilerin olduğunun bilincinde olma ve buna uygun davranma zamanıdır.&lt;br /&gt;Bu tarihe 1 ay öncesinden ruhen ve bedenen hazırlanan kadın milletini hayal kırıklığına uğratmak akıllıca olmaz.&lt;br /&gt;Zira bu vahim hata kapris, asık surat ve yalnız geceler olarak size geri dönebilir...&lt;br /&gt;Siz hiç Sevgililer Günü yaklaşırken içi içine sığmayan, heyecandan  geberen, "Ay sevgilim bana ne alacak acaba?" diye merak eden bir erkek  gördünüz mü?&lt;br /&gt;Göremezsiniz. Yoktur öyle bir erkek tipi.&lt;br /&gt;Ama sevgilisi üzülmesin, darılmasın, bıdırdanmasın, arıza çıkarmasın,  psikopata bağlamasın diye bu güne önem veriyor"muş gibi" görünen  erkekler vardır.&lt;br /&gt;Siz o güne özenle hazırlanırsınız.&lt;br /&gt;Saçınızı başınızı yaptırırsınız.&lt;br /&gt;Kıyafetiniz 15 gün önceden hazırdır zaten.&lt;br /&gt;Başlarsınız beklemeye.&lt;br /&gt;Bakalım sevgiliniz sizi ne kadar seviyor?&lt;br /&gt;İspat hediyede...&lt;br /&gt;Çiçek alıp gelir, yanağınıza bir öpücük kondurur ve "Seni seviyorum" derse, adam biter.&lt;br /&gt;Derhal üzerini çizip, diğer seçenekler üzerine düşünmeye başlarsınız.&lt;br /&gt;Daha kayda değer bir hediye gelirse yarım ağızla teşekkür eder ve adam için kocaman bir soru işaretini kafanıza yerleştirirsiniz.&lt;br /&gt;Ola ki adam iyi bir yerde yer ayırtmış, özenmiş, bezenmiş ve sizi sürprizlere boğmuşsa "Ben bunu kaçırmayayım" diye düşünürsünüz.&lt;br /&gt;Ne kadar samimi değil mi?&lt;br /&gt;Bir taraf, sırf diğeri arıza çıkarmasın diye duruma ayak uydurma çabasında; diğer taraf da olayın maddi boyutuyla sevginin niceliğini ölçme derdinde.&lt;br /&gt;Benim böyle günleri zerrece umursamayışım bundan işte.&lt;br /&gt;Birileri "Bugün sevgililer günü. Kutlayın, kutlattırın" dedi diye girilen türlü maymunluk, sahtekarlık, yapmacıklık beni deli eden.&lt;br /&gt;Adam içinden söylene söylene gidip bana hediye almış, benim neyime?!&lt;br /&gt;O adam gerçekten benimle mi?&lt;br /&gt;Yanımda mı?&lt;br /&gt;Başımı omzuna bırakabiliyor muyum?&lt;br /&gt;Korkmadan arkamı dönebiliyor muyum?&lt;br /&gt;Beni kendi parçası sayıyor mu?&lt;br /&gt;Güvenebiliyor muyum?&lt;br /&gt;Ben buna bakarım.&lt;br /&gt;Aa, "Bunlar olmadan da mutlu olurum, yeter ki tek taşım gelsin!" diyorsanız, kimseye aldırmayın zaten.&lt;br /&gt;Zoraki hediyenizin keyfine varın; içinize sindiği ölçüde...&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-5648526903145997112?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/5648526903145997112/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=5648526903145997112' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/5648526903145997112'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/5648526903145997112'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/02/kadnlarn-nazna-oynama-gunu.html' title='Kadınların Nazına Oynama Günü'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-482754573018623137</id><published>2011-02-10T13:06:00.001+02:00</published><updated>2011-02-10T13:13:17.988+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akla zarar...'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dumur denizinde balık oldum'/><title type='text'>Aradıkları siz olabilirsiniz!</title><content type='html'>Allahım, çok seviyorum ben bu ülkenin insanlarını ya! Habere bakın: Trabzon'un Tonya ilçesinde düşman işgalinden kurtuluşun 93. yıldönümü öncesinde neden yapıldığını anlayamadığım bir anket düzenlenmiş. Ankette en beğenilen siyasetçi, en beğenilen bürokrat, en beğenilen eğitimci gibi sorular var. Ama en akla zarar soru şu: "En beğenilen ev kadını"!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ne??? Neye göre karar verilir ki böyle bir şeye? Maddeleyelim, belki buluruz:&lt;br /&gt;Aşağıdaki sorulara "evet" ya da "hayır" olarak yanıt veriniz.&lt;br /&gt;İyi bir ev kadını:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;1. Sabahın köründe kalkıp süper kahvaltı hazırlar.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;a. Evet&lt;br /&gt;b. Hayır&lt;br /&gt;&lt;b&gt;2. Bebeleri okula hazırlar. Beslenme çantalarına mamalarını koyar.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;a. Evet&lt;br /&gt;b. Hayır&lt;br /&gt;&lt;b&gt;3. Kocayı işe uğurlar.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;a. Evet&lt;br /&gt;b. Hayır&lt;br /&gt;&lt;b&gt;4. Evi siler süpürür. &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;a. Evet&lt;br /&gt;b. Hayır&lt;br /&gt;&lt;b&gt;5. En az iki kap yemek yapar.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;a. Evet&lt;br /&gt;b. Hayır&lt;br /&gt;&lt;b&gt;6. Öğleden sonra komşulara bal-börek yapıp çaya alır.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;a. Evet&lt;br /&gt;b. Hayır&lt;br /&gt;&lt;b&gt;7. Çamaşırları günlük yıkayıp asar.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;a. Evet&lt;br /&gt;b. Hayır&lt;br /&gt;&lt;b&gt;8. Ütüleri günlük yapar.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;a. Evet&lt;br /&gt;b. Hayır&lt;br /&gt;&lt;b&gt;9. Evde sökülmüş birşey bulundurmaz. Bulduğu her deliği anında diker.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;a. Evet&lt;br /&gt;b. Hayır&lt;br /&gt;&lt;b&gt;10. Aynı anda 5 ayrı diziyi takip etmekle birlikte kazak örebilir, eltiyi eltiye küstürmek suretiyle süveter vücuda getirebilir.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;a. Evet&lt;br /&gt;b. Hayır&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;11. Her gün bebelere ders çalıştırır.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;a. Evet&lt;br /&gt;b. Hayır&lt;br /&gt;&lt;b&gt;12. Akşam yemeğinden sonra çay demler, meyve soyar, kocaya masaj yapar.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;a. Evet&lt;br /&gt;b. Hayır&lt;br /&gt;&lt;b&gt;13. Türk mutfağını ezbere bilir. Mantıyı kendi açar, su böreğinin alasını yapar, serçe parmağım kadar dolma sarar.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;a. Evet&lt;br /&gt;b. Hayır&lt;br /&gt;&lt;b&gt;14. Kocaya asilik etmez. "Ben bilmem, beyim bilir"i kendine felsefe edinmiştir.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;a. Evet&lt;br /&gt;b. Hayır&lt;br /&gt;&lt;b&gt;15. Salonda hanımefendi, mutfakta aşçı, yatakta profesyonel, banyoda işveli, sokakta muhafazakar, kuaförde dedikoducu, kavgada yelloz olur.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;a. Evet&lt;br /&gt;b. Hayır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sonuçlar:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;"a"lar 2'den az ise siz kesin çalışıyorsunuz, çocuğunuz falan yok.&lt;br /&gt;"a"lar 3 - 5 tane arasındaysa paçayı kaptırmak üzeresiniz.&lt;br /&gt;"a"lar 6 - 10 tane arasındaysa ayvayı yemişsiniz. Alalh bilir üçüncü bebe de yoldadır.&lt;br /&gt;"a"lar 11-14 arasındaysa siz Tonyalılar'ın aradığı kadınsınız. Yalnız anladığım kadarıyla hepsi birden arıyor. Yol yakınken kaçın.&lt;br /&gt;"a"lar 15 taneyse siz insan değilsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçları bir zahmet Tonyalılar'a bildirin.&lt;br /&gt;Selamlar, saygılar, tanrı sizi korusun.&lt;br /&gt;:P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Haberin detayları &lt;a href="http://www.haberturk.com/yasam/haber/599788-trabzonda-kocalari-kizdiran-anket-sorusu"&gt;bu bağlantıda&lt;/a&gt;. &lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-482754573018623137?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/482754573018623137/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=482754573018623137' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/482754573018623137'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/482754573018623137'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/02/aradklar-siz-olabilirsiniz.html' title='Aradıkları siz olabilirsiniz!'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-7268043059403806743</id><published>2011-02-01T00:46:00.001+02:00</published><updated>2011-02-01T00:47:10.039+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>While my guitar gently weeps</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;object class="BLOGGER-youtube-video" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" data-thumbnail-src="http://0.gvt0.com/vi/rj4J6i_vw0w/0.jpg" height="266" width="320"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/rj4J6i_vw0w&amp;fs=1&amp;source=uds" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;embed width="320" height="266" src="http://www.youtube.com/v/rj4J6i_vw0w&amp;fs=1&amp;source=uds" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Öyle işte... Bu gece bu şarkıyla kapansın.&lt;br /&gt;İyi geceler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;Not: Videonun açılmama ihtimaline karşı bağlantı verelim&lt;/div&gt;&lt;div style="color: #999999;"&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=rj4J6i_vw0w&amp;amp;feature=player_embedded"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=rj4J6i_vw0w&amp;amp;feature=player_embedded&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-7268043059403806743?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/7268043059403806743/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=7268043059403806743' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7268043059403806743'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7268043059403806743'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/02/while-my-guitar-gently-weeps.html' title='While my guitar gently weeps'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-830486499382447409</id><published>2011-01-31T09:50:00.000+02:00</published><updated>2011-01-31T09:50:37.047+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paçozlukta sınır tanımayanlar...'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İdrak yolları tıkanıklığı'/><title type='text'>Le İbrahim de la Tatlıses</title><content type='html'>Az önce bir haber okudum: Le İbrahim de la Tatlıses yeniden siyasete atılmaya karar vermiş. 2007 yılında Genç Parti'den Şanlıurfa adayı olarak seçimlere girmesi ve partisinin baraj altında kalması neticesi 4 yıldır mecliste çiğ köfte yoğuramayan Le İbrahim de la Tatlıses, bu sefer kesin milletvekili olacakmış. Aa, bu arada hangi partiden aday olmayı düşündüğünü de ekleyeyim hemen: AKP'den aday olacakmış. Hani isimleri AKP (Adalet ve Kalkınma Partisi) olduğu halde ısrarla AK Parti denmesini isteyen ve hatta genel merkez binalarının üzerine de bu şekilde tabela yaptıran, bu sayede AKlanacağını düşünen parti. Oysa kelime olarak "AK Parti" çok komik duruyor. "Adalet ve Kalkınma Parti". Sonunda bir -si eki yok yani. Komik gerçekten. Diğer taraftan bu konuyu bu yönüyle düşünemeyenler için de beyinlere mesaj gidiyor: Biz son derece dürüst, temiz, adaletli ve de namuslu bir partiyiz. Muhakkak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu seneki seçimlerde Le İbrahim de la Tatlıses'in bu partiden aday olmayı düşünmesi de hiç şaşırtıcı değil. Ne de olsa kendisi de aynen bu partinin mevcut özelliklerine uyan bir kişi. İnsanların topuklarına kurşun sıktırmak, karısını-sevgilisini dövmek, ona buna sataşmak gibi huyları var tabi ama o kadar olur artık. Adaylığını koyacağı partinin halka sergilediği genel tutumla örtüşür. Ama terör örgütüne maddi yardım yaptığına dair söylentiler var ki bunu aday olacağı parti nasıl kabullenir bilemiyorum. Aa, bir dakika ama! Kesin ona da bir minare kılıfı uydurulur değil mi?! Sonra bulduğu her kürsüden, pala bıyıklarının arasından homurdanarak "Allah cezanı verecek!" diyen bir sayın vekilimiz daha olmuş olur. O'na da "Türkiyaaaa seninlaaaa gurur duyüyoooor!" diye slogan atarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Budur!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-830486499382447409?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/830486499382447409/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=830486499382447409' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/830486499382447409'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/830486499382447409'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/01/le-ibrahim-de-la-tatlses.html' title='Le İbrahim de la Tatlıses'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-3301246647018145750</id><published>2011-01-18T15:57:00.000+02:00</published><updated>2011-01-18T15:57:18.010+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dumur denizinde balık oldum'/><title type='text'>Le parlak de la....</title><content type='html'>Bugün gezdiğim serada çiçeği olmayan ama çok şirin minik yaprakları olan bir bitki beğendim ve sera sorumlusu Selahattin Bey'e bitkinin ismini sordum. Yanıt:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parlak Mustafa!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorum yapamayacağım! :)))&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-3301246647018145750?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/3301246647018145750/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=3301246647018145750' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/3301246647018145750'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/3301246647018145750'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/01/le-parlak-de-la.html' title='Le parlak de la....'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-7678726590770613341</id><published>2011-01-17T16:25:00.000+02:00</published><updated>2011-01-17T16:25:24.362+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kültür eylemleri :)'/><title type='text'>Korku filmi ve "Shining"</title><content type='html'>Az sonra birkaç korku filmiyle ilgili detay bilgiler vermek suretiyle henüz izlememiş olma olasılığınızın bulunduğu bu filmleri izleme zevkinizin içine limon suyu sıkacağım sevgili okuyucu. :P Neden? Dün izlediğim korku filminde aradıklarımı bulamadığım için yaşadığım hayal kırıklığı nedeniyle gıcıklaşmış olabilirim. :)) Şöyle ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Korku filmi" çok hassas bir konudur. Çünkü korku, gerilim ve "efektif saçmalama" arasında çok ciddi farklar vardır. "Efektif saçmalama" dediğim şey de tamamen özel efektlere ve bol bol ketçaba dayalı, ucubik kızların abidik çığlıklar attıkları, eziklikleri tavan yaptığı için psikopatlaşan kişilerin yer aldığı filmlerdir. Mesela Testere serisi tamamen bir dizi mide bulandırıcı saçmalıktan ibarettir. Dolayısıyla korkutmak ya da germek bir yana sadece mideyi kaldırmaktadır. Evet. Ama gerçek bir korku filmi tek damla kan olmadan da sizi altınıza ettirecek derecede korkutucu olmalıdır. Örnek mi? Halka. İzleyip de "Amaaan, ondan mı korktun?" diyenler olabilir. Evet, bundan korktum okuyucu. Hem de öyle çok korktum ki haftalarca dolapların kapaklarını tek başıma açamadım. Kablolu yayın kesildiğinde televizyona bakarken neler hissettiğimi ise hiç sormayın! :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama uslandım mı? Tabi ki hayır! Halka'yı izledikten sonra sarfettiğim "Daha da korku filmi izlemem! Bitmiştir!" cümlesinin üzerine "1408" vizyona girdiği anda soğuk su içmiş bulunmaktayım. 1408 de gayet türünün hakkını veren bir filmdir. Bir sahnesinde ensemden aşağı buz gibi su boşaltmışlar gibi olduğumu ve hatta filmi birlikte izlediğim arkadaşımın koltuktan sıçradığını hatırlıyorum. Filmden çıktıktan sonra elbette ki "Daha da korku filmi izlemem! Bitmiştir!"demeyi de ihmal etmedim. :P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci kez sarfettiğim bu cümlenin üzerine soğuk suyu içiren film ise "Shining"dir. Çok arkadaşımın tavsiye ettiği bu filmin DVD'sini bulunca haftasonu izlemeye karar verdim. Korku filmlerini seyretmenin zor tarafı da bu türü izlemekten keyif alan ya da en azından korkmayan insan sıkıntısı çekmektir. Pazar pazar insanları "Benle korku filmi seyreder misin?" diye taciz etmemeyi tercih ettiğim için filmi hava kararmadan seyredeyim, dedim. Hani hava kararırsa belki daha çok korkarım, diye düşünerek ama...Hiç gerek yokmuş. Film belli bir yere kadar gerilim dozunu aynı seviyede tutup, o noktadan  sonra tırmandırmaya başlıyor. Tam "Şimdi ne olacak?" diye gerilimin  tavan yaptığı bir noktada Jack Nicholson baltayla parçaladığı kapıdan  kafasını uzatıp "Here is Johnnyyyyyy!" deyinceeee... :)) İşte o sahne  beni tamamen koparıp, filmin yarattığı tüm gerilimi alıp götüren  sahnedir. Jack Nicholson'ın o suratını görüp de kahkaha atmadan filmi  tamamlayabilen var mı bilmiyorum ama o sahnenin tüm gerginliğinizi alıp götüreceğinden eminim. "A Few Goog Men"de yüzündeki psikopat gülümsemeyi silmeden, sakin sakin konuşan Jack Nicholson'ı hatırlarsınız mutlaka: Bu filmde de aynı Jack Nicholson var. Sadece daha genç. ;) Sonuç itibariyle Shining'in gerilim türü için güzel bir örnek olduğunu söyleyebilirim ama korku? Hayır. Korku filmi deyince dakikada "bir sürü" atan kalp atışı, ısırılan  parmaklar, büyümüş göz bebekleri, ritmik olarak sallanan bacaklar ve  korkudan seyir arkadaşının kolunu sıkıp morartmak gibi bir takım  beklentilerimiz oluyor. "Shining" ise size uzun süre pas veren birinin aniden "Ben seni arkadaş olarak seviyorum" demesi gibi bir etki bırakıyor. Bir önceki yazıda bahsettiğim gibi Turkcell reklamları daha korkutucu. :P &lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-7678726590770613341?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/7678726590770613341/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=7678726590770613341' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7678726590770613341'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7678726590770613341'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/01/korku-filmi-ve-shining.html' title='Korku filmi ve &quot;Shining&quot;'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-8126103077042380815</id><published>2011-01-17T00:54:00.000+02:00</published><updated>2011-01-17T00:54:44.455+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Devlet baba bize yardım etsin'/><title type='text'>Devlet baba bize yardım etsin! - 1</title><content type='html'>Turkcell reklamlarından önce "+18" ve "korku" uyarıları verilmeli. Önce  Recep İvedik'ten bozma Tosun haliyle Şahan Gökbakar, sonra tanımlayamadığım danslarıyla Serdar Ortaç. Korkunç! Olur olmaz zamanlarda aniden televizyonda beliriyor, korkuyorum! Turkcelli olsam hattımı değiştiririm.&lt;br /&gt;&lt;div style="color: white;"&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-8126103077042380815?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/8126103077042380815/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=8126103077042380815' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/8126103077042380815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/8126103077042380815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/01/devlet-baba-bize-yardm-etsin-1.html' title='Devlet baba bize yardım etsin! - 1'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-8919808914327271353</id><published>2011-01-10T21:44:00.002+02:00</published><updated>2011-01-12T00:25:48.054+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paçozlukta sınır tanımayanlar...'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='&quot;Dön de kendi d.... ört&quot; köşesi'/><title type='text'>Gerçekleri açıklıyorum! Aleksandra Lisowska kimdir?!</title><content type='html'>Kanallardan biri (reklama girer, isim vermiyorum, Show TV :p) Kanuni Sultan Süleyman dönemini yorumlayan "Muhteşem Yüzyıl" isimli bir dizi yayınlamaya başladı. Derhal ortalık ayağa kalktı. Neymiş? "Sultan Süleyman şehvet ve içki düşkünü gibi gösteriliyor"muş. "Olmaz böyle şey"miş, "ıdır"mış, "bıdır"mış! RTÜK'e şikayet telefonları yağdı ve hatta devlet büyüklerimizden biri (nazik olunuz) kanuni olarak duruma el atacaklarını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu süperötesi muhteşem bir hareket değildir de nedir acaba? O şikayette bulunanlar şikayet etmekte sonuna kadar haklıdırlar. Çünkü bu edepsiz dizi yazarları + oyuncular + yapımcılar halkı kandırmaktadırlar. Gerçek olmayan şeylerle zavallı halkı uyutmaktadırlar. Ama ben sorumlu bir insan olarak, daha fazla kandırılmaya engel olmak için gerçekleri açıklamaya karar verdim. Şöyle ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Osmanlı padişahları seks yapmazlardı.&lt;br /&gt;2. Şehzadeleri leylekler getirirdi.&lt;br /&gt;3. Padişahların haremi yoktu. Harem denilen şey aslında tarihimizde kadınlardan kurulmuş ilk meclisti. Osmanlı padişahları da haktan yana oldukları için doğal olarak her akşam meclisi ziyaret edip fikir almaktaydı.&lt;br /&gt;4. Padişahlar içki de içmezdi. Zaten 4. Murat da olmayan şeyleri yasaklamakla eğlenen şakacı bir kişiydi.&lt;br /&gt;5. Saray içinde entrika olmazdı. (Haşaaa) Saray ahalisi birbirine karşı adil ve ötesiydi. Durup dururken vefat eden şehzadelerin başına hep elim kazalar gelmişti.&lt;br /&gt;6. Kanuni Sultan Süleyman tarihe adaleti, güçlü duruşu ve başarılarıyla geçmemişti.&lt;br /&gt;7. Zaten esas olan insanların ne yaptığı, ne başardığı değil, özel hayatıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları bilin, sizi kandırmalarına izin vermeyin şikayetçi ahali! Kanuni Sultan Süleyman'ın içkisine, keyfine takılın; hükümdarlık yaptığı dönemde ülkesine neler kazandırdığıyla ilgilenmeyin. "Adı neden Kanuni'dir?" diye soralım ama siz bilemeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otlayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyuyun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-8919808914327271353?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/8919808914327271353/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=8919808914327271353' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/8919808914327271353'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/8919808914327271353'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/01/gercekleri-acklyorum-aleksandra.html' title='Gerçekleri açıklıyorum! Aleksandra Lisowska kimdir?!'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-4870192017476318130</id><published>2011-01-06T14:31:00.000+02:00</published><updated>2011-01-06T14:31:19.186+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paçozlukta sınır tanımayanlar...'/><title type='text'>Bu kadar yetmez: Ağızlara da acı biber sürmek lazım!</title><content type='html'>Sanki kendileri hiç çocuk olmadılar.&lt;br /&gt;Sanki annelerinden şişman, göbekli, badem bıyıklı, keçe saçlı ve bakımsız doğdular.&lt;br /&gt;Doğdukları anda da hooop turuncu koltuklara kuruldular; hiç çocuk olmamış insanlar olarak, çoğunluğu gençlerden oluşan bir toplumu yönetmek üzere...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 yaşında dünya nasıl kurtarılır bilemediler.&lt;br /&gt;18 yaşında "Bu gidişe bir dur demek gerek!" diyemediler.&lt;br /&gt;19 yaşında hiç elleri yumruk olup havaya kalkmadı; asla isyan etmediler.&lt;br /&gt;20 yaşında "susup oturmama"nın önemi farkedemediler.&lt;br /&gt;Seslerini duyurmak istemek ne demektir? Bilemediler.&lt;br /&gt;Gerek yoktu zaten böyle bir çabaya: Tüm televizyonlar, gazeteler, dergiler, posta kutuları hep onlarla doluydu.&lt;br /&gt;Dedim ya annelerinden şişman, göbekli, badem bıyıklı, bakımsız, keçe saçlı ve kötü bakışlı doğmuş olabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğar doğmaz da koltuklara yerleşmiş...&lt;br /&gt;Bir koltuktan diğerine laf atıyor, küfür ediyor, yumruklaşıyor olabilirler.&lt;br /&gt;Arada ceplerine yanlışlıkla paralar girmiş,&lt;br /&gt;suç işledikten sonra yönetime girdikleri için kendilerine dokunulamamış,&lt;br /&gt;insanları inançlarına göre kutuplara ayırmış,&lt;br /&gt;konuşanın ağzına bir tane çakmış,&lt;br /&gt;teröristlere saygıda kusur etmemiş, &lt;br /&gt;bizi koruyanları hala tam olarak öğrenemediğimiz sebeplerle suçlamış,&lt;br /&gt;insanları haksız yere zan altında bırakmış olabilirler.&lt;br /&gt;Kaç satır yazarsak yazalım sığdıramayacağımız faaliyetleri olabilir.&lt;br /&gt;Normaldir.&lt;br /&gt;Olağan karşılanır hepsi.&lt;br /&gt;Çünkü çocuk olduklarını unutmayıp hala mücadele edenlerin bir kısmı hapislerdedir.&lt;br /&gt;Hala çocuk olanlara orantısız güç (cop, tekme, yumruk, biber gazı, su, vs.) kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;Ne olduklarını ve olacaklarını bilemeyen kalanlar da korkudan donlarına doldurmuş vaziyettedir.&lt;br /&gt;Şaşıracak kimse kalmamıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra ise öğrenilecek yeni şeyler vardır.&lt;br /&gt;Benimsenmesi gereken yeni bir yaşam biçimi.&lt;br /&gt;Kanıksanması gereken yeni durumlar.&lt;br /&gt;18 yaşında silah sahibi olmayı,&lt;br /&gt;19 yaşında birini vurmayı,&lt;br /&gt;20 yaşında afla çıkmış bir katil tarafından tecavüze uğramayı,&lt;br /&gt;21 yaşında sokak ortasında öldürülmeyi öğrenmeleri gerekmektedir.&lt;br /&gt;Durmak yoktur, yola devam edilecektir.&lt;br /&gt;Yetmez ama evettir.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-4870192017476318130?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/4870192017476318130/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=4870192017476318130' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/4870192017476318130'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/4870192017476318130'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/01/bu-kadar-yetmez-agzlara-da-ac-biber.html' title='Bu kadar yetmez: Ağızlara da acı biber sürmek lazım!'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-3736810115823354409</id><published>2011-01-03T10:47:00.000+02:00</published><updated>2011-01-03T10:47:03.053+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akla zarar...'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Evrenin 2011'deki ilk mesajı</title><content type='html'>"Yılın ilk gününe hafif bir baş ağrısıyla girmek adettendir" diye düşünerek, takip edemediğim miktarda şarap eşliğinde gelen yılı karşılamış bulunuyorum. Kıvanç doluyum. Yeni yıla elimde kadehle giriş yapmış olmam evrenin bana bir mesajı mıdır bilemiyorum... "Yaşadın Joujou: Bütün sene vurpatçaloy geçecek!" diyor olabilir mi acaba? :)) Eğer öyleyse minnettar kalırım. Hem evrene, hem de otokontrolü birkaç saatliğine ortadan kaldıran kendime :P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl evrenle daha samimi olmaya karar verdim. Geçen yıl gözüme gözüme soktuğu halde anlamamakta direndiğim bazı mesajlar yüzünden hayli canım sıkılmıştı. O yüzden yıla bütün algılarımı ve antenlerimi açarak başladım. Cumartesi günü çalışma masamı düzenledim. Okunacak dergileri ve gazeteleri masanın bir köşesine koyduktan sonra bir film izlemeye karar verdim. Tabi şimdi tatil, film, kahve falan derken yanına bir de Eti'nin vişneli mini browni paketinden açmak farz oldu. İlerleyen dakikalarda kendime yeni bir kahve yapmak için filmi durdurduğumda içinde 9 tane browni olan pakette sadece 1 tanesinin kaldığını farkettim. Filme fena halde kendimi kaptırdığım için ne yediğimin farkında bile olmamışım. "Aman 1 tane kalır mıymış hiç pakette?! Onu da yiyelim bakalım" diye ağzıma götürmek üzereydim ki masaya koyduğum gazetenin üzerindeki bir haber başlığı dikkatimi çekti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;b&gt;Bu gidiş iyi değil!&lt;/b&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen browniyi pakete geri koydum. Mesajı aldım sevgili evren. :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese iyi haftalar ;)&lt;br /&gt;Joujou&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-3736810115823354409?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/3736810115823354409/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=3736810115823354409' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/3736810115823354409'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/3736810115823354409'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2011/01/evrenin-2011deki-ilk-mesaj.html' title='Evrenin 2011&apos;deki ilk mesajı'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-6021617068083471099</id><published>2010-12-31T11:56:00.000+02:00</published><updated>2010-12-31T11:56:56.280+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kutlanası günler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Gel bakalım 2011</title><content type='html'>Yıllarla ilişkimiz sevgiliyle kurulan ilişkiye benziyor. Gelmesini dört gözle beklediğimiz yeni yıla umut, heyecan ve kendimize verdiğimiz sözlerle başlıyoruz. Genelde bitmek üzere olan yıl için "Allahım, bitse de kurtulsak!" dediğimiz için yeni gelen yılda çok şeyin değişeceğine inanıyoruz. İlişkiler gibi aynı. Heyecanla, umutla başladığımız bir ilişkiyi, arka arkaya aldığı yaralar, yaşanan hayal kırıklıkları ve uyumsuzluklar yüzünden bir an önce bitirmek ve "doğru kişi" arayışına kaldığımız yerden devam etmek istiyoruz. Yeni ilişkide her şey farklı olacağı için mi? Hayır. İnsan ne olduğunu ve ne istediğini bilmediği sürece herkes yanlış, her ilişki bitmeye mahkum nasılsa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yıldan, sırf "yeni" olduğu için birşeyler bekliyor değilim. Cuma'dan Cumartesi'ye geçişi törenlerle yapıyoruz sadece. :) Ama buna önem verenleri de yadırgamıyorum. Herkes o kadar mutsuz, o kadar umutsuz ki bu kadarcık bir şey bile umut haline gelebiliyor. Bunu anlayabiliyorum ve bu umut uğruna bile hayatlarında değişiklikler yapabilenleri de takdir ediyorum. Yeni yılın ilk günü sigarayı bırakma, rejime başlama ve kendimize verdiğimiz bilimum başka sözleri yerine getirme günü ne de olsa... :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, yeni yıldan birşey beklemiyorum ama kendimden bekliyorum. Benim için her açıdan hem zorlayıcı hem de güzel bir yıldı. Çok kötü şeyler de oldu; çok mutlu olduğum anlar da. Canımın sıkıldığı zamanlarda hayret ettiğim şeyler bugün benim için inanılmaz birer tecrübe! Kendimi her zamankinden daha iyi ve güçlü hissediyorsam, bir kısmını kötü geçen o kısa zaman dilimlerine, diğer kısmını da başardığım şeylere borçluyum. O yüzden yeni yıldan değil ama bir yıl içinde çok şey öğrenmiş olan kendimden beklentim büyük. ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yıldan beklentisi olanlara, umudu olanlara, eski yıldan bıkmışlara, astrolojiye inananlara, "Yeni yıl mı? O ne?" diyenlere, 3 ay sonra başına gelecek muhteşem şeyden habersiz sessizce bekleyenlere, öylesine duranlara, kendine inananlara, özleyenlere, beklenenlere, sevenlere ve çok sevilenlere diledikleri gibi geçecek bir yıl diliyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler,&lt;br /&gt;Joujou&lt;br /&gt;&lt;span style="background-color: white; color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-6021617068083471099?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/6021617068083471099/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=6021617068083471099' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/6021617068083471099'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/6021617068083471099'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2010/12/gel-bakalm-2011.html' title='Gel bakalım 2011'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-3464496979380941563</id><published>2010-12-16T16:20:00.000+02:00</published><updated>2010-12-16T16:20:31.402+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Acil durumda bakınız köşesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Göz</title><content type='html'>Dün öğrencilerimden biriyle ilgili beni fazlasıyla üzen birşey öğrendim. Böyle şeyleri kendine dert edinen biri olduğum için de günümün kalan kısmı berbat geçti. Zaten simsiyah giyinmiştim; bir de dertlenince iyice koyu bir kadın olup çıktım bir anda. Yüzüm asıldı, keyfim kaçtı.... Hani görenin "Aman yaklaşmayalım!" diyeceği kadar vardım. Öğleden sonra ek ders verdiğim kurumun girişinde yaşlı hocalardan birine rastladım. Kadıncağız fena halde üşümüş, yiyecek otomatından enerji verecek, çikolatalı birşeyler almaya çalışıyordu. Yardımcı olmak istedim, ayak üstü biraz lafladık. Hani böyle enerjisi dışına vuran, bundan dolayı da görenin "çatlak" diyebileceği tipte bir kadıncağız. Pek severim böyle insanları. Başka pencerelerden bakmayı öğretirler insana... Neyse, kadıncağız herhalde kendisine yardımcı olduğum için olacak, benim asık suratımı simsiyah giysilerimi görmüyormuş gibi "Aman da sen ne şirin şeysin! Yerim ben seni!" dedi. Kaldım ben tabi! "Yok canım, bana demiyordur. Hiç şirin bir halim var mı Tanrı aşkına?!" diye de düşündüm yani. İşte ne olduysa o andan itibaren oldu! Sınıftaki miniklerden biri aklını kaçırdı, tatsız şeyler oldu. Ders çıkışı öksürük krizine girdim, neredeyse ölüyordum. Arkadaşıma giderken yolda ayağım takıldı, kapaklanmaktan son anda kurtuldum. Üzerime sıcak su döküldü, akşam deli gibi ateşim çıktı, olduğum yere hiç gücüm yokmuş gibi yığıldım, falan derken annemi aradım. Durumu anlattım. "Hmmm. Sana nazar değmiş. Dur ben bir nazar duası okuyayım" dedi. Ben buna yorum yapabilecek kadar bile iyi olmadığım için "ebelek gübelek" birşeyler geveledim ve başımı yastığa bıraktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 dakika sonra, sanki öyle ölü gibi yatan, konuşmaya hali olmayan ben değilmişim gibi bir anda canlandım, kendime geldim! "Ne göz varmış sizde hocam!" demek suretiyle yaşlı hocayı aramak istedim ama numarası yoktu. Hocayı arayamayınca annemi aradım: "Ne kuvvetli nefes varmış sende anne!" diye... Annemden korkuyorum + olarak bu 'enerji' hikayesi gerçek sanırım... :))&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-3464496979380941563?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/3464496979380941563/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=3464496979380941563' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/3464496979380941563'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/3464496979380941563'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2010/12/goz.html' title='Göz'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-2770512639416475074</id><published>2010-12-09T20:48:00.001+02:00</published><updated>2010-12-09T20:48:51.648+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paçozlukta sınır tanımayanlar...'/><title type='text'>Çok komik hareketler bunlar</title><content type='html'>Burhan Kuzu yediği yumurtalara fena halde içerleyip, Rektör'ün ve Dekan'ın istifa etmesi gerektiğini söylemiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre önce Melih Gökçek'in usulsüzlüklerini (kibarca söylemeliyiz!!) kanunen örtmek amacıyla telefonda yaptıkları pazarlık ve hatta işbirliği ortaya çıktığında ben de aynı şeyi kendisi için düşünmüştüm: "Burhan Kuzu da Melih Gökçek de istifa etmeliler" diye düşünmüştüm ama elbette ki etmemişlerdi. Şimdi öğrenciler kendisini protesto etti diye dünyayı ayağa kaldırıyor. İnsan ister istemez gülümsüyor. Adaletin sadece kendisine işlemesi gerektiğini düşünen kişi, ismi "Adalet ve Kalkınma Partisi" olan bir partiye mensup... :)))&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-2770512639416475074?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/2770512639416475074/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=2770512639416475074' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/2770512639416475074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/2770512639416475074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2010/12/cok-komik-hareketler-bunlar.html' title='Çok komik hareketler bunlar'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-8278763083916443790</id><published>2010-11-29T11:48:00.002+02:00</published><updated>2010-11-29T15:09:40.602+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Acil durumda bakınız köşesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İdrak yolları tıkanıklığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Süt dişim ve Pollyanna</title><content type='html'>Geçen gün derste kendimi "Bizim zamanımızda..." diye başlayan bir cümle kurmak üzereyken yakalayıp, son anda durdurdum! Yok böyle bir cümle çünkü. "Bizim zamanımız"ın, bu dönemin çocukları üzerinde hiçbir hükmü, onlar açısından hiçbir anlamı yok. Yaşamadıkları, solumadıkları bir geçmişe onları dahil edip, ders çıkarmalarını sağlamaya çalışmak çok anlamsız. Kendi dönemimizin varlıkları ve yoklukları arasında başardığımız ya da başaramadığımız şeylerden yalnızca biz sorumluyuz. Dolayısıyla edinilen tecrübe de sadece bizim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de örnekleme yapma ihtiyacı hissediyorum. "Elimizde hiçbir olanak yokken, biz bunları başardık. Bak, senin elinde neler var! Neden duruyorsun?" demek istiyorum. Boş gözlerle bakıyor yüzüme. O da kendi dönemini yaşıyor çünkü. Kabullenemediğim şey ise bunun farkında olmaması. Sonra düşünüyorum, "Peki ben aynı yaştayken bunun farkında mıydım?" diye... Neyse ki yanıt "Evet!" Hem okuyup hem çalışmanın ve dört yılı uykusuz, yorgun geçirmenin başka bir açıklaması olamaz! "Şimdi onlardan da aynı şeyi yapmalarını mı bekliyorsun?" diye kendime sorduğumda da yanıtım şu oluyor: "Hayır! Sadece neye sahip olduklarının farkında olmalarını ve bunun hakkını vermelerini bekliyorum" Çok beklerim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ek ders verdiğim 12-13 ve 15-16 yaşındaki çocuklardan oluşan 4 grubum var. 12-13 yaş grubuna verdiğim derslerden birinde, bir sonraki hafta için derse getirmeleri gereken malzeme listesini vermek üzere ayağa kalktım ve "Malzeme listesini veriyorum çocuklar, yazın!" dedim. Defterlerini açmalarını beklerken, hepsi birer dokunmatik ekranlı cep telefonu çıkardı ve parmaklarını hazırlayıp "Evet öğretmenim?" diye merakla yüzüme bakmaya başladılar! Telefona not alacaklar! İnanamadım... Hatta lafımı unutup 1-2 dakika öylece kalakaldım.&amp;nbsp; "Öğrenci" olma kavramıyla bu durumu bağdaştıramıyor olmamın yanında, o yaştaki çocuklarda bu kadar pahalı telefonlar olması da beni ayrıca şaşırttı. Öyle ya, şimdi bu çocukların eline bu telefonları verdik diyelim ki. Sonra? İlkokul bitince ne alacağız? Araba mı? Lise bittiğinde malikane ve üniversite bittiğinde de yat alırız herhalde. Yalnız evlenirken ne ister, onu tam kestiremiyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birşeylerin farkında olsunlar, bilinçli olsunlar istiyorum; çok güzel de onlara "ödül-ceza" kavramından, "çalışıp elde etmek" kavramından habersiz ya da habersizmiş gibi görünen aileler böyle yaklaştıkça çocuklar bu kavramları nasıl idrak ederler, gerçekten bilmiyorum! Mesele bazı ailelerin bunları alacak gücünün olması ve diğerlerinin olmaması değil. Çocukta "çalışmanın karşılığını alma" kavramı yerine, sadece "isteme" ve "tüketme" kavramlarının gelişiyor olması. Çaba harcayarak birşeylere ulaşmayı bilmediği için de elindekinin değerini bilmeyen çocuklar yetişiyor yazık ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlkokula başlayıp okumayı yeni yeni söktüğüm günlerde süt dişlerimin tamamı dökülmemişti henüz. Öndeki bir tanesi feci sallanıyordu ve annemle babam yutmamdan korktukları için çekmek istiyorlardı ama ben de dişi çektirmekten deliler gibi korktuğum için konu açıldığı anda ortadan kayboluyordum. Bir gün babam bir eliyle arkasında birşey sakladığını belli eden bir tavırla yanıma geldi ve "Seninle bir anlaşma yapalım: Eğer dişini almama (dikkat edin lütfen, "çekmek" değil) izin verirsen, sana bir armağan vereceğim" dedi. "Gerçekten mi? Ne vereceksin? Ne vereceksin?" diye zıpladığımı hatırlıyorum. "Çok değerli birşey!" dedi. Müthiş heyecanlandım. Hala çok korkmama rağmen kabul ettim. Diş artık iyice yerinden çıktığı için babam kolayca çekip aldı. Ağzıma minik bir pamuk parçası yerleştirdikten sonra da "Eveeet, ödülü hak ettin!" dedi ve arkasına sakladığı paketi çıkardı. Sevinçle elinden kapıp paketi açtım. İçinden Pollyanna kitabı çıktı. Bir kitap! Çok sevindiğimi hatırlıyorum. Hem ödüllendirilmiş olmaktan hem de dişimden kurtulmuş olmaktan dolayı... Babamın o zaman yaptığı şeyin geleceğime nasıl şekil verdiğini ise şimdi daha iyi anlıyorum. Kitap okumayı, bilgi edinmeyi "ödül" olarak algılamamı sağlamıştı. Sonraki yıllarda kardeşimle benim karne hediyesi olarak aldığımız tek hediye her zaman için kitaptı! Teknolojiye hiç uzak durmadılar ama herşey bir çabamızın karşılığı olarak bize verildi. Emek vermenin güzelliğini bu sayede öğrendik ikimiz de. Sahip olduklarımızı çalışarak, çaba harcayarak elde ettiğimiz için de kıymetlerini bildik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi aynı değerlere kendi öğrencilerim de sahip olsunlar, çaba harcasınlar, emek versinler istiyorum ama... "Bizim zamanımızda..." diye başlayan bir cümleyi boşuna mı kuruyorum?&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-8278763083916443790?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/8278763083916443790/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=8278763083916443790' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/8278763083916443790'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/8278763083916443790'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2010/11/sut-disim-ve-pollyanna.html' title='Süt dişim ve Pollyanna'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-1946053678439955971</id><published>2010-11-22T11:37:00.000+02:00</published><updated>2010-11-22T11:37:59.510+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kültür eylemleri :)'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Tatil dönüşü yazısı</title><content type='html'>9 günlük tatil size yetti mi bilmiyorum ama bana yetmediği kesin. İçinizden "Yuh! Allah gözünü doyursun!" diyorsunuzdur belki ama yapacak çok fazla şey birikip, zamanınız ise az olduğunda ve bunlara ek olarak dinlenmeye deli gibi ihtiyacınız olduğunda 9 gün yetmiyor işte, ne yapayım?! Uzun tatil dönemleri bende şöyle geçer mesela (7 gün için anlatıyorum):&lt;br /&gt;1. Yapılacakların listesinin yapılması&lt;br /&gt;2. Dinlenmek isteyen bünyenin bu listeyi tatilin son iki gününe atması.&lt;br /&gt;3. "Önce çalış, sonra dinlen!" diyen bilincin ise bünyenin öngördüğü 5 günlük dinlenme süreci boyunca sürekli beni huzursuz ederek tüm aktiviteleri zehir etmesi.&lt;br /&gt;4. Son iki güne bu huzursuzluktan yorulmuş bir zihinle girilmesi.&lt;br /&gt;5. Tam konsantrasyon ve bir an önce işlerden kurtulma azmiyle geçen son iki gün ve...&lt;br /&gt;6. Haftaya yorgun başlanması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abartmıyorum, bu listedeki sıralama aynen böyle gerçekleşiyor. Sonra ne oldu? Tatil mi yapmış oldum? Hayır! Ama bu tatilde nasıl olduysa zinciri kırmayı başardım. İlk 2 gün yapılması gerekenlerin bir kısmını yaptım. Hatta 3 günlük şehir dışı yolculuğum için minik çantamı da zamanında hazırlamayı ve hiçbir şey unutmamayı başardım. Aslında asıl büyük başarım 3 günlük yolculuk için 4 tane pantolon, 5 tane bluz, 2 tane hırka, 4 tane fular, 3 tane ayakkabı, vs... &lt;b&gt;almadan&lt;/b&gt; yola çıkabilmiş olmam! Ben bile hala inanamıyorum 3 günü 2 bluz, 1 pantolon ve 1 eşofmanla geçirebildiğime... Galiba bünyem "giysi seçme" aktivitesine tatil boyunca ara vermek istedi. :P Neyse, sonuç olarak 3 günlük geziyi "gezi" kelimesinin hakkını vererek tamamladıktan sonra "Ankara'ya dönüşte yapman gerekenler vaaaaar!" diye beynimi yiyen bilincime inat "Parmağımı oynatırsam adiyim! Keyif yapacağım!" şeklinde yanıt verdim ve gerçekten de sadece keyif yaptım. İşler birikti mi? Evet. Bu hafta biraz sıkışık geçecek mi? Evet. Pişman mıyım? Hayır! :D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tatilin son iki günü neredeyse aralıksız film seyrederek geçti. Zamanım olduğunda seyrederim, düşüncesiyle ötelediğim tüm filmleri seyrettim. Hatta biraz fazla birikmişler, 1 tanesi kaldı yine. "Demek ki o filmi izlemenin zamanı gelmemiş henüz" diye düşünerek çok üzerinde durmadım. Seçtiğim filmlerin arasında bir tane de "sabun köpüğü" ya da "romantik komedi" sınıfına sokulabilecek "It's complicated" vardı. Aslında filmler hakkında yazmayı seviyorum ama bu film hakkında uzun uzun yazmak istemiyorum. Sadece şu: Eğer 30'un üzerindeyseniz, sevgilinize anlamsız kaprisler yapma dönemini atlattıysanız, ilişkilerle ilgili beklentileriniz değiştiyse ve hatta beklenti kavramından giderek uzaklaşıyorsanız, Meryl Streep komik olabilir mi diye merak ediyorsanız ve "Allahım! Alec Baldwin nasıl bu hale geldi?" diye hayal kırıklığı yaşamaya da hazırsanız, bu filmi izleyin. Ben çok keyif aldım (çok da güldüm), tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese iyi haftalar! ;)&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-1946053678439955971?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/1946053678439955971/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=1946053678439955971' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/1946053678439955971'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/1946053678439955971'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2010/11/tatil-donusu-yazs.html' title='Tatil dönüşü yazısı'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-1843248066208299056</id><published>2010-11-10T00:36:00.000+02:00</published><updated>2010-11-10T00:36:02.073+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Atam'a...</title><content type='html'>Ne senin gibisi geliyor, ne boşluğun doluyor... Her geçen gün zekana, öngörüne ve seni üstün kılan tüm diğer özelliklerine hayranlığım artarken; sana ve mirasına layık olamadığımız için utancım da büyüyor... Yine de yolum senin yolun, fikrim senin fikrin! Belki de bu yüzden ölümsüzsün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni çok özledim!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-1843248066208299056?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/1843248066208299056/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=1843248066208299056' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/1843248066208299056'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/1843248066208299056'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2010/11/atama.html' title='Atam&apos;a...'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-156296535250331251</id><published>2010-11-04T16:33:00.000+02:00</published><updated>2010-11-04T16:33:51.478+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Pizzeria</title><content type='html'>Şimdi yazacağım konu aslında bayat ve sadece Ankara'da yaşayanları / yaşamışları ilgilendiren bir haber. Ama benim için önemli olduğundan kısaca geçiştirmek istemedim ve başımı hastalıktan kaldıramadığım için de ancak bugüne kaldı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sünger Bob çocuklarının hatırlayamayacakları kadar uzun süredir Ankara'da oturanlar bilirler: Kızılay'da Pizzeria diye bir pizzacı vardı. Kızılay ve civarında gidilebilecek az sayıdaki düzgün yerlerden biriydi Pizzeria. Kötü ses sistemiyle insanların kulaklarına eziyet etmeyen, rahatça yemeğinizi yerken arkadaşınızla sohbet de edebildiğiniz, güleryüzlü servis elemanlarına sahip bir yerdi. Meşrutiyet Caddesi'ne bakan pencerelerinden şehrin kalabalığı ve griliği dışında birşey görünmese de Pizzeria Kızılay için çok iyi bir seçenekti. Eskiden ortağımla beraber iş çıkışı oraya gidip kafa dağıtır; evlerimize günün stresini atmış olarak dönerdik. Sevdiğim arkadaşlarımla da sık sık gittiğim bir yerdi. O kadar çok anım var ki Pizzeria'da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonraları iş yerim şehrin diğer ucuna düşünce, vakit bulup oraya uğrayamaz oldum. Zaman geçti, Pizzeria eskidi. Kızılay ve Tunalı taraflarına yeni yerler açıldı ve insanlar sanırım eskisi gibi orayı doldurmaz oldular. 2 hafta önce Kızılay'a işim düştü ve orada yemek yemeye karar verdim. Binanın önüne bir geldim ki Pizzeria kapanmış ve hatta kapanmakla da kalmamış, yerine bir dönerci açılmış! O kadar kötü oldum ki... Olduğum yerde kalakaldım bir süre. Hayatımın çok keyifli geçen bir dönemini ve güzel anılarla dolu bazı sayfalarını çöpe atmışlar gibi hissettim. Dönercinin biri de kızdırdığı tereyağını üzerine döküyormuş gibi hatta... Durduk yere dönerciye düşman oldum! Eşyaya ve mekana anlam yüklemeyen biriyim aslında. Ama Pizzeria'ya yüklemişim farkında olmadan. Hala düşününce kötü hissediyorum. Sanki çok sevdiğim biri ölmüş de cenazesine bile yetişememiş gibiyim... Bir yaştan sonra (sanki 50 yaşımdayım :P) böyle oluyor demek ki: Mekanlar sizi geçmişe bağlıyormuş gibi hissediyorsunuz. Hüzün basıyor bünyeyi, çaktırmadan dertleniyorsunuz...&lt;br /&gt;&lt;div style="color: white;"&gt;. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-156296535250331251?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/156296535250331251/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=156296535250331251' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/156296535250331251'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/156296535250331251'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2010/11/pizzeria.html' title='Pizzeria'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-6435106689752348802</id><published>2010-10-31T01:42:00.000+03:00</published><updated>2010-10-31T01:42:13.171+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kızsal Muhabbetler'/><title type='text'>Boğdun beni</title><content type='html'>Çok sevmiştim bu filmi ilk izlediğimde. Ne zaman başladı, ne ara bitti  anlamamıştım. Bana kontrolsüz tepkiler verdirtip, şaşırtmasıydı belki de  bu kadar kendine çeken. Bir ağlayıp bir güldüğümü ve hatta bir yerinde  okkalı bir küfür savurduğumu çok iyi hatırlıyorum. Sinemeda izleyip  sevdiğim filmleri mutlaka arşivime katarım ama... Bu filmi hiçbir zaman  almak istemedim. D&amp;amp;R'de dolaşırken defalarca DVD'sine rastlamama ve  her seferinde elimi uzatmama rağmen, hep son anda almaktan vazgeçtim.  Birşey durdurdu beni her seferinde. Tanımlayamadığım, boğazımı sıkan,  beni nefessiz bırakıp bunaltan birşey... Ne olduğunu hiç çözemedim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerdir beni süründüren hastalık en sonunda yataklara düşürdü.  Hareketsiz kalmaktan nefret ettiğim halde parmağımı oynatacak gücü  bulamadığımdan, "Bari beynimi oyalayayım" dedim ve evdeki DVD'leri  sıradan geçirdim. Her birini beşbin defa izleyip, bir yandan da 4 günlük  tatili hastalıkla yediğim için söylenirken TV'de ilginç birşeyler bulma  umuduyla kanallar arasında gezinmeye başladım ve o film...! İzlesem mi  izlemesem mi ikilemi çok uzun sürmedi ve kendimi bırakmaya karar verdim.  Ama tuhaf bir biçimde o boğuluyormuşum hissiyle birlikte... İzlerken  sürekli aynı şeyi düşündüm: Neden bu filmi sevdiğim halde izlemek beni  boğuyor? Yanıtı beni çok etkileyen sahnelerden biri verdi. Bu sahneyi  daha önce 2 defa izlemiş olmama rağmen yanıtın burada olduğunu  farkedememiş olmak ne tuhaf! Başroldeki karakter o kadar kendini bilmez,  o kadar ayakta uyuyan, o kadar beceriksiz bir tip ve etrafındaki  herşeyi öyle kayıtsızca tüketiyor ki izlerken boğazını sıkmak istiyorum.  Böyle omuzlarından sertçe tutup sarsmak istiyorum. Bunu yapamadığım  için de ben boğuluyormuş gibi oluyorum. Hani böyle karşınızda kararlı,  duyarlı, aklı başında, ne istediğini bilen ve istediği şeyin peşinden  giden birini görmek istersiniz ve göremeyince hayal kırıklığına  uğrarsınız ya; işte bu tip beni böyle hayal kırıklığına uğratıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Eee, herkes böyle olmak zorunda mı?" sorusunu soruyorum sonra kendime.  Herkes mükemmele yakın olmak zorunda mı? Olabilir mi? Olamaz elbette ki.  Ama basit özelliklere sahip olabilir. Ne istediğini bilmek ve bunun  için mücadele etmek gibi. Ne olduğunu bilmek ve bununla barışık  olabilmek gibi. Tutarlı bir tarafı olsun istiyorsunuz karşınızdaki  insanın belki de. Söylediğiyle yaptığı bir olsun istiyorsunuz. Zor tabi  böyleleriyle karşılaşmak. Ama filmde beni boğan şey, gerçek hayatta da  beni boğan şeyle aynı: Ne zaman ki karşımdaki birşeyler yapmadan sadece  duruyor; işte o zaman benim bütün saygım bitiyor... Boğuluyorum!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-6435106689752348802?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/6435106689752348802/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=6435106689752348802' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/6435106689752348802'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/6435106689752348802'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2010/10/bogdun-beni.html' title='Boğdun beni'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-7104461552118120601</id><published>2010-10-29T00:45:00.000+03:00</published><updated>2010-10-29T00:45:48.587+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kutlanası günler'/><title type='text'>29 Ekim</title><content type='html'>"Arkadaşlar, efendiler ve ey millet! İyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır." demiş ATAM. Benim de bu bayramda bundan öte sözüm yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="color: #cc0000;"&gt;29 Ekim Cumhuriyet Bayramı&lt;/b&gt;'mız kutlu olsun!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-7104461552118120601?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/7104461552118120601/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=7104461552118120601' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7104461552118120601'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7104461552118120601'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2010/10/29-ekim.html' title='29 Ekim'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-884855236763145586</id><published>2010-10-22T21:46:00.000+03:00</published><updated>2010-10-22T21:46:41.651+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İdrak yolları tıkanıklığı'/><title type='text'>Zor değil, 5 harf sadece...</title><content type='html'>Hayatında bir defa olsun "Neden?" diye bir sor!&lt;br /&gt;Bir defacık!&lt;br /&gt;"Bunu benden neden istemişler?" de...&lt;br /&gt;"Neden burayı böyle yapmışlar?" de...&lt;br /&gt;"Neden benimle aynı düşünmüyor?" de...&lt;br /&gt;"Neden bu yoldan gitmek zorundayım?" de...&lt;br /&gt;"Neden cinsi ayrıımcılık var?" de...&lt;br /&gt;"Bana bunu neden dayatıyorlar?" de...&lt;br /&gt;"Neden başka türlü olmuyor?" de...&lt;br /&gt;"Bu mantıksız! Neden kabul ediyorum?" de...&lt;br /&gt;"Bu söylediğin dayanaksız. Neden iddia ediyorsun?" de...&lt;br /&gt;"Neden kendini benim yerime koymuyorsun?" de...&lt;br /&gt;ve hatta&lt;br /&gt;"Neden kendi işine bakmıyorsun?!" de...&lt;br /&gt;Sor bir kere. Boynunun üzerinde taşıdığın şey çimen çıkaran bir Çim Adam değil arkadaşım. Beynin var onun içinde, biliyor musun? Sen kullan diye konmuş. Soru sor, sorgula, araştır, değerlendir, algıla, anla diye konmuş. Sana dayadıkları şeyleri doğru değerlendir; hemen atlayıp kabullenme diye konmuş. Fikir üretmekten korkma, sorgulamaktan korkma ki gerçeğe ulaşabilesin diye konmuş! Sen aval aval etrafa bakın, görüş mesafeni sıfıra indir, düşünme; sadece ye, iç, uyu ve denilenleri yap diye konmamış. Hayır, aldırdıysan söyle de boşa çene yormayalım. Nasılsa birileri senin adına düşünüyor; haftada bir yemini, suyunu veririz, yaşar gidersin!&lt;br /&gt;&lt;span style="color: white;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-884855236763145586?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/884855236763145586/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=884855236763145586' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/884855236763145586'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/884855236763145586'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2010/10/zor-degil-5-harf-sadece.html' title='Zor değil, 5 harf sadece...'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-48537650511915796</id><published>2010-10-21T15:42:00.003+03:00</published><updated>2010-10-22T00:00:47.244+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akla zarar...'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Kısa kısa...</title><content type='html'>&lt;div style="color: black;"&gt;+ Bugün, trafik ışıklarında en önde durduğu halde sarı yanar  yanmaz kornaya basan bir taksi şoförü gördüm. Kendisi belli ki değişik  bir insan. "WC" yazısını gördüğünde neler olduğunu merak ediyorum... &lt;/div&gt;&lt;div style="color: black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;+&lt;/b&gt; Twitter ya da Facebook üzerinden hayatlarının her  saniyesini bizlerle paylaşan insanları çok paylaşımcı buluyorum.  Delicesine merak ettiğimiz konularda bizi aydınlatmaları ne kadar hoş  bir davranış...&amp;nbsp; "Şu anda tuvaletteyim..." ayarında mesajları kaçırmamak  için ne yapacağımı şaşırıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black;"&gt;+ Birbirinin tamamen aynı iki ayakkabı arasındaki 150 TL'lik fiyat farkının nedenini sorduğumda, "Normal &lt;b&gt;hanfandi&lt;/b&gt;, bu İtalyan!" diyen kompleksli satıcının kafasını neden hemen yan rafta duran çizmenin içine sokmak istediğimi ben de bilmiyorum...&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;+&lt;/b&gt;  Reklamcılar / Tv yöneticileri, ülke olarak hepimizin sağır olduğunu  düşünüyorlar sanırım. Program arasına giren reklamın sesini kısabilmek  için deliler gibi kumanda aramak zorunda kalışımızın başka bir  açıklamasını yapamıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;+&lt;/b&gt; "Bir lira sekizyüzelli  kuruş" (Ankara'da kısa mesafe - kişi başı dolmuş ücreti) uzatarak,  "İletir misiniz?" dediğim kişinin "Kaç kişi?" diye sormasını çok  eğlenceli buluyorum. Birgün "8 kişi" diyeceğim. Bakalım bu durumu dolmuş  şoförüne nasıl açıklayacak?&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;+&lt;/b&gt; "Bugün saksağanın  tekdüzeliğiyle özledim seni, yalnızlığımın limonlu kıyılarında..."  ayarında cümleler kurabilenleri takdir ediyorum. Ama herhalde "dahi"  anlamındaki 'de'yi doğru yerde ayırdıkları zaman şoktan şoka koşarım,  diye düşünüyorum...&lt;/div&gt;&lt;div style="color: white;"&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-48537650511915796?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/48537650511915796/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=48537650511915796' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/48537650511915796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/48537650511915796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2010/10/ksa-ksa.html' title='Kısa kısa...'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-2210872779778769242</id><published>2010-10-15T11:39:00.003+03:00</published><updated>2010-10-16T20:58:19.427+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Benden...'/><title type='text'>Edi &amp; Büdü</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/xca79f_elmal-pasta_fun"&gt;http://www.dailymotion.com/video/xca79f_elmal-pasta_fun&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;Yeniden çocuk olmak istiyorum. Sabahtan öğlene kadar okula gitmek; öğlen eve geldiğimde anne tarafından yapılmış kurabiye ve limonatayla karşılanmak istiyorum. Kucağımda kurabiye tabağı, yere bağdaş kurup Edi'yle Büdü'yü izlemek ve Kurabiye Canavarı çıktığında, tabağımdaki kurabiyelere sevinmek istiyorum. Çarpım tablosunu ezberlemek dışında sorumluluğumun olmadığı bir zaman diliminde yaşamak ve "Uykudan Önce"yi izleyip, kulağımda kalan son ses "Kuzucuklarım... :))" diyen Adile Naşit iken uyumak istiyorum... :)&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;span style="color: #073763;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-2210872779778769242?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/2210872779778769242/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=2210872779778769242' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/2210872779778769242'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/2210872779778769242'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2010/10/edi-budu.html' title='Edi &amp; Büdü'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-7835517382299285344</id><published>2010-10-12T22:37:00.000+03:00</published><updated>2010-10-12T22:37:23.666+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akla zarar...'/><title type='text'>Araştırmacı gazeteci Joujou başka alemlerden bildiriyor! :P</title><content type='html'>"O sırada anahtarın kapıda dönme sesi duyuluyor ve kız bilgisayarını kapatıp arkasına yaslanıyor ya hani? Mavisi kalmadığı için mecburen grisini aldım. Ama bu da iyi durdu bence." dedi.&lt;br /&gt;Doğal olarak söylediklerinden hiçbir şey anlamadım. Kız kim? Bilgisayarı neden panikle kapatıyor? Mavi-gri meselesi ne? Ve hatta ne alaka?&lt;br /&gt;"Ne diyorsun yahu??" dedim.&lt;br /&gt;"Mavisi yoktu, diyorum. İndirimde ya kalmamış. Gri aldım. Gerçi geçen senenin modası ama olsun. İyi durdu yine de mavi kadar."&lt;br /&gt;"O değil, o değil. Bilgisayar ne alaka?"&lt;br /&gt;"Ne bilgisayarı?... Haa, e filmdeydi ya işte... Konuştuk ya az önce o sahneyi?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten mi? Konuştuk mu biz o sahneyi? Bahsettiği filmi çok severim. Defalarca izlediğim için de üzerinde konuşup konuşmadığımızı kestiremiyorum. Bana yalan söylemesi için bir neden de yok ama... Peki konuştuysak aradaki cümleler nereye gitti? Bilmiyorum... Son zamanlarda o kadar sık oluyor ki... Biri bir cümleye başlıyor; dikkatle dinlediğimi zannederken kendimi bir başka cümlenin ortasında, şaşkınlığın kıyısında ve konuşanın beni dikkatle inceleyen şüpheci gözlerinin karşısında buluyorum. Ne oluyor? Neden oluyor? Ben o arada nerelere dalıp gidiyorum; bilmiyorum... Daha da kötüsü şu ki konuşanın sorduklarına yanıt veriyorum. Bunu da dalıp gittiğim yerden döndüğüm bir anda konuşan kişinin bana "Evet, evet, sen de çok haklısın!" demesiyle farkettim. Ben ona her ne dediysem haklı da bulmuş beni üstelik. Rezalet! :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir arkadaşım vardı lisans döneminde: İnsanlar konuşurken suratlarına boş boş bakar ve ilgisini çekmediyse bir anda dönüp gidiverirdi. Konuşan bakakalırdı ardından. Onaylamasam da çok eğlenirdim bu hareketiyle. Son zamanlarda edindiğim bu tuhaf huyu böyle bir hareketle birleştirsem süper ötesi harika bir hareket olmaz mı? Yani biri konuşurken dalıp gittikten sonra, kendime geldiğim ilk anda tamamen alakasız bir konuya ifadesiz bir yüzle giriş yapsam? "Deli Joujou hareketi" ya da direk "Deli Joujou" diye adım çıkar mı ki? Hem o zaman cezai ehliyetim de olmaz ki bu da hiç fena olmaz! En fazla "Deli ayol!" deyip geçerler... :)))&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #073763;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-7835517382299285344?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/7835517382299285344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=7835517382299285344' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7835517382299285344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/7835517382299285344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2010/10/arastrmac-gazeteci-joujou-baska.html' title='Araştırmacı gazeteci Joujou başka alemlerden bildiriyor! :P'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8854847256810376019.post-2756300535114396632</id><published>2010-10-11T00:29:00.002+03:00</published><updated>2010-10-11T00:30:54.275+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İdrak yolları tıkanıklığı'/><title type='text'>Silence! ...or I will kill you!</title><content type='html'>Telefon çaldı. Baktım, ekranda tanımadığım bir numara. "Efendim?" dedim.  Karşıdan şöyle bir yanıt geldi: "Alüüü? Sabiha Abla'yı versene!!" İşte bu  benim en sevdiğim telefon diyaloğudur. Önce kendini tanıtsana, seni yogita! Sen kimsin? Sabiha Abla kim? Ben  Sabiha Abla'nın nerede olduğunu bilmekle mükellef kişi miyim? Doğru  numarayı aramamış olabileceğin sesimi duyduğunda aklına gelmiyor mu? Saat kaç? Artı olarak bana neden telesekreter muamelesi yapılıyor? Bilmiyorum ben  bu soruların yanıtlarını... Kadının da umuru değil zaten. Gecenin bir yarısı Sabiha Abla'sının derdinde. Sabiha  Abla'sına kavuşmak için, rakip oyuncuları yararak aralarından geçen  Amerikan futbolcusu kadar konsantre ve azimli bir şekilde telefonda emrediyor. Peki ben bunu eğitmeli miyim? Hayır. Çünkü nafile bir çaba olacak; çok belli. 00.12 itibariyle de sinirimi bozmayı düşünmüyorum. Kısaca "Sabiha kalmadı, Busenaz var; olur mu?" diye soruyorum. Kadın kısadevre yapıyor. "Ebelek, gübelek..." derken ben konuşmadan telefonu kapatıyorum. Ama anlayacağını bilsem, "Silence! ...or i will kill you!" demek istiyorum... Evet.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #0b5394;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8854847256810376019-2756300535114396632?l=joumb.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://joumb.blogspot.com/feeds/2756300535114396632/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8854847256810376019&amp;postID=2756300535114396632' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/2756300535114396632'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8854847256810376019/posts/default/2756300535114396632'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://joumb.blogspot.com/2010/10/silence-or-i-will-kill-you.html' title='Silence! ...or I will kill you!'/><author><name>Joujou</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11638636549271112297</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-IqXCP9St8PE/TyHgjRAb6PI/AAAAAAAAAXo/VPyxp4I1Wck/s220/Joujou5.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
